Kuran Yurdu

İlmiyle Amel Eden Alimler

    Dürüst Alimin Özellikleri:

    Eğer ‘bilgili bir vaizin gösteriş gayesi olmadan ihlaslı ve dürüst olduğu onun hangi alameti ile bilinebilir’ diyecek olursan, onun bir takım alametleri olduğunu unutma;

    1-) Kendinden bilgi yönünden daha üstün, konuşması daha güzel ve halkın daha çok rağbet ettiği bir vaiz geldiği zaman, ona hiç haset etmeden, gelişine sevinmektir. Böyle bir vaize karşı çekememezlik yapmaması onun gerçekten ihlaslı bir vaiz olduğuna işarettir. Gelen vaize haset etmez derken buna gıpta etmeyi dahil etmedik. Ben böyle yapabilsem, konuşabilsek demesi sakıncalı değildir.

    2-) Bütün cemaati aynı gözle görebilmektir. Yani sözü geçen, nüfuzlu kimseler geldiği zaman ,konuşmasında ve sözlerin de herhangi bir değişiklik yapmamaktır.

    3-) Milletin sokaklara dökülüp arkasından gelmesini arzu etmemektir. Daha başka alametler de vardır, fakat hepsini sıralamaya kalkmak sözü uzatmak olur

    İslam büyüklerinden Said b. Mervan diyor ki; Mescidde Hasan-ı Basri’nin yan kısmında oturuyordum. İçeriye Haccac girdi. Yanında bazı asker ve yardımcıları da vardı. Mescidin avlusuna girdiğinde binmiş olduğu erkek atın üzerinde Romalıların yaptığı bir eyer vardı. Atından indi ve çevresine şöyle bir baktı. En çok kalabalığı Hasan-ı Basri’nin yanında gördü ve o tarafa yöneldi. Benimle Hasan-ı Basri’nin arasında kalan yere oturdu. Hasan-ı Basri, her zaman yaptığı konuşmayı yaptı. Haccac’ın tarafına bakmadığı gibi, ona yüz bile vermedi. Sözlerini değiştirmeden konuya devam etti ve konuşmasını tamamladı. Bende kendi kendime şöyle dedim: Haccac geldi. Bir deneyelim bakalım, Hasan-ı Basri konuşmasını değiştirecek mi ? Fakat yukarıda ifade ettiğim gibi konuşmasını hiçbir değişikliğe yer vermeden tamamlayınca Haccac, Hasan-ı Basri’nin omuzuna elleri ile vurarak dedi ki;

    Bu gördüğünüz şeyh, doğruyu söylemekle iyi yaptı. Bunun toplantılarını kaçırmayın. Çünkü ben Resulüllah’ın zikir toplantıları cennet bahçeleridir buyurduğunu duydum. Eğer halkın işlerini üzerime almış olsaydım, ben bu gibi meclislerde bulunmakta hepinizi geçerdim. Çünkü ben bu toplantıların üstünlüğünü bilen bir kimseyim.

    Hepimiz onun güzel konuşmasına hayran kaldık. Haccac kalkıp gidince Şam’lı bir adam onun yerine oturdu ve dedi ki; Ey Allah’ın kulları, benim yaşlı bir insan olmama rağmen hala askerlik yaptığıma şaşırmaz mısınız? Üç yüz dirhem maaş alıyorum. Buna karşılık yedi kız çocuğuma bakmak zorunluluğum var. Üstelik bir de, at, katır ve çadır bulundurmak zorundayım. Benim durumuma bakıp bana acımaz mısınız?

    Hasan-ı Basri adama acıyarak, başını önüne eğmiş bir durumda adamın söylediklerini dikkatle dinliyordu. Adam sözünü tamamlayınca Hasan-ı Basri başını kaldırdı ve şöyle dedi;

    Allah belalarını versin. Allah’ın malını kendi aralarında paylaşıp yediler ve Allah’ın kullarını kendilerine hizmetçi tuttular. Altın ve gümüşe tama ettiler ve onun için insanları öldürdüler. Allah’ın düşmanı olanlar, kendileri harbe çıktıkları zaman süslü, rahat eyerler ve hızlı koşan atlar üzerinde oturur, din kardeşlerini ise yaya, aç ve perişan bir halde savaş meydanlarına sürerler.

    Ağzına ne geldi ise söyledi. Onların var olan bütün ayıplarını birer birer ortaya döktü. Orada bulunup Hasan-ı Basri’nin söylediklerini duyan Şam‘lı başka bir adam, hemen duyduklarını Haccac’a ulaştırdı. Çok geçmeden Haccac’ın habercisi geldi ve Haccac seni çağırıyor dedi. Hasan-ı Basri kalkıp gidince, biz onun Haccac hakkında yaptığı ağır konuşmalar yüzünden, Hacac’ın ona zarar vereceğini düşündük ve üzüldük. Çok geçmeden Hasan-ı Basri içeriye gülerek girdi. Böyle güldüğü çok az görülmüştür. O sadece tebessüm ederdi. Geldi yerine oturdu ve sözlerine devam ederek dedi ki;

    Siz toplantılarda emanetle oturursunuz. İhaneti sadece altında ve gümüşte aramayın. En büyük hainlik, kendine itimat edilerek yanında konuşulan sözleri, aleyhinde konuşulan kimseye iletmektir.A dam beni bu sebeple çağırdı ve şöyle dedi;

    Dilini tut. Bu öğüdünden dolayı sana ses çıkarmıyorum. Yalnız Allah’ın düşmanları şöyle harbe gider, halk’ı böyle götürür şeklinde konuşmalar yapıp halk’ı üzerine kışkırtma.

    Allah onların kötülüğünden beni kolayca korudu. Daha sonra Hasan-ı Basri, merkebine binip evine gitmeyi arzu ettiği zaman, peşine büyük bir kalabalık takıldı. Bunu gören Hasan-ı Basri döndü ve şöyle dedi; Bir şey soracaksanız sorun. soracağınız bir şey yoksa dağılın, arkam sıra gelmeyin.

    Bu anlattığımız üç alametten ve buna benzer diğer şeylerden kulun iç durumu anlaşılır. Alimlerin birbirine düştüğü, birbirlerine haset ettikleri ve birbirlerine yardımcı olmadıkları an bil ki, onlar ahiret karşılığında dünyayı satın alıp zarara uğrayan kimselerdir.

    Allah’ım ! Lütfün ve kereminle bizi o duruma düşmekten koru



    Kaynak= İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:3 / bkz:914-915

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.