İnatlaşmanın Sosyal Hayata Olumsuz Etkileri

İnatçılık Ve Zararları



İnsanlar,köy,kasaba,ilçe ve illerde diğer insanlarla birlikte yaşar.Bu,ister istemez insanların birbirleriyle ilişki içerisinde olmalarını gerektirir. Okul,işyeri,mesken ve yol gibi bir çok alanda insanlar yüzyüze gelir,alış-veriş yapar,bilgi alış-verişinde bulunurlar.Toplum hayatında insanlar daima birbirlerine muhtaçtır.Bu ilişkilerde insanların anlayışlı,hoşgörülü ve haklara saygılı olmaları;bencil ve çıkarcı olmamaları kendileri için sevip arzu ettiklerini başkaları içinde sevip arzu etmeleri sosyal barış,huzur ve güvenin teminatıdır.

Kin,düşmanlık,haksızlık, kötü sözlü ve kaba davranışlı olmak gibi sosyal ilişkileri olumsuz yönde etkileyen huy ve davranışlar vardır.Bu davranışlardan biri de ‘inat’ olmaktır.

‘İnat’ Türkçe’ye Arapça’dan girmiş bir kelimedir.Arap dilinde bu kelime,’hakkı bilerek reddetmek,doğru yoldan sapmak,kibirlenip isyan etmek,karşı çıkmak,hakkı bildiği halde aksini yapmak,damardan kanın kesilmeyip sürekli akması,hayvanın sürüden ayrılıp yalnızca otlaması’ anlamlarındaki ‘a-n-d’ kökünden türemiştir.Bu davranışları sergileyenlere ‘anid (çok inatkar)’ denir.Kur’an’da dört ayette geçmiş ve hepsi de olumsuz anlamda kullanılmıştır;

Arap kavimlerinden biri olan ve kendilerine Hud peygamberin gönderildiği Ad kavmi,Kur’an’da zorba ve inatkar insanlara uymakla kınanmaktadır:

‘İşte Âd (kavmi). Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O’nun peygamberlerine âsi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular (Hud’59)’

‘Ad’ aslında hükümdar olan kişinin ismidir,daha sonra kavim bu adla anılmıştır.Ad,ay’a tapan bir insandı,vatandaşlarını da ay’a tapmaya sevk etmişti.Yüce Allah Hud (a.s)’u kendilerine peygamber olarak gönderdi.Ancak bunlar gönderilen ayetleri yalanladılar,yalanlamakla beraber peygambere isyan bayrağını çektiler.Toplumdaki ‘anid’ insanlara doğru yoldan sapmış,bilerek Hakk’a karşı çıkan azgın insanlara uydular.Allah da onları şiddetli bir kasırga ile helak etti.

Helak edilens adece Ad kavmi değil,pek çok toplumun zorba ve inatkar oldukları,peygamberlerine karşı çıktıkları için cezalandırıldılar.Şu ayet de bu gerçeği ifade etmektedir;

‘(Peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inatçı zorba da hüsrana uğradı (İbrahim’15)’

Kur’an’da ‘inatkarlık’ kafirlerin niteliği oldukları zikredilmektedir.Kaf süresindeki kafirler;

Hakk’a karşı inatkar,hayrı (imanı,ibadetleri,salih amelleri) sürekli engelleyen,haddi aşan / ilahi sınırları çiğneyen,şüpheci ve Allah ile birlikte başka ilah edinen kimseler’ olarak nitelenmiştir.

‘inat’ kelimesi dilimizde daha çok,söz,iş ve davranışlarındaki olumnsuzluğu ifade etmek için kullanılır.İnatkarlık,bir karakter ve ahlak zafiyeti olarak karşımıza çıkar.İnsanın inatkar olmasının bazı sebepleri vardır ki,bunlar;

1-) Kibir Ve Ucub = Kibir,kişinin kendini daha üstün daha değerli ve daha önemli;başkalarını küçük,değersiz ve önemsiz görmesi; ucub ise kendini beğenme ve egoist olmasıdır.

Büyüklenmeye ve kendini beğenmişliğe kişinin sahip olduğu konumu,mal varlığı,makamı,itibarı ve benzeri şeyler sebep olabilir.

Kibir; Hakkı kabule,ibadet etmeye,alçak gönüllü ve saygılı olmaya engel olan bir davranıştır.Peygamberimiz (s.a.v) ‘Size cehennemliklerin kimler olduğunu haber vereyim mi?’ diye sormuş,cehennemliklerin ‘Katı kalpli,kaba,cimri ve kurularak yürüyen kibirli kimseler’ olduğunu bildirmiş ve kibri;

‘hakkı kabul etmemek ve insnaları hakir görmek’ şeklinde tanımlamıştır.Yüce Allah;

‘Yeryüzünde böbürlenerek yürüme.Çünkü sen yeri asla yaramazsın,boyca da dağlara erişemezsin (İSra’37)’

Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme.Çünkü Allah hiçbir kibirliyi,övünüp duranı sevmez (Lokman’18)’ anlamındaki ayetlerle kibri ve kibirli olmayı yermiş ve menetmiştir.

İblis’in Allah’ın Adem’e secde etme emrine karşı çıkmasına,huzurdan kovulmasına ve lanetlenmesine büyüklenmesi / inat etmesi sebep olmuştur.İblis’in Adem’e sevcde etmemesi Kur’an’da şöyle bildirilmektedir;

‘Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın (A’raf’12)’ karşılığını verdi

Bu itibarla mümin; kibirli,dolayısıyla inatkar olamaz.Çünkü kibirli insan cennete giremez.

2-) Hatasını Kabul Etmeme Ve Özür Dileyememe = İnsan hata yapabilecek ve günah işleyebilecek özellikte yaratılmıştır.Peygamberimiz bu hususu şöyle beyan etmiştir;

‘Ademoğlunun hepsi günahkardır.Günah işleyenlerin en hayırlısı ise tövbe edenlerdir’

Günah ve hatalara tövbe edebilmek kulluğun gereğidir.Peygamberimizin beyanı ile;

Günahına tövbe eden kimse,hiç günahı olmayan kimse gibidir’

Al’i İmran Süresinde muttakiler şöyle tanıtılmıştır;

‘O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler (Al’i İmran’134-135)’

Günahta ısrar etmek,hatayı kabul etmemek,özür dileyememek kibirli ve inatkar olmanın sonucudur.Şeytan Adem’e secde etmemiş,böylece Allah’a karşı çıkmış ve günahkar olmuştur.Günahına pişmanlık duymamış,inat etmiş ve Allah’ın rahmetinden kovulmuştur.Adem (a.s) ve eşi de yasaklanan ağacın meyvesinden yemiş,böylece günah işlemiştir.Ancak Adem (a.s) ve eşi şeytan gibi günahlarında ısrar etmeyip hemen tövbe etmişlerdir.

Kur’an-ı Kerim’in beyanı ile;

‘(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz (A’raf’23)‘ diyerek Allah’a yalvarmış,günahlarında ısrar etmemişlerdir.Bu itiraf,tevazu ve tövbe edenlerin affedilmesine;İblis’in inadı,kibri ve isyanı da lanetlenmesine sebep olmuştur.

Sonuç olarak;

İnat kavramı ayet ve hadislerde hep olumsuz anlamda kullanılmış,haktan sapan ve bile bile gerçeği kabul etmeyen insanların özelliği olarak zikredilmiştir.

İnatkarlık;

Sosyal ilişkilerde olumsuzluklara,huzursuzluklara,dargınlıklara,kavgalara sebep olabilmektedir.

Mümin,sosyal ilişkilerde inatkar olamaz,hakka ve doğruya karşı çıkmaz.

Çünkü;

‘Mümin başkalarıyla hoş geçinir ve kendisiyle hoş geçinilir.Başkalarıyla hoş geçinmeyen ve kendisiyle hoş geçinilmeyen kimsede hayır yoktur’



Kaynak = İsmail Karagöz / Kur’an’dan Öğütler / bkz:295-302