Ilımlı Müslümanlık Projesi

Ilımlı İslam Olmaz Ama Ilımlı Müslümanlığı Başardılar



Nitekim zamane alimlerini yani Cemaat Ve Tarikatlar adlı konu başlığını yazarken ilmi televizyonda, yazılı veya görsel medya da arayanlar,cemaat ve tarikatlarda arayanlar ya helak olmuştur yada helak olma yolunda ilerlemektedirler.Her ne kadar istisnai kişi yada kişiler yok denilemeyecek olsa da geçen rivayetlerde onlarında kıyıda köşede kendi hallerine yaşadıkları,dünya malına değer vermedikleri ve mümkün mertebede uzlet (insanlardan uzak durma) hayatı yaşadıkları belirtilmektedir.Ama Allah dostlarından birisidir ama değildir,ama uzlet hayatı yaşıyordur ama yaşamıyordur;ancak eğer toplum önünde ve toplumun belirli bir kısmı tarafından temsil ediliyorsa ve kendisi de bu temsiliyeti kabul ediyorsa o zaman sözüyle özünün bir olması gerekir.Aksine sadece avam tabakasından cahil olan kısımları kandırmaktan ve yandaşları yapmaktan başka yapacakları birşey yoktur.Buna göre;

Zalimin zulmune rıza zulumdür adlı yazıyı yazarken herkes ancak kendine yakın gördüğü kişi yada kişileri desteklerken,diğer kesimi görmemezlikten gelir.Ancak bu destek ancak menfaatler devam ettiği sürece vardır ve menfaatlerin bittiği yerde bu sefer dostluk biter tam aksine düşmanlık başlar. Bu seferde görmediği kesimi yani düşman görmesede dost saymadığı kesime destek vermeye başlar Buna göre;

Yüce Allah “Önemsiz bir menfaat karşılığında, Allah’a verdikleri ahdi ve yeminlerini bozanların âhirette hiçbir nasipleri yoktur (1)” şeklinde buyurmaktadır ki bu kişilerde bu kategoride yer almaktadır.Şöyle ki;Daha düne kadar desteklediğiniz ve yandaşı olduğunuz bir kişi yada durumu desteklerken ne oldu da bir anda lehine olan yayınları aleyhine çevirdiniz.Buna göre daha düne kadar lehine yorumlar yapıyordunuz ki;şayet bir anda değiştiyseniz eğer ve kötülemeye başladıysanız eğer;demek ki daha önceden yanlış yaptıkları işlerede doğru diyordunuz,doğru yaptıklarınada doğru diyordunuz.Yani doğruyu doğru görürken yanlışıda menfaatleriniz icabı doğru görüyordunuz.

Peki sormak istiyorum ki bunun dinimizdeki hükmü ve yeri nedir .Oysa yüce Allah “Benden korkun. Âyetlerimi az bir menfaat karşılığında satmayın (2)” buyurmaktadır.Menfaatleriniz bittiği için veyahut da elinizdeki sermayenin gideceği endişesi ve korkusuna düştüğünüz için bu sefer doğrulara yanlış demeye başladığınız gibi yanlışlara destek vermektende geri durmadınız.

Her ne kadar siyasetle işim olmasada vatandaşlık görevim olarak bende bir seçmenim ve bu hakkımı kullanmaktayım

Ancak asıl vahim olan husus şudur ki;milleti yönetmekte ve temsil etmekte olan bir kişi yada kişileri karalama kampanyası başlatmanız ve buna destek vermeniz ki bunu yapıyorsanız bile bunu menfaatiniz için değil gerekli bir durum varsa eğer Allah rızası için yapılması gerekir,aksine vebaldir.Oysa menfaatleri uğrunda hareket edenler ve buna destek verenlerin yaptığı Allah katında büyük günahlardandır.Bunu bilmenize rağmen neden? “Allah’a verdiğiniz sözü değersiz bir menfaat karşılığında satmayın! Zira âhirette Allah nezdinde olan nimet, eğer bilirseniz, sizin için elbette daha hayırlıdır (3)”.

Oysa yüce Allah “Sizden bir ücret istemeyen, sizden hiç menfaat beklemeyen, dosdoğru yolda yürüyen bu kimselere uyun (4)” buyurmasına rağmen ve birilerini ticaret kapısı haline getiren kişi yada kişilere sormak istiyorum:Zamane alimleri değilde geçmiş zaman alimleri tamamen Allah rızasını gözeterek,karşılık beklemeden ve çıkar gözetmeden sırf Allah rızası için hizmet etmelerine, dünyadan ve dünya malından mümkün mertebe uzak durmalarına,ellerinde ne varsa ellerindeki Allah yolunda hibe etmelerine rağmen,bırakın rahat etmeyi kendileri öldükten sonra bile arkasındakilere kitap ve sünnetten ve ilimden başka birşey bırakmadıkları halde,sabah yedikleri halde akşama evde yiyecekleri olmamasına rağmen ve tül-i amel yapmadıkları halde siz nasıl oluyorda bu kadar ilim sahibi olduğunuzu iddia ettiğiniz halde saray gibi evlerde,bankalarda hesabını bilmediğimiz paralarla ve altınızda son model arabalarla ve yanınızdaki korumalarla geziyorsunuz ve gününüzü gün ediyorsunuz?

Bunların hepsini yada benzerlerini gerek yüce Allah indirdiği kitabı Kur’an-ı Kerim’de,gerekse Resulü Hz Muhammed (s.a.v) ve bu ikisini takip eden halifelerden tutun,sahabeler ve islam alimlerinin hepsi kişiyi helak edici unsurlardan saymakta iken ve bunlardan uzak durulmasını gerektiğini öğütlemesine rağmen siz nasıl oluyorda bunlara sarılmaktan vazgeçemiyorsunuz.Bu neye benzer biliyor musunuz;Musa (a.s)’ı sevdiğini söylediği halde Firavunu savunan ahmak insanın durumuna benzer ki bunu yapanda buna destek verende helak olmuştur.

Bir diğer husus dinimiz sırf menfaatleri için hased etmeyi,buğzetmeyi yasaklamışken ve bunların kişiyi helak edici unsurlardan olduğunu söylemesine rağmen;sırf çıkarlarınız elinizden gidiyor diyerekden gerek görsel,gerek yazılı gerekse sözel olarak kişi yada kişilerin aleyhine karalama kampanyası düzenlenmesi ve bu tip hareketlerin ve davranışların yapılması ve desteklenmesi dinimizde yasak iken ve birileri sürekli olarak Allah ve Resulü dillerinden düşmüyorken tam aksine tavır sergilemeleri üsttede belirtildiği üzere Musa (a.s)’ı sevdiğini söyleypde Firavunu savunan ahmak kişiye benzer.

Bir diğer hususda şudur ki;bir yandan örtünmeyi savunacaksın,örtünmenin gerekli olduğunu vurgulayacaksın ama diğer yandan ahirette gerçekleşecek olaylarda açık saçık insanları örnek göstereceksin.Allah Teala sana kulum sen dünyada insanlara kapalı olmasını söyle ben onları ahirette saçı başı açık şekilde değerlendireceğim vs vs diye bir ilhamda mı bulundu?.Siz artık dünyayı bıraktınız -haşa- Allah-u Teala’nın işine bile karışmaya kendinizce vasfoldunuz.Her ne kadar ahirette gerçekleşecek olaylar gerek Kur’an-ı Kerim’de gerekse Allah Resulü (s.a.v) tarafından bildirilmiş olsada;Allah’ın dünyada buğzettiği yada kötü gördüğü bir işi,ahirette onun karşılığı olarak ödüllendireceğine dair ne bir ayet vardır nede bir hadis-i şerif vardır.Şudur ki;

Din adına yayın yapan kişi yada kişiler veyahut bu kişileri temsil eden kişilerin insanlara Allah’ın varlığını anlatmaya başlamadan önce kendi ahlaklarını düzeltmeleri gerekir.Şöyle ki kime sorarsan sor hiçkimse Allah’ı inkar edemez ve Allah’ın yok olduğunu söyleyemez.Bu durumda insanlar bunu kabul ediyorsa eğer;insanları kabul ettikleri şeyi anlatmak yerine bilmediklerini ve çarpık düşüncelerini yola getirebilmek için ahlak sahibi birer insan olmaları için çaba sarfetmek gerekir.Aksine ne kadar anlatırsan anlat kalıcı olmaz.

Görsel Medyanın Afetleri konu başlığını ele alırken görsel medyanın zararlarını dile getirmiştik idik ki bunlardan bir diğeri de şudur; öyle cümleler kullanıyorlar ve öyle kelimeler kullanıyorlar ki ve bu kelimeleri öyle bir ustalık sanatıyla ilgili programlara yerleştiriyorlar ki bir zaman sonra sürekli olarak bunları izleyen ve bunlarla haşır neşir olan insanda tevhid inancı zedeleneceği gibi Allah’ın hükmüne ve çizmiş olduğu kadere artık rıza göstermeyecektir.Allah’ın verdiği hükme razı olmayan, rıza göstermeyen de kendine bulabilirse ki mümkünatı yok başka bir ilah arasın.Böyle birşeyin mümkün olmayacağını bildiğiniz halde bu tip yayınları sergilemenizdeki amaç ve gaye nedir? diye sormadan edemiyor insan.Kaldı ki yayınını yaptığınız programlarda öyle cümleler ve kelimeler kullanılıyor ve öyle konulara değiniliyor ki bunların cevabı verilmeden ki zaten cevabının verilmesi de tam anlamı ile mümkün değil,insanları tam bir çelişkiye düşürüyor ,gerek bu dünyasını gerekse ahiretini helak etme yolunda çaba sarfediyorsunuz.Bu çabayı sergilerkende işin kötü tarafı dini kullanıyorsunuz ve din adına hizmet ettiğinizi söylüyorsunuz.

Bir diğer hususda şudur ki;şayet bir kişi ve bu kişiyi temsil eden kişiler,kurum ve kuruluşlar ülkenin her yanına sızmışsa ve her tarafında ve kurumunda bir yandaşı varsa eğer bu büyük bir tehllikedir.Şöyle ki bu devletin bekası için,geleceği için büyük bir tehlike arzetmektedir.İşte bu yüzdende halkımızın biraz daha uyanık davranması gerekir.İşte bu yüzden lütfen cemaat vce tarikatlar bölümünü okunuz.

Aslında birçok husus var ama hepsine değinecek olursak eğer konu uzar.Bu yüzden son diyeceğimiz şudur;

İslam çatısı altına girip de ahlaktan haberi olmadığı halde ahlak dersi vermeye kalkışanlara diyeceğimiz bir tanımlama yok.Yüce Allah “Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden (5)” kendisine sığınılması gerektiğini söylemiş ve Resulü Hz Muhammed (s.a.v) hased konusunda “Ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi, hasedde iyi amelleri yer bitirir” şeklinde bir izah ve açıklamada bulunmuştur ki sizin yaptığınız ve dini temsil etmenize rağmen böyle bir gaflete düşmeniz insanların gözünde şüpheli karşılanacaktır.

Tekrar belirtmek istiyorum ki ne bir siyasi parti nede herhangi bir cemaat ile yakından uzaktan bir ilgim ve alakam yoktur.Ancak birilerinin dini kullanarak menfaat sağlamaları ve dini sırf kendilerine has bir şekilde kullanmaları ve bu doğrutuda avam tabakasından körü körüne yaşayan ve herşeyi çarpıtarak yazılı ve görsel medyadan öğrenen kişi yada kişileri yandaşları yaptıkları için belki bir katkım ve yardımım olur düşüncesi ile bu yazıyı kaleme aldım ki bir sonraki bekleyiniz ve tekrardan son diyeceğim şey şudur ki;

Musa (a.s)’yı sevgiğini söyleyipde Firavunu savunan kişi,kurum ve kuruluşlardan uzak durunuz.

Allah’ın selamı hak edenlerin üzerine olsun vesselam



(1-Al’i İmran Süresi’77);(2-Maide Süresi’44);(3-Nahl Süresi’95);(4-Yasin Süresi’21);(5-Felak Süresi’5)