İhlas Ve Takva Ne Demektir

  • 08 Mart 2018
  • 78 kez görüntülendi.

Bismillahirrahmanirrahim :Ey îman edenler! Allah ‘tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır (1)” Yarın deyince kabir, Sırat, Mizan ve Mahşer, o dehşet günü hazırlığı demektir. Çünkü her nefesin hesabı canlı olarak size yapışarak Mahşer’e gelecek.

Mahşer; yarın denilen o gündür İhlas ve ihtikata sahip olanlar ihmal etmeyiniz! Takva hakkında olan âyetin az bir meâlidir: onun meâlini ne yerler alır, ne gökler, gönderen kendisi bilir, Cenab-ı Allah. Takva hakkında Kur’an-ı Kerim’de 150’den fazla âyet var.Gerçek takva çalışanlara Sırat Köprüsü yoktur. Gerçek silahlanma takvaya çalışmaktır. Takvasız yapılan görevin ehemmiyeti yoktur.Fetvanın halledemediğini takva halleder. Fetva seni başıboş bırakır. Takvasız fetva, meyvanın içini bırakıp kabuğunu yemeye benzer.Mü’minler gerçek kardeştirler. Allah Kur’an’da takvayı methetmiştir. Gayemiz; onu yaşamaktır, boşuna gelmeyin, anlamaya çalışın.

  • Emr-i İlahiye inmeyen baş, yaşantısı boş.

Kâinatın düzeni, Hükm-ü Kur’an’a uyup, Kelâm-ı Hakk’la yaşayıp ve yaşatmadır. Şu gördüğümüz gökkubbe ve kâinat başıboş değildir. Bunların direği İslam yaşantısıdır. Yaşayana ne mutlu, gaflet uykusuna dalanlara Allah hidayet versin (amin). Bu geçici fanide biz müslümanlara ve Ümmet-i Muhammed’e düşen görevi ihmal etmezsek hallolmayacak işimiz kalmaz. Kargaşacılık, zümrecilik, tefrikacılık ve nifakcılık muamelâtın İsIâm’a hizmette zayıf düşmesindendir.

  • Tembellikle amel her kişinin işidir, takva ile amel er kişinin işidir.
  • Hata bir yaşa kadardır.
  • Allah en çok kendinden korkanı sever. Kendini çok anandan çok hoşlaşır.
  • Akşamları biraz erken yatın, imsakın durumu başkadır, erken kalkıp imsak vaktini değerlendirin.
  • Hazret-i Adem Babamızdan bu yana Allah’ın emrine muhalif olan, bir şey elde edememiştir.
    Günde bin defa Allah’a sığınsak, biz yine de şükrünü eda edemeyiz.
  • Hakk’ın merhametiyle merhametlenin ki haksızlığa uğramayın. Bir önceki hayıra şimdi evet diyeceğiz.

Allah (c.c.) bir gönüle nasıl misafir olur? Haneyi temiz tutmazsan misafir gelmez. Bunun kolayı takvaya çalışmaktır. Allah’ın hoşuna gitmeyen zerre birşeyi ne kalben, ne kalıben tutmazsak, takva işte budur. İnsanın gönlü kâinattan büyüktür. Allah’ı görmüş gibi, duymuş gibi ibadet etmeli. Hepimizin bir yitiği var; bu yitik ömrümüzden boş geçen zamanlardır.

Nefs-i emmârenin huzur bulması değil, mekândan münezzeh olan Allah’ın kalpte huzur bulması mühimdir. Cenâb-ı Allah’ın yapamayacağı, yaptıramayacağı, yıkamayacağı birşey olmaz. Dünya çapında müslümanlar olarak iki güce sahibiz; sabır ve dua.İçindeki lekeyi hiç soran yok, herkes dışındaki lekeyi soruyor. Hazret-i Allah, Hazret-i Resülullah ve Kur’an’dan başka birşey yok. Gönül defterine kayıt ibadetsiz olmaz, sadece ibadetle de olmaz. Ancak Allah’a teslim olan gönülle olur.

Göz baktığında, dil konuştuğunda, ayak yürüdüğünde, el uzandığında… Gözle gelene yukarıdan aşağıya başını yere bastır, diline gelen bir şeyde dişinle onu bastır, fırsat verme! Teslim-i Hak olmayan haksızlıktan yakayı kurtaramaz. Allah rızası için yapmayınca helak için yaparız, çok kötü bir durum. Daha hastalık gelmeden sıhhatin kıymetini bil, ihtiyarlık gelmeden gençliğin kıymetini bil, kabir gelmeden yaşamanın kıymetini bil.Nefsimizin emrinde değil, Allah’ın emri, Peygamber’in şeriatına girersek iş halloluyor. Anlaşılıyor ki yatan arslandan, gezen tilki daha iyidir. Hazret-i Allah insanlara fırsat verir, ama insanlar o firsatı kaçırırlar. İkinci firsat ele geçmez. Ah u vah etmek neticeyi halledemez. “Allah sevgisi” içinde yer tutmayan insanlar adet usulü amel yapıyor. İhlâssız amel insanı ne öldürür, ne oldurur.Diz ağrısından değil de, Allah korkusundan ağlasan Cehennem seni yakmaz.

  • İnsanın herşeyinin temiz olması çok iyidir; eli, ayağı, gözü, gönlü, aklı.
  • İnsanlar içinde hakikî adaleti yaşasalar dünyaya hakim olurlar.
  • Göz nurdur, onu pis yerlerde kullanmayın.
  • Namaz kılar, namaz Allah’ın emridir. Ama namazın yanında kalbini ve niyetini düzgün tutması şarttır.

İçindeki yaşantısını sağlama çıkarıp da, Hazret-i Allah’ın gönderdiği Kur’an-ı Kerîm’den manen düzgün bir lezzet alacak olsa kendi yanlışını kendisi görür.
Allah’tan korkmayan insan korkak olur.

  • Peygamberimizi ve sahabeyi takip edeni cin vuramaz.
  • Önce îman, sıhhat ve hayatî yaşantısı olmayınca hiçbir şeye benzemez.

Gözünüzden öyle bir yaş gelsin ki, o yaşı dışarıya değil içinize, gönlünüze damlatın. Ehl-i tasavvufta yapılması gereken budur. Dışarıdan gelirse ateş olur, Cehennem’de sizi yakar. Ağır taş yerinden oynamaz, hangi rüzgâr eserse essin, ama saman çöpünü rüzgâr ne eder?

O yaşa (73) gelip de kâr ile zararı, iyi ile kötüyü, haram ile helâli birbirinden ayıramamış ise kaç kuruş eder. Gerçeği bilmeyen insanlar yapmacık oluyor. Camiide gördüğü ile yetiniyor, yaptığı ibadet adet usulü.

Zimmet defteri iki kısımdır;

  1. Biri Allah ve Resûlü’nün zimmet defteri,
  2. İkincisi babası İblis olan şeytanın zimmet defteri.

Şeytanın zimmet defterinde olanlar dünya ve ahirette huzur bulamazlar. Bu din inananlarındır.

İmandan sonra namaz amellerin en üstünüdür, âyet-i kerimeyle sabit. Oruç oniki ayda bir ay, zekât ve hac zenginlere, namaz ise 1825 defa sana misafir olmakta.
Şeriatı takip edip, yapmak takvanın görevidir.

Tevhid yoluna canımızı verebilsek bize fazlasıyla yeterlidir. Resûlullah Efendimiz’in isimlerinden sahip olana son nefeste, kabirde, Sırat’da, Mizan’da, Mahşer’de % 30 daha fazla şefaat olunacak. Ama adı kovan, içinde arı olmayanda bal alınır mı? ismi güzel olan amelinde, kalbinde, Allah’a, Resûlullah’a, Peygamberlere, sahabelere uymaya gayret edecek.

Hazret-i Resûlullah’a talip olan talebe küçük günah bile işlememeye çalışmalıdır. Takva yaşayarak haramı bilmelidir.

Kendi muhasebemizi kendimiz yapacağız. Sırat ve Mizan şimdi gezdiğin yerler, Cehennem ise kabir çukurudur. Kıldan ince kılıçtan keskin olan Allah’ın emri, Resûlullah’ın şeriatıdır.

Millete hizmet mi daha iyi, Allah’a mı?

Gizlinin ecri kuvvetli olur. Nisbeten siz fitneyi uyandırmayın

Yaptığın amelleri Allah rızası için yapacaksın. Güzel amelleri gizli tutmak gizli günahları affeder. Gizli günahların terbiyesi gizli güzel ameldir.

İç âlemin temizlenmesi ruhun karakterine bağlıdır. Yapılan gizli güzel ameller nisbetinde iç âlem temizlenir. Nisbet dahilinde l, 3, 5 gibi. Gizli günah gizli amel ve tevbe ile silinir. Açık ibadeti gizli isyan helak eder. Ekseri zina, kıskançlık, kargaşalık, iftira, bozuculuk, tefrika, zümrecilik, nifak, içki, malayani ve çeşitli şeyler. Allah’ın yasak ettiği şeylerle kalben ve kalıben meşgul olmayacaksın. Rıza-i Hak için sevilmek hiçbir şeye benzemez. Tüm nefsanî isteklere er geç doyulur, bıkkınlık verir. Rıza-i Hak için sevişmeye doyulmaz.

Helâl lokma, kafadan bakan göz, duyunca kulak, düşününce kalb, ağızdan çıkan söz düzgün oldu mu, Hak Tealâ Hazretleri; “varın o kulumun içini temizleyin” diyor ve nefis, melekler tarafından sol tarafa zincirleniyor. Müslümana rastgeldiğinde yedireceksin, içireceksin.

Yaşadığımız zaman Hakk’la yaşayacağız. Allah’ın sevdiği kullar Allah’ın hoşlaşmadığı herşeyi yapmayan kimselerdir.

“Şüphesiz takva sahipleri için umulanı bulduktan yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kâseler vardır(2)”

Sıhhatsiz amel olmaz, amelsiz de müslüman olmaz.

Millet her şeyi biliyor ama İslâm’ı yaşamaya heves ve istek yok. Can cesetteyken vakitleri değerlendirmek sünnet ve farzdır. Sünnet Peygamberimizin, farz ise Allah’ın emridir. Gençlikte yapılan amelin daha çok faydası vardır.

Biz milletten korkacağımıza Allah’tan korksak bize yeter. Çünkü Allah’tan korkana başka korku yoktur.

Siz Allah ve Resûlü’yle arayı açmayın, Onlarla arayı açanın gideceği yer Gayya’dır.

Biz Kur’an-ı Kerim’e nasıl değer verirsek, Hazret-i Allah bize o nisbette değer verir. İnsanların söyleyip söyletmesine lüzum yok. Konuşulduğu zaman dinlenirse mutlaka Allah ve Resûlü’nün hükümleri ordadır. Orada Allah mevcuttur. Uzak bir yerde değil herşey Allah’ın tasarrufu altındadır. Kalp âlemimizi çıfıt çarşısı yapmayacağız, ne yönden olursa olsun. İnsanlar düşünse kendinin kaç gram olduğunu bilir. Burada kaçmak kolay, Hazret-i Allah pisliklerini ortaya çıkardığında nereye kaçacaksın? Allah’tan boş yer yok. Kimse Allah’ı aldatamaz. Sen kimi oyalıyorsun? Canavar değil bir insan olarak Allah’ın hoşuna gitmeyen bir şeyi içinden geçirende git aynaya bak, kendinden korkar kaçarsın. Çaresi kestirme olarak Allah’a kul, Peygamber’e ümmet olmaktır. Küçükten kusur, büyükten af. Biz kimsenin ayıbını araştırmakla görevli değiliz. Noksanlıklar var diye umutsuzluğa mı düşelim. Onda dokuz yenilsek, birini yenelim. Biz nefs-i emmâre ile şeytana güç yetiremeyiz. Hazret-i Allah’ın dostları müstesna.

Allah’tan uzak olanları şeytan bağlamıştır, etkisiz hale getirmiştir. Yaptığımızdan nefsimiz hoşlaşıyor ama, Allah hoşlaşıyor mu? Resûlullah hoşlaşıyor mu? Kur’an hoşlaşıyor mu? Allah’ın sevdiği kullar hoşlaşıyor mu?

Biz onu devirin, bunu atın demiyoruz. Nefs-i emmâre ve şeytanı devirsek bize yeter. Sabır ve dua silahımız. “Açtığımız elleri geri çevirme” diyoruz ama hangi ağızla? Millet konuştuğu zaman iyi de, yaşantıda uzak. Müslümanın iyilikle yapamayacağı bir şey olmaz. Ellerimizi açıp istediğimizde hangi el ile istiyor, ağzımızla istediğimizde hangi ağız ile istiyoruz.
Kimsenin canına göz dikersen, canın gider. Kimsenin malına göz dikersen malın gider. Nasıl olduğunu hiç anlayamazsın. Ruhen, manen tedavi edilmeyen insanlar her zaman hastadır.

İhlâssız elli yıl yapılan ibadetten ihlâsla yapılan bir yıllık ibadet hayırlıdır. İhlâssız bir amel, temelsiz binaya benzer. İhlâs, Allah’ın bir olduğunu tasdiktir.

Zikrin efdali ihlâstır.

Yaptığımız ibadeti Allah için yapacağız. Kendimizde bir varlık hissetmeyeceğiz. Kendilerinde bir varlık hissedenler esas varlık olan Hazret-i Allah’tan uzaklaşanlardır. Varlıklar üstünde yine var olan Hazret-i Allah’tır. Her var olanın hangi eşya olursa olsun bir zevali vardır, ölüm ve yıkılmaya mahkûmdur. Hazret-i Allah’a hiçbir zeval yoktur, ezelîdir, ebedîdir. Şurda anlaşılıyor ki yaşantısı Hakk’la olan emr-i bil ma’ruf ve nehy-i anıl münkere dikkat edenlerin ruh âlemleri çıkmaza ve sıkıntıya düşmez. Onlar bileceğini, göreceğini, seveceğini sevmiştir. Başka yoruma ihtiyaç yok. Çünkü beşeriyete lâzım olan ihtiyacı aramaktır. Zararsız yaşantı Hakk’ladır. Hakk’sız yaşantı zarardır, çünkü müflis ve iflâsa mahkûm olur.

Allah ve Resûlü’ne yaklaşmak için onların en hoşlaştığı şey; nefis mücadelesi, cihad-ı ekber, nefisten geçenlerle mücadele etmektir.

Zararlı şeylere tedbir; cihad-ı ekberdir.

Fedai iki türlü olur. Cihad-ı Ekber; nefs-i emmâre ve şeytanla yapılan savaştır. Resûlullah Efendimiz Uhud savaşından dönerken sahabeye büyük savaşa yeni başlayacaklarını söylemiş. Sahabe; “Ya Resûlullah bundan daha büyük savaş mı olur” dediklerinde, nefsin ve şeytanın büyük düşman olduğunu ve bunlarla yapılacak savaşın da büyük savaş olduğunu belirtmiş. Karınca kaderince bize lâyık olan nedir? Allah’a kul, Resûlullah’a ümmet olmaktır. Kâmil insansız bu yollar bulunmaz.

“Sünnetimden uzak yaşandığında ve gereken değer verilmediğinde, benim sünnetime sahip çıkana yetmiş hac sevabı verilir”, Hadis-i Şeriftir.

Bugünki ortamda hayasızların içinde baktığında gözün, uzandığında elin, duyduğunda kulağın, yürüdüğünde ayağın, düşündüğünde kalbin sağlamsa “itikaf” odur.
Alem yattı sen uyan.

Başta akıl mühim, sonra ahlâk. Vakarda on hisseden ahlâk yedi paydır, ilmin payı üçtür. Muamelâtta insanlar kendini bilir. Bir insan günah işleyip Allah’tan korka korka huzura vardı mı, Cenâb-ı Allah’ın merhameti fazladır. Allah’tan korkarak yapılan amel az da olsa iyidir.
Allah nasıl yaratmışsa herşeyden iyidir. Derin kara da olsa, burnun eğri de olsa, iç âlemini güzelleştirdin mi tamamdır. Vücudun ne kadar güzel olsa da, ahlâkın kötüyse ne fayda.

Önce kendimiz yaşayalım, sonra yaşatalım

Haya îmanın kaynağıdır.

Bir şey yaparken Allah’ı düşünseniz kötülük yapamazsınız. Kul görmesin diye gizleyip, Allah’tan korkmadan bir iş yaparsanız isyan üstüne isyan gelir, birikir.

Böyle bir sükûnet Cenâb-ı Allah’ın lûtfunu ikrardandır. Diyeceksin kabul etmeyen kim? İsyankar da Cennet benimdir der. Cehennem’e kimse sahip çıkmaz. O ihtirazlar buradadır. Bakide bu konuların hiç yeri yoktur, ne yapmışsanız çıkar meydana. Allah için sevişmek gibisi yok. Bir ana bir babadan oldukları halde, yakın oldukları halde birbirinden çok uzak. Bunun sebebi nedir? Hizmet yerleri değişikse birbirlerine ters düşerler. Birisi Allah ve Resulü taraftarları, tarafı, birisi nefis, İblis ve şeytan taraftarları, tarafı. Bunları uzak düşürten yukarıdaki yazmış olduğumuz isimlerdir. Takvada kardeş olmak, şefaat-i Resûl ve rıza-i Hakk’a sapasağlam gider. Karındaki kardeşlik de kavgayı güder. Tabiî ki tasavvufun ne olduğu o ihvan kardeşlerin birbirine bağlantı ve bağlılığını gösterir.

Cennet ve Cehennem’in sergilenmiş pazarı var. Hangisine çalışırsan hak ettiğini bulacaksın. Cennet parasızdır, camiye gitsen kimse senden para istemez. Bir meyhaneye, kahveye, fuhuş yerine gitsen paralı. Cennet parasız sergilenmiş, müşterisi yok. Cehennem paralı sergilenmiş müşterisi çok. Hayasızlık ve terbiyesizliğin çilesi ne zaman dolacak? Birinize donunuzla sokağa çıkın dolaşın diyebilir miyiz? Îmanın altını üstüne veren hayasızlıktır, îmanı hayasızlık mahvediyor.

Helâl lokma ye, oruç tut, beş vakit namazını kıl, kaza namazını kıl. Kafadan baktığın göz, iç âlemini bastırıp çökertmeye yeterlidir.Gereken edep, hayadır. Bir insanın kalbi Allah’ın lûtfuyla depolaştı, doldu mu, artık yel kayadan ne götürür? Bu gibi kötülükler onun îman gücüne zarar veremez.

İnsanların kudurması itin kudurmasına benzemez. Caddelerde hayasız gezenler akrepten daha kötüdür. Çünkü akrep saklanıyor. Bu memleketi hayasızlık yıkmazsa başka bir şey yıkamaz. Ne dış güç, ne de iç güç. Dara gelince Allah Allah, keyfe gelince yallah yallah. Hazret-i Allah görevi insanlara verecek olsa bir saniyede kâinatın altını üstüne getirir, yıkar. Hazret-i Allah’ın sabrı çok büyüktür. 1001 isminin biri “Kahhar”, 1000’i “Rahmet” ismidir. Cenâb-ı Allah’ın emrine muhalif olanlar Hazret-i Allah’a savaş açmıştır. Allah’a savaş açmayla birşey elde edilseydi, şeytan birşey elde ederdi, Karun elde ederdi, Ebûcehil elde ederdi.

Hayasızlıktan silaha sarılacak olsan da kurtaramazsın. Bunun silahı Allah’a kul, Peygamber’e ümmet olmaktır. Gerçek Allah’ın sevdiği kulları Allah’ın silahlarıdır. Bizim zayıf tarafımız; tembellik.

Şuur ne demektir? Kafadan bakan göze sahip olmak, duyan kulağa sahip olmak, konuşan dile sahip olmak, düşünen kalbe sahip olmaktır. Bunlara sahip ol kafi.

Konuşmadan evvel konuşacağımıza, bilmeden evvel bileceğimize, yapmadan evvel yapacağımıza dikkat etmemiz lâzım.

Resûlullah’a “en akıllı insan kimdir?” diye sormuşlar, O da “İslâm’ı içinden yaşayandır” buyurmuş.

Boşa kaşık sallamayın, ne yaptığınızdan haberiniz olacak! Kendinden şikâyetçi ol, başkasından değil.Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün.

Yaptığımızı halledemediğimizde yapamayacağımıza koşarız. Her amelde şuur lâzımdır. İhlâssız, ihtikatsız yüz yıl yapılan amelden hakkıyla yapılan amelin on yılı daha efdaldir. Namazın ne olduğunu bileceğiz! Helâl lokma olacak! Takvayla namaz kılınacak! Namazı namaz yapan abdestin sağlamlığıdır.

Kendi kabahatine bakmayıp da başkalarıyla uğraşmak şuursuzluktur.

Bir akılsız kafanın elinden ne çeker ayaklar. Acınacak bir iş. Bizim dinimizde akıllıca hareket etmek gerekiyor. Şuurlu hareket edilecek!

Kötülükle uğraşan bir insan dökümlü olmaz. Yattığın zaman da kalktığın zaman da Allah korkusu olacak! Maddî yararlarımızı, manevî yararlarımızın üzerinde tutmayacağız. Dünyayı ahirete değil de, ahireti dünyaya yük edeceğiz.

Bir insan maddî menfaatini maneviyattan üstün tutar ve herşeyini maneviyata maske yapıp maddiyata düşkün olursa, maneviyattan kazancı olmaz, iflâstır.
Haberi yaşantıdan ver; laf değil, yaşantı önemli. Sözler konuşuluyor, muamelâta sıra geldi mi adamın ayaklarının altından yer kopuyor.

Müslüman, kimseye zarar ve zeval vermez. O korkacağından korkmuştur. Ancak zarar verenler Hz.Allah’tan uzak yaşayıp, onun emrine ters düşenlerdir.

Elimizden geldiği kadar dünya ve ahiret için çalışacağız, tembellik yok! Dinimiz tembellik ve hırsızlığı yasaklamış. Hemen ölecek gibi ibadete, hiç ölmeyecek gibi işe teşvik etmiştir. Dinimizin emrini baştacı edersek Allah bizi zerre kadar bir şeye muhtaç etmez. Herkesin yaptığı kendi başının belasıdır şer ise, herkesin yaptığı kendi devletidir hayır ise.

Muamelemiz sağlam olursa hedefe gider. Hedefe gitmezse mutlaka eksiklik bizdedir.

Allah rızası için yapacağımız her işi yapmadan evvel düşünün. Hazret-i Allah Ümmet-i Muhammed’i kendisi korusun, çok çetin bir durum.

İnsan kandırsa kendini kandırır, başkasını kandıramaz. Gerçek Müslümanların hazırlığı geleceğe yöneliktir.



Kaynak= Turan Yazılım / Mürşit 5 / Tasavvuf / Sırr-ı A’zam / C:2

(1-Haşr Süresi’18);(2-Nebe Süresi’31…34);