Kuran Yurdu

İhlas Süresi Geylani Tefsiri

    Marifet-i ilahiyye ile bezenen;Cenab-ı Hakk’ın kendine ait olan varlıktaki yeganeliğinin ve vahdetinin keşfine nail olan;onun zatının bütün mazharlardan ve tecellilerden müstağni ve imkan ayıbından,noksanlıktan kemale doğru ilerleme gibi bir eksiklikten doğan muhtaçlık kusurundan münezzeh olduğunu idrak eden kimseler için şu gerçek gizli kalmaz;

    Zat-ı ehadiyye,herhangi bir kayıt ve sınırlamadan kesinlikle münezzehtir.O,zatına atfedilen mazhar ve tecellilerle vasfedilmekten tamamen yücedir.İmkan aleminde görülen fakirlik ve muhtaçlığın her türlüsünden beridir.İşte bundan dolayı Cenab-ı Hak bu sürede kendi zatını beyan etmiş,süreye besmeleyle başladıktan sonra,kullarını irşad etmek,işin hakikatini ve doğrusunu öğrenmek için,ilm-i huzurisinin (her şeyin yanında olma ve iç yüzünü bilme) bir gereği olarak kendi zatını kendisi şu şekilde vasfetmiş ve açıklamıştır;

    Ey Resullerin en kamili; Sana bizleri kendisine iman ve ibadet etmeye davet ettiğin rabbinin özelliklerinden bizlere anlat diyenlere;

    De ki:O Allah Ehad’dir (1)’.Aslında o gaybi (görünmeyen) ve şehadi (görünen) ilahlık ile muttasıf olan zat,uluhiyet ve rububiyetle muttasıf olan zatı itibariyle,gaybiyetten/görünmezlikten de şehadiyetten (görünürlükten) de mütealdir,yücedir,uzaktur.O,çoğalmadan ve çokluktan da mutlak sürette münezzeh olup,ehadiyetle (bir teklik) muttasıf olan zatında gizli ve kamil olan esma ve sıfatları hasebiyle,bütün kemal sıfatlarına kendi zatında sahiptir.

    Vücutta/varlıkta,hayatta ve kayyumlukta (hiçbir şeye mmuhtaç olmadan var olmada) müstakildir,başkasına ihtiyacı yoktur.Daimlik ve ezeli,ebedi ve sonsuz baka (önü olmayan sonsuzluk) onun kendisinin bir özelliğidir,zatının gereğidir.Öyle ki,onun bakiliğini ve devamlılığını ölçebilecek hiçbir ölçü veya tartı yoktur.Hiçbir tedbir ve takdir,hiçbir güç ve kuvvet onu ve onun kayyumiyetini (tek başına var olmasını) kuşatamaz.

    Çünkü O Allah Samed’dir (2).Kendisine yönelinen,kainatta gayb ve şehadet aleminde,dünya ve ahiret aleminde batınen veya zahiren meydana gelen ve yok olan her şeyin kendisine döndüğü,rücü ettiği senet ve seyyiddir.Aslına bakılırsa o haddi zatında bütün bunlardan müstağnidir.Onun zatı bütün bunlardan nasıl müstağni olmasın ki,

    O Allah;

    Doğurmamıştır‘.Doğmak kendinden sonra birini bırakmayı gerektiren,yok olmaktan ve kaybolmaktan korkmaya sebep olan bir hadisedir.Oysa,kayyumluğu ile,kendi kendine var olması ve bekasının devamı gereğince,bu gibi sonlu olmayı gerektiren,nihayeti olan noksanlıklar ve kusurlar asla ona atfedilemez.Onun için ne bir son ne de bir intikal söz konusudur.

    ‘Ve’ aynı şekilde ‘O,doğurulmamıştır (3)’.Bilakis ezeldene bede kadar zahir ve batın olan,görünen veya görünmeyen her şey ondandır,onunladır,onun içindir,onun içindedir.Ezelden ebede kadar varlığı farz edilebilen hiçbir şey,onun isimlerinin gölgesinin ve sıfatlarının akislerinin dışında değildir.Herhangi bir şey ondan başka olsun da onun önüne geçsin,böyle bir şey nasıl tasavvur edilebilri? Edilemez ki ! Varlıkta başka bir şey yoktur ki,o onu doğursun

    ‘Ve’ kısaca o birliğinde münferittir.Tekliğinde müstakildir,tek başınadır.Yeganelinde kimseye bağlı ve muhtaç değildir.Zira ‘Hiç bir şey ona denk değildir(4)’ Ondan önce veya ondan sonra bir şey yoktur.Bilakis,ondan başka ilah yoktur.Ondan başka mevcut yoktur;



    Kaynak= Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI / bkz:577…579

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.