İlişkiden Önce Erkeğe Ve Kadına Düşen Görevler

Nitekim Allah Resulü Hz Muhammed (s.a.v):”Besmele ile başlamayan her önemli iş eksik kalır” buyurmaktadır.Bu yüzdendir ki kişinin münasebet kurarken,hatta münasebete başlarken “Besmele” ile başlaması gerekir.Hatırlayacak olursak eğer demiştik ki;melekler kişiden def-i hacet (tuvalet) ve cima (ilişki) esnasında kişiden ayrılacakları içindir ki,meleğin olmadığı yere şeytanın,ilhamın inmediği yere de vesvesenin hakim olması çok kolaydır.

Nitekim kuracağınız münasebetten siz korunsanızda -ki doğru değil-, korunmasanızda takdir olunan bir nesil varsa eğer o mutlaka gelecektir ve bu hadis-i şeriflerdede belirtilmiştir.Ve o gelecek nesilden hayırlı bir nesil istiyorak eğer yine aynı şekilde örnek alacağımız kişiler şüphesiz ki peygamberlerdir.Nitekim İbrahim (a.s):”Yarabbi! Bana sâlihlerden bir çocuk ihsan buyur (1)” şeklinde dua edince yüce Allah da “Biz de ona aklı başında bir oğul müjdeledik (2)” hitabında bulundu.

Ve başka bir ayet-i celilede ise “Şunu da hatırda tutun ki: Bir vakit Rabbi İbrâhim’i birtakım emirlerle sınamıştı. O da onları hakkıyla yerine getirdiğinden Rabbi kendisine: “Seni insanlara önder (İmam) yapacağım” dedi. İbrâhim: “Ya Rabbî, neslimden de önderler çıkar! (3)”.”Ey bizim Kerîm Rabbimiz! Bizi, yalnız Sana boyun eğen müslüman kıl. Soyumuzdan da yalnız Sana teslimiyet gösteren bir müslüman ümmet yetiştir. Ve bizlere ibadetimizin yollarını göster, tövbelerimizi kabul buyur. Muhakkak ki tövbeleri en güzel şekilde kabul eden, çok merhametli olan ancak Sensin! (4)”.”Ey Rabbimiz! Onların arasında onlardan bir Peygamber gönder ki, onlara âyetlerini okusun. Onlara kitap ve hikmet öğretsin. Ve onları temiz bir hale getirsin. Şüphe yok ki sen evet sen azizsin, hikmet sahibisin (5)”.İşte bu şekilde çocuk olsunda nasıl çocuk olursa olsun şeklinde değilde,çocuğun nasıl ve ne şekilde isteneceğine ışık tutmaktadır.

Özetle diyecek olursak eğer İstihare namazı kılarken namazın akabinde yapacağınız duada,yada münasebet kurmadan önce “Allah’ım.’ İnsanlara kitap ve hikmeti öğretecek,insanlara senin kitabını anlatacak,öğretecek,eğitecek,insanları senin dinine davet edecek,insanlara Senin sevgini,Resulünün sevgisini ve Senin dinin sevdirecek,emr-i mar’uf-nehy-i münker görevini yapacak,sana karşı kulluk görevlerini yerine getirip sana itaat edecek,Annae-babasını arkasından hayırla yad edip,Senin izninle mahşerde annesine-babasına ve sevdiklerine şefaatçi olacak hayırlı salih ve saliha bir evlat nasip eyle şeklinde dua ettikten sonra eşinizle münasebet kurmanız en doğru yöntem olacaktır.Kaldı ki bu duayı sadece münasebet ilişkiye girmeden önce değil her namazın arkasından dua ederken,bu duayada yer ayırmak gerekmektedir

Yoksa hayvanların saldırması gibi,besmelesiz,duasız,Allah rızası gözetilmeksizin kurulan bir ilişkiden ve o ilişkiden meydana gelecek bir çocuk varsa eğer o çocuktan bir hayır gelir mi orasını ancak Allah bilir.Gerçi hayvanlarda kendi dillerince Allah’ı tesbih ediyorlardır ama bizler daha kendi türümüzden olan kişilerin dilini anlamakta zorluk çektiğimiz için,kaldıki hayvanların dilini anlamak.

Kimisi güzelliği yada fiziki yapısının bozulmasından daha doğrusu ölümü temenni etmediği ve uzun yaşama arzusu ve hevesi içinde olduğu için annelik vasfına sahip olmaktan kaçarken,kimiside çocuğuın olmasını istemesine rağmen ilahi takdirin bir tecellisidir ki olmuyordur.Nitekim bu uzun hülyalar,tül-i ameller,fiziki yapısının bozulmasından korkanlar için en güzel cevap Allah’ın kitabındadır. Nitekim Yüce Allah “İnsanlar içinde dünya hayatına en hırslı olanların onlar olduğunu görürsün. Hatta bu hırsta müşriklerden bile daha ileridirler. Onlardan her biri bin yıl yaşamak ister. Fakat uzun ömür onu cezadan uzaklaştıracak değildir. Allah, onların bütün yaptıklarını görür (6)” buyurmaktadır.

Çocuğunun olmasını istemesine rağmen olmadığı halde buna rıza göstermek yerine isyanla karşılık verenlere verilecek cevap yine Allah’ın kitabındadır.Nitekim yüce Allah “O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir şeyi yaratmak isteyince sadece “ol!” der, oluverir (7)”.”Göklerin ve yerin hâkimiyeti Allah’ındır. O dilediğini yaratır. Dilediğine kız evlat, dilediğine erkek evlat verir (8)”. “Yahut kız ve erkek evlat olarak her iki cinsten karma yapar. Dilediğini de kısır bırakır. O her şeyi mükemmel bilir, her şeye kadirdir (9)”. İşte kim Allah’ın takdirine razı olmazsa yani “Her kim Allah Teâlâ’ya ve onun meleklerine, peygamberlerine ve Cebrâil ile Mikâile düşman olursa kâfir olur Allah Teâlâ da şüphe yok ki, kâfirlerin düşmanıdır (10)” ayet-i celilesine muhatap kalır.Oysa siz “Bazen bir şeyden hoşlanmazsınız. Halbuki o şey sizin için bir hayırdır. Ve bazen de bir şeyi seversiniz halbuki o şey sizin için bir şerdir. Ve Allah Teâlâ bilir, sizler ise bilmezsiniz (11)”.”…olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur (12)”.”Allah bilir, siz bilemezsiniz (13)”.İşte bu yüzdendir ki “Ey iman edenler! Sabır göstererek ve namazı vesile kılarak Allah’tan yardım dileyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir (14)” buyurmaktadır.

Aşırı isteğiniz ve aşırı sevginiz dolayısı ile kalbinizde Allah’a olan sevgiye yer kalmadı,kaldıysada kalben değil bunu sadece dilen yaşadınız.İşte “Öyle insanlar vardır ki Allah’tan başkasını Allah’a denk tutar, tıpkı Allah’ı severcesine onları severler. Müminlerin Allah’a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. O, böyle yaparak kendilerine zulmedenler, azabı gördükleri zaman anlayacakları gibi, bütün kuvvet ve kudretin yalnız Allah’a ait olup, Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu, keşke şimdiden bilselerdi (15)”. Oysa “Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara cazip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah’ın katındadır (16)” buyurmaktadır.Herşey imtihanın bir gereğidir ki hiçbirşey Allah’ın tecellisi dışında meydana gelmez.Nitekim yüce Allah “Kıyamet (yani dirilme) vaktini yalnız O bilir. O’nun bilgisi ve izni olmaksızın, ne bir meyve tomurcuğundan çıkabilir, ne her hangi bir dişi hamile kalabilir, ne hâmile olan biri yavrusunu doğurabilir (17)” buyurmaktadır.Gerçek bu iken ve bu hakikat meydanda iken “Yoksa Cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Sizden evvelki geçmiş ümmetlerin hali sizlere gelmedikçe. Onları nice şiddetli ihtiyaçlar, hastalıklar kapladı ve sarsıntılara uğradılar. Hattâ peygamberleri ve onunla beraber imân edenler. Allah’ın yardımı ne zaman? diyecek bir hale geldiler. Haberiniz olsun Allah’ın yardımı şüphe yok ki pek yakındır (18)”

Oysa şunu unutmayın ki “Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize! (19)”

“Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve ondan da eşini yaratıp o ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar türeten Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adını anıp Kendisini vesile ederek birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a saygısızlık etmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakınınız. Allah sizin üzerinizde tam bir gözeticidir (20)”



(1-Saffat Süresi’100);(2-Saffat Süresi’101);(3-Bakara Süresi’124);(4-Bakara Süresi’128);(5-Bakara Süresi’129);(6-Bakara Süresi’96);(7-Bakara Süresi’117);(8-Şura Süresi’49);(9-Şura Süresi’50);(10-Bakara Süresi’98);(11-Bakara Süresi’216);(12-Nisa Süresi’19);(13-Nur Süresi’19);(14-Bakara Süresi’153);(15-Bakara Süresi’165);(16-Al’i İmran Süresi’14);(17-Fussilet Süresi’47);(18-Bakara Süresi’214);(19-Bakara Süresi’286);(20-Nisa Süresi’1)