İlim Öğrenmenin Önemi

İlmin Önemi Ve Gerekliliği



İmam Gazali Hz’nin dediği gibi;Çocuk Allah’ın anne ve babaya verdiği en büyük bir emanettir.Öyle bir emanettir ki;kalbi tertemiz bir cevherdir. Onun kalbi her türlü şekil ve biçimden etkilenmemiş boş bir vaziyettedir.Kendisine yönelen her şeyi kabule ve meyle müsaittir.İşte dünyaya gelen,hiçbir şeyden habersiz,saf,temiz,günahsız ve bir melek konumunda olan o çocuk,zamanla dışarıdan gördüğü herşeyi alır ve bunu belleğe kaydeder.Çocukluk döneminde öğrendiği ve bunu da kaydettiğini belleğinden silmesi ve unutması yada unutturması imkansız olmasa da çok zordur.

Altından bir tepsi düşünün ki çok değerlidir.Ancak kimse bunun değerinin farkında değildir.Her önüne gelen bulduğu her şeyi içine atıyor ve bir zaman sonra o çok değerli olan tepsi,içine atılan faydalı faydasız şeylerden dolayı bir çöp yığını gibi duruyor ve bu çöp yığınının altında duran altın tepsi ise zamana istinaden de pas tutuyor,küfleniyor.Aslı altın olmasına rağmen dıştan görünüşte bir çöp yığınıdır ve değersizdir.

İşte insan da böyledir ve yeni dünyaya gelen ve hiçbir şeyden haberi olmayan ,her şeyi kabule müsait durumda olan,sorgulamadan sual etmeden kabul etmeye elverişli olan çocuğun durumu;yukarıda ki örnekte de verildiği üzere içi boş olan altın tepsi durumundadır.Ancak zamanla gerek arkadaş çevresinden,gerek bulunduğu ortamdan,gerekse aile içerisindeki olumsuz havadan etkilenen çocuk;altın tepsiye atılan çöp yığını gibi dolup taşıyor ve içinde ne arasan bulursun misali oluyor.İnsan aslında aslı itibari ile pasta tutsa küflense de günahkarda olsa temizdir ve değerlidir.Nitekim bu beyanda yüce Allah da Biz insanı en güzel surette yarattık diyor.Ancak bu değerin varlığını gösterebilmesi için;nasıl ki altın tepsinin özünün altın olması itibari ile her ne kadar dışı değişmiş olsa da işlendikten ve üzerine atılan çöp yığınları kaldırıldıktan sonra yine aslı neyse ona dönecektir.İşte insanın da işlenmesi tövbe etmeye ve mürşid-i kamil bulabilirse o kişiye bağlanıp ondan ilim tahsil etmekle ya da kendi çabalarıyla Kur’an-ı Kerim’i rehber edinmek suretiyle bulduğu sağlam alimlerin sağlam eserlerinden ilim öğrenmek yoluna gitmelidir.

“İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir:Allah aklı yarattığı zaman ona ‘uzaklaş’ dedi ve uzaklaştı,’yaklaş’ dedi ve yaklaştı.Bunun üzerine şöyle buyurdu:İzzetime yemin ederim ki senden daha güzel bir mahluk yaratmadım.Senden dolayı verir,senden dolayı alır ve senden dolayı cezalandırırım (1)” ki Kur’an-ı Kerim’de geçen kalb’den kastın akıl olduğuna dair rivayetler bulunmaktadır.

O zaman bu kalb-i yani aklı nasıl harekete geçireceğiz;Yukarıda da belirtildiği üzere Kur’an-ı Kerim’i rehber edinmek suretiyle Peygamber Efendimiz (s.a.v) tarafından aktarılan hadis-i şerifler ve sünneti ışığında yaşayan bir Mürşid-kamil bulmak lazımdır.Nitekim alimler hakkında pek çok rivayet vardır ki bunlardan birisi de;

Hasanü’l-Basri Hz şöyle demiştir:’Alimler olmasaydı insanlar hayvanlar gibi olur’.Onun bu sözüyle kasdettiği şey insanların öğrenme sayesinde hayvanlıktan insanlık derecesine yükselmiş olmalarıdır (2)”

Ancak şunu da unutmamak gerekir ki;

İlim adamları üç türlüdür

  1. Allah’ı da bilen Allah’ın emrini de bilen,
  2. Allah’ı bilip Allah’ın emrini bilmeyen ve
  3. Allah’ın emrini bilmekle birlikte Allah’ı bilmeyen,

Allah’ı ve Allah’ın emrini bilen alim Allah’tan korkan alimdir,Allah’ın hadlerini ve farzlarını bilen kimsedir.Allah’ı blip Allah’ın emrini bilmeyen kimse ise Allah’tan korkmakla birlikte Allah2ın hadlerini ve farzlarını bileyen kimsedir.Allah’ın emrini bilip Allah’ı bilmeyen kimse ise hadleri ve farzları bilmekle birlikte aziz ve celil olan Allah’tan korkmayan kimsedir (3)”

Ve;

“İmamlardan biri şöyle söylemiştir:

İnsanlar dört türlüdür.Üçünü dost edinebilirsiniz.Birinden ise sakının

 

  1. İlki bilen ve bildiğini bilen kimsedir ki o alimdir onu izleyin.
  2. İkincisi bilen ama bildiğinden haberi olmayandır ki o uyumaktadır.Onu uyarın.
  3. Üçüncü bileyen ve bilmediğini bilen kimsedir ki o da cahildir,ona öğretin.
  4. Dördüncüsü ise bilmeyen ama bilmediğini de bilmeyen kimsedir ki o da münafıktır,bundan sakının

Dördüncüyle ilgili olarak Sehl (r.a) şöyle demiştir:Allah’a karşı cehaletten daha büyük bir suç işlenemez.Cehaletin daha da ötesi,cehaletin cehildir.Ediplerden biri şöyle demiştir:İnsanlar üç türdür.İkisiyle arkadaş ol,üçüncüden ise kaç.
Senden daha bilgili olanla arkadaş ol,bir şeyler öğrenirsin.
Kendisinden daha bilgili olduğun ve senden öğrenmek isteyen biriyle dost ol,ona bir şeyler öğretirsin.
Kendini beğenmiş ve bilmediği gibi öğrenmek de istemeyen birinden de kaç (4)”
Unutma ve ;

Bil ki dinde böbürlenme dört türlüdür:

  1. Amelle böbürlenme,
  2. ilimle böbürlenme,
  3. doğru görüşle böbürlenme ve
  4. nihayet yanlış görüşle böbürlenme (5)”

Ancak ne acıdır ki;

“Günümüzde ise alimlerin dilleri ihtirasları tarafından bağlandığı için yazı yazmaya yöneldiler.Konuşmaya kalkışınca da sözleri ile hareketleri birbirini tutmuyor.Eğer doğru olup da gerçek ilme yönelselerdi kurtulurlardı.Devlet başkanlarının bozulması halkın bozulmasına,alimlerin bozulması devlet başkanlarının bozulmasına yol açar.Alimlerin bozulması (yozlaşması) da mal ve mevki tutkunluğu yüzünden olur (6)”

Şayet bir Mürşid-i Kamil bulamazsan eğer -ki şu zamanda imkansız demek su-i zan olsa da çok zo, yapman gereken kendi ilmini kendin edineceksin ki bundan sonra ki bölüm de bu bab üzerinde olacaktır



(1-İbnü’l Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C:1 / bkz:79-80);(2-İbnü’l Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C:1 / bkz:40);(3-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:9 / bkz:149);(4-Ebu Talib el-Mekki / Kutü’l-Kulub / C:4 / bkz:248);(5-El-Muhasibi / Er-Riaye / C:433);(6-İmam Gazali / El-Munkizü Mine’d Dalal / bkz:35)