İlim Öğrenen Birisi Cahil Midir?

Hakikat sevgisinin bir yanını ilim,diğer yanını da din teşkil eder.Evet,insanın idrak ve şuuruyla,varlık arasındaki münasebet ve alakanın bir tarafını da hakikati keşif ve tespit,öbür tarafını da ona karşı belirlenecek tavır söz konusudur.

  • Birinci husus,dinin bilgi kaynakları da dahil ilim takip eder
  • İkinci hususu,din belirler.

Temelinde,varlığın tahlil ve izahı,hakikat keşfetme aşk ve iştiyakı olmayan ilim kör ve onun tespitleri de çelişkiden hali değildir.Ferdi,ailevi , içtimai bir çıkar mülahazasıyla elde edilmeye çalışılan ilmin,her zaman bir kısmı tıkanıklıklarla karşılaşması mukadder olduğu gibi,bir zihniyet,bir düşünce,bir parti ve bir doktrine bağlı olarak ulaşılan bilginin de gidip er-geç sarpa sarması kaçınılmazdır.

Din,kendi içindeki bilgi kaynaklarıyla engin bir ilim havzı olması itibariyle,hakikat aşkı,hakikat tutkusu açısından hayati bir unsur,önemli bir dinamik ve bilginin ufkunu açan konularda da açık üsluplu,ama derin edalı yanıltmayan bir rehberdir.

Ne var ki,her zaman ilmin belli düşünce,belli cereyan ve belli doktrinlerin yedeğine verilerek,ufku sığlaştırıp,hazımsız, mütehevvir,kavgacı ve hakikatin yolunu kesen bir gulyabani haline getirilmesi mümkün odluğu gibi,semavi bir gerçek olan dinin de,fanatik düşüncenin elinde kin,nefret,gayız , intikam hislerine mehaz gösterilmesi her zaman ihtimal dahilindedir.Bir objenin kendi zıddı gibi vehmedilmesi ne büyük çelişki!

Şimdi bir ilim yuvası düşünün ki

Şu veya bu şekilde felsefi cereyana takılmış,hatta ona esir olmuştur.Orada ilim,hür olmayan bağnaz bir düşüncenin elinde tutsak demektir ve cehaletin en lanetle anılmasına rahmet okutturacak kadar da melundur.Ve bir din ki,siyasi-gayr-i siyasi bazı hiziplerin çıkarlarına vasıta yapılmak istenmektedir; artık mabed o hizbin daraltılmış malikanesi,orada ibadet de bir tür teşrifat merasimi haline getirilmiş demektir ki ; böyle bir durumda,dinin de diyanetin de lahutiliğine kıyıldığında şüphe yoktur.

Evet,bir toplumun eğer bazıları ilim ve bilim yuvalarını kendi villalarıymışçasına arzularının,heveslerinin , ideolojilerinin vitrini gibi kullanıyorlarsa,o ilim yuvaları çoktan mabed olmadan çıkmış , arzuların,hırsların,nefretlerin bilendiği bir arenaya dönüşmüştür.

Yine bir cemiyette eğer bazıları dindarlık diyor ve kendileri gibi düşünmeyenlere ; düşünmeyip onlarla aynı siyasi mülahazaları paylaşmayanlara kafirlik,zındıklık,münafıklık sıfatlarını yakıştırabiliyorlarsa,böylelerinin temsilinde din günahı bu sahte temsicilere ait -insanları Allah’tan uzaklaştırma,onların gönüllerini karartma ve ümit kapılarını yüzlerine kapama gibi tamamen onun maksad-ı tenziline muhalif bir fobi haline getirilmiş demektir.

Doğrusu,kinle,nefretle , gayızla köpüren ağızlarda ve ruhları karartan kalemlerde din düşmanlığı be ölçüde bir bağnazlık ve şeytana sunulmuş onu memnun eden bir armağansa , din deyip,falan görüşü,filan düşünceyi kritik adına sıkılarak havaya kaldırmış yumruklar da o ölçüde bir yobazlık ve gök ehlini hüzne boğacak bir cehalet örneğidir.

Günümüzde ne olursa olsun bir insan,hakiki imanın ne olduğunu,vicdanın ne ile seslendiğini bilemiyor,ilahi aşk ve muhabbetten nasipsiz,Allah nezdinde büyük olan şeyleri büyük,küçük olan şeyleri de küçük görüp,küçük kabul etmiyorsa,böyle birini tam dindar görmek,dinin semaviliğine ve evrenselliğine karşı en büyük bir saygısızlık olsa gerek.

Dinin de,ilmin de büyük düşmanı,heva,heves ve bir kısım arzularımızın,yerinde fikir zannedilmesi,yerinde de bir dindarlık gibi gösterilmesidir.Bu husus insanlarda geniş zeminli bir boşluktur ve bu boşluğun kaynağı da onların zaaflarıdır,bu zaafların başında da olduğumuzun üstünde görünme ve yeteneğimizin kat kat fevkinde beklentilere girme zaafı gelir.İşte bu zaaftır ki,maşeri vicdanın kutsal kabul ettiği ilim ve dine ait bir kısım değerlerle doldurulmaya çalışılmaktadır.

Daha doğrusu din bazılarınca,kendi boşluklarını doldurmada tıpkı bir dolgu maddesi gibi kullanılmak istenmektedir.Vicdanın,böyle beşeri bir zaafa karşı,hakka kilitlenmiş en güçlü silahı hakikat aşkı ve ilim sevdasıdır.Evet bilgiç görünen dimağların yosununu,dine taraftar gibi görünen düşüncelerin de pasını silecek bir iksir varsa,şüphesiz o da Allah aşkı,O’ndan ötürü bütün varlığa sevgi ve hakikat aşkdıdır.

Gönüller aşkla coşup,ruhlar muhabbetle şahlanınca,bütün beşeri boşluklar,zaaflar ya tuz-buz olur gider veya yararlı birer hayat iksirine inkılap ederler



Kaynak : Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz: 39-39

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.