İhlas Ne Demektir Ve Nasıl Kazanılır?

İhlas ; Ameli her türlü karışık şeyden temizlemektir.Yani ihlaslı kişi amele,nefsin isteklerinden olan pislikleri karıştırmaz.Bunlar, halkın kalbine girme isteği,onların övgüsünü istemek,kınamalarından kaçmak veya onların kendini yüceltmelerini arzulamak veya mallarını arzulamak,hizmet ve muhabbetlerini istemek,isteklerini karşılamaları veya bundan başka diğer sakatlık ve pislikler olabilir.Ki hepsinin ortak noktası,ameli ile her kim olursa olsun,Allah’tan başkasını arzulamaktır

İhlas Üç Derecedir;

Birinci Derece : Amelden ameli beğemeyi çıkarmak ve amelden arzu’yu temizlemektir.Amel eden kişinin karşısına,ameli esnasında üç afet çıkar ; Onu beğenmesi ve dikkate alması,ondan bir karşılık beklemesi,ondan hoşnut olması,ona canının ısınması.Bu derecede,işte bu belalardan kurtulur.Amelini beğenmekten onu kurtaran ; Allah’ın kendine yaptığı iyiliği,O’nun ihsanını,kendini başarıya ulaştırdığını düşünmesidir.O,başarının Allah’tan olduğunu -kendi nefsinden olmadığını- onun amel yapmasını gerekli kılanın Allah’ın dilemesi olup kendi dilemesi olmadığını düşünmelidir.Allah Teala’nın buyurduğu gibi : ‘(Bununla beraber o doğruluğu) alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz (1)

Burada ona cebr,zorlama delilleri yarar sağlar : ‘Kendinin sırf bir alet olması,hareketlerinin ağaçların hareketi,rüzgarın esmesi gibi olduğu,kendisini esas hareket ettirenin başkası,failin kendinden başkası olduğu,kendisinin bir ölü -çünkü ölü hiçbir şey yapamaz- olduğu,kendi nefsi ile başbaşa bırakılsa,asla salih fiillerinin olamayacağı,çünkü nefs cahil ve zalimdir,tabiatı tembellik,şehvetleri tercih etmek ve çalışmaktır,nefs her şerrin kaynağı,her kötülüğün sığınağıdır.Bir kul nefsiyle böyle olduğu müddetçe,ondan hiçbir hayır çıkmaz ve hayır onun işi de değildir.İşte bunlar ona fayda sağlar.

Kendisinden Çıkan Haber : Bu amel Allah’tan ve Allah’ın yardımı ile olmuştur.Ne kuldandır ne de kul sayesindedir.Allah Teala’nın şu ayeti gibi : ‘Eğer üzerinizde Allah’ın fazl ve rahmeti olmasa idi içinizden hiçbiri(niz) ebediyen temize çıkmazdı.Ancak Allah’tandır ki kimi dilerse temize çıkarır (2)‘ ve cennettekilerin dediği gibi : ‘Hamd olsun Allah’a ki,bizi hidayeti ile buna kavuşturdu (3)

Allah Teala’nın,Resulü’ne (s.a.v) buyurduğu gibi : ‘Eğer sana sebat vermiş olmasaydık and olsun ki onlara (belki) biraz meyledecektin (4),Fakat Allah size imanı sevdirdi.Onu kalbinizde süsledi.İşte rüşdünü bulanlar onların ta kendileridir (5)‘.Kuldaki her türlü hayır Allah’ın sırf ihsanı,iyiliği,fazl ve nimetidir.Onlara karşı O’na hamd olunur.Gerçekte kulun amellerini beğenmesi,kendisinin yaratılmış sıfatlarından olan işitme,görme,idrat etme ve kuvvetini beğenme gibidir.Hatta sağlığını,organlarının sağlamlığını ve buna benzer diğer durumları beğenmesi gibidir.Bunların tümü sırf Allah’ın bağışı,nimeti ve ihsanıdır.Kulu bu afetten temizleyen,Rabbini ve nefsini bilmesi ve tanımasıdır.

Ameline karşılık istemekten onu kurtaran,kendisinin ‘sırf kul olduğunu’ bilmesidir.Kul,efendisine hizmetinden dolayı ne karşılık,ne de ücret hak eder.Çünkü o,O’na kulluğunun gereği olarak hizmet eder.Efendisinden eline geçen ecir ve sevap efendisinin ona iyiliği,ihsanıdır. Yoksa herhangi bir karşılık değildir.Çünkü ücrete ancak hür olanlar veya başkasının kölesi layıktır.Kendi nefsinin kölesi ise layık değildir.

Amelinden Razı Olmasından Ve Ona Canının Isısnmasından Kendini Kurtaran İki Şeydir :

Birincisi : Amelinin ayıplarını ve amelinin afetlerini,amelde kusurunu,o amelden nefsinin payını ve şeytanın nasibini bilmesidir.İçinde şeytanın nasibi olmayan,az olsa bile  nefsin payı olmayan amel azdır.Resulüllah (s.a.v)’a kişinin namazında yüzünü sağa sola çevirmesini sorarlar.O da der ki : O,kulun namazından şeytanın kapıp kaçtığı bir parçadır.Bu yüz çevirme bir göz atma veya göz ucuyla bakış olduğu zaman böyledir.Kalbi Allah’tan gayrisine yönelirse durumu nasıl olur? Bu kulluktan şeytanın aldığı en büyük nasiptir.

İkincisi : Rabbinin (c.c) kulluk hukukundan,açık ve gizli kulluk adabından ve şartlarından nelere layık olduğunu bilmesi,yine kulun kulluğunun hakkını yerine getirmede çok zayıf,çok aciz olduğunu,Rabbini o kulluğundan razı etmede çok zayıf,aciz odluğunu bilmesidir.Arif olan,Rabbi için amelinden hiçbir şeye razı olmaz.Bir an bile Allah için nefsinden razı olmaz.Allah’ın , ameline karşılık vermesinden haya eder.

Nefsine ve ameline kötü zannı,nefsine kini,nefeslerini ve onların Allah’a yükselmesini hoş görmemesi,bütün bunlar kendisi ile amelinden ve kendinden razı olması arasına girer,engel olur.Kulun afeti nefsinden razı olmasıdır.Kim nefsine,onun herhangi bir şeyini güzel görerek bakarsa,nefsini mahvetmiştir.Devamlı nefsini itham etmeyen aldanmıştır.

İkinci Derece : Bütün gücünü sarfederek,amelden utanmak,müşahededen kaçınarak güç sarfetmek ve cömertlik gözesinden amelin tevfik nurunda olduğunu görmektir. Bu üç şeyi kapsamaktadır:

Birincisi : Amelinden utanması.Bu Allah’tan fazlaca haya etmektir.Çünkü yaptığı ameli,bütün gücünü sarfetmekle birlikte Allah’a layık görmemektedir.Allah Teala ‘… Verdiklerini Rablerinin huzuruna döneceklerinden yürekleri kork(u ile çarp)arak verirler (6)‘ buyurur.Peygamber (s.a.v) ise : ‘O kişi oruç tutar,namaz kılar,tasadduk eder ve kendinden kabul olunmayacak diye korkar’ buyurur.

  • Mü’min ; Korkarak ve nefsine kötü zan besleyerek ihsan elde eden ;
  • Aldanmış ise ; Kötülük yaptığı halde nefsine iyi zan besleyen kimsedir.

İkincisi : Müşahededen kaçınarak güç sarfetmektir.Yani amelini sahih kılmak için gücünü sarfeder ve o amelin kendinden ve kendi sayesinde olduğunu görmekten kaçınır.

Üçüncüsü : Allah’ın kulun basireti nurlandırdığı tevfik nuruna sığınmasıdır.Bu nurun ışığında amelinin onun cömertliğinden kaynaklandığını görürsün.Amelin ne sendendir ne de senin sayendedir.Bu derece beş hususu kapsar;

  1. Amel için çalışma
  2. Utanma
  3. Allah’tan haya
  4. Amelin senden olduğunu düşünmemek ve
  5. Allah’ın cömertlik gözesinden ve Allah’ın ihsanından kaynaklandığını düşünmek

Üçüncü Derece : Amelini ilme uygun yürüterek,hükmü gözeterek,resmin köleliğinden,bağımsız bir şekilde amelden kurtularak,ameli kurtarmaktır.Amelden kurtularak ameli kurtarmayı şöyle açıklamışlardır : Ameli ilimle paralel yürür ve sen de hükmü hözeterek yürürsün.

Sözün Anlamı : amelini il uydurur,ilme uygun yapar,ona ilmi önder kılarsın.İlmin yürüyüşüne ayak uydurur,durunca sende durur,hareketini ilmin hareketine uygun yaparsın.İlmin kaynaklarına iner,onun pınarlarından su içersin.Emrolunan dini hükme bakarak ve o hükme,yapmak ve terk etmek,arzu etmek ve kaçmak gibi uyarak,sebep olma ve kazanma üzerine doğacak sevap ve cezaya bakarak amelini ilme ayak uydurttursun

Bununla beraber,sen de kalben,hareket ve sükunları,sebep ve neticeleri içine alan kainattaki kazai hükmü seyre dalar yürürsün.Artık burada ‘sırf istemek’ten,fiillerin onun iradesi ve istemesinden kaynaklanmasını düşünmekten,fiilleri sadece Allah için yapmaktan başka bir şey yoktur.Yaparak ve terk ederek,ilme ayak uydurarak,emir ve yasakları müşahede ederek,hakikat bilerek ve iman ederek kaza ve kaderi yerine getirir.O kul hakikate bakar ve şeriatı uygular.

Bu iki durum şu iki ayetin kulluğudur : ‘O,alemler için (hak),sizden doğruyu isteyenler için bir öğütten başkası değildir.(Bununla beraber doğruluğu) alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz (7)

‘Şüphesiz ki bu (süre) de bir öğüttür.Artık kim dilerse Rabbine bir yol tutar.(Bununla beraber) Allah dilemeyince siz (bunu dileyemezsiniz,çünkü Allah hakkıyla bilendir,tam bir hüküm ve hikmet sahibidir (8)

Amelin ilme ayak uydurması,’sizden doğruluk isteyenler’ tablosu ; amel edenin hükmü gözeterek yürümesi, ‘Allah dilemeyince siz (bunu) dileyemezsiniz’ tablosudur.

Resme köle olmaktan bağımsız olma’ sözüne gelirsek : İşaret edilen bağımsızlık,halkın ve nefsin kulluğuna girmemek,yalnız Hakk’ın kulluğuna girmektir’.

Resim kelimesinden kastedilen : Allah’tan başkasıdır.Çünkü resim demek eserler,kalıntılar demektir.Yani mahlükatın tümü hakikat evinde,kudretin izi ve kalıntılarıdır.Yani,nefsini Allah’tan başka bütün şeylerden kurtarman,kalben Bir olan,Kadir olan Hak ile olmandır.Yoksa ‘iz’ olan O’nun kudretinin eserleri ile değil,Ondan başkasıyla meşgul olma ki,O’na kulluk etmekten seni alıkoymasınlar.O’na olan kulluğunla,O’ndan ne bir hal,ne makam,ne mkaşefe,O’ndan başka hiçbir şey arzu etme

İşte bu dört  husus : Güç sarfetmek,ilmi hakem kılmak,hakikate bakmak,Ondan başkasına yönelmekten kurtulmak.Yardımcı ve muvaffak kılacak yalnız Allah’tır.

İhlas ;İstenilen şeyin bölünmemesi , sıdk ; İsteğin bölünmemesidir.

O halde ihlasın aslı ; İstenileni birleme ; sıdkın aslı ; İsteği ve iradeyi birlemektir.Ancak samimi olarak teslimle olgunlaşırlar



Kaynak : İbn Kayyım El-Cevziyye / Medaricu’s Salikın (Kur’ani Tasavvufun Esasları / bkz: 564-568

(1-Tekvir 29) – (2-Nur 21) – (3-A’raf 43) – (4-İsra 74) – (5-Hucurat 7) – (6-Mü’minun 60) – (7-Tekvir 5-28-29) – (8-İnsan 29-30)

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.