İlim Ehlinin Aldanması

Gizli hastalıkların,alimen kötülenmiş olduklarını bilir,fakat kendilerini beğendiklerinden gizli hastalıklardan uzak olduklarını,kendilerinin böyle bir tuzağa düşmeyeceklerini,bu gibi hastalıkların ilim ehlinde değil,halk arasında bulunabileceğini,kendilerinin Allah katında üstün makam sahibi olduklarını ve bu sebeple de gizli hastalıklardan uzaklaştıklarını zannederler.Kendilerinde kibir,başkan olma sevgisi,fazilet ve şeref sevgisi görüldüğü zaman,aslında bunun kibir sayılmayacağını,dinin şerefini korumak,ilmin şanını yüceltmek,Allah’ın dinine yardım edip bid’at sahiplerinin ipliğini pazara çıkarmak için bu yola başvurduklarını söylerler.

Eski elbise giyerek ve meclisin son kısmında otursak,bu İslam’ın horlanmasına yol açar,düşmanları sevindirir ve onların dinin ve bizim aleyhimizde konuşmalarına sebep olmuş oluruz derler.Esasında bu adam aldanmış ve Allah’ın onu gerçekten sakındırdığı şeyin şeytan olduğunu,bu tavır ve davranışlarıyla şeytanın kendisiyle alay etmekte olduğunu unutur.Resulüllah’ın dinine nasıl yardımcı olduğunu,kafirleri nasıl kahri perişan ettiğini unutmuş,sahabenin nasıl alçakgönüllü olduklarını,kanaat ve yokluk içinde nasıl geçinebildiklerini aklına getirmemiştir.Öyle ki Hz Ömer eski bir elbise giymiş olduğu halde Şam‘a gitmiş ve eski elbise giydiği için kendini ayıplayanlara;

Bizim şerefimiz İslam iledir.Onu başka şeylerde arayacak ve ayıracak halimiz ve zamanımız yoktur cevabını vermiştir.

Bunları düşünmeyen aldanmış insan,dinin yüceliğini,ince elbiselerde,dinen yasaklanmış olan atlas ve ibrişimlerde ve çeşitli bineklerde arar.İzzetini ve şerefini böyle şeylerde koruduğunu zanneder.Dengini çekemediği veya sözünü kabul etmeyenlere kızdığı zaman,bunun çekememezlik olmadığını,Allah için öfkelendiğini,zulmünde ve düşmanlığında batıla itibar etmediğini iddia eder.Bu adam kendisine yapılan bir hakarete karşı tavrı,aynı hareket başka alime karşı yapıldığı zaman da takınabiliyorsa,o hak üzere olabilir.Fakat durum tamamen bunun tersidir.Başka alime karşı yapılan hakarete karşı olmak şöyle dursun,bilakis memnun olur.O kişi din için değil,kalbinin gizli pisliğindendir.Dengi olan kimseyi çekemediği için,kendi nefsi adına öfkelenmiştir.İlmi ve ameli ile yaptığı,gösterişte aynıdır.Kendinde gösteriş alametleri görüldüğü zaman;

Hayır bu gösteriş değildir,Benim gayem ilim ve amel ile insanlara örnek olup onları Allah’ın azabından ve cezasından kurtarmaktır der.Eğer hak için insanların kendine değil de başkalarına tabi olduklarını görecek olsa,bundan çok gücenir ve zoruna gider.Gerçekten gayesi,insanların dünya ve ahirette mutluluklarını temin etmek olsaydı,onların hak yol üzere olan başkalarına uymalarına üzülmez,bilakis sevinmesi gerekirdi.

Bu hizmetçileri hasta olan bir efendinin dumunu hatırlatır.Efendinin amacı hizmetçilerinin iyileşmesidir.İyileşsinler de nasıl iyileşirse iyileşsinler.Onun gayesi insanların ıslahı ise,onları kim ıslah ederse etsin farketmez.Ondan memnun olması gerekir.Fakat ona yazıklar olsun ki,iddiası içtenlikle değildir.Ona;

Neden canını sakıyorsun? Gaye insanların ıslahı değil mi? Tek yola gelsin,ıslah olsunlar da kim ıslah ederse etsin denildiği zaman,şeytan onu rahat bırakmaz ve vereceği cevabı onun aklına getirir o da şöyle der;

Benim gayem onların ıslahına vesile olmak ve mükafatını almaktır,yoksa halkın beni kabul edip etmemesi değildir.



Kaynak= İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:3 / bkz:1068…1070