Kuran Yurdu

İbret Gözüyle Bakmak

    İbret gözüyle bakmak ancak üç şeyle gerçekleşir ki bunlar;

    • Aklının canlılığı
    • Günleri bilmek
    • Süfli aarzulardan kurtulmak

    İbrat almak ancak akılla mümkün olur ve gerçekleşir.Aslında ibret kelimesi,bir şeyin hükmünden,onun benzeri olan bir başka şeyin hükmüne geçmek , bir şeyin hükmünü onun aynısı olan başka bir şeye uygulamak esasına dayanır.Kişi herhangi bir kimsenin işlediği bir fiil sebebiyle başına bir bela ve musibet geldiğini gördüğü zaman,onun aynı fiili işleyen herkes için söz konusu olduğunu anlar.İşte ibret de böyledir.

    Aklın canlılığı ; Sıhhatli bir şekilde kavrama ve anlama gücü ve kalitesi,eşyanın yarar ve zararını ayırma melekesi demektir.Bu canlılık Allah’ın dilediği kuluna lütfettiği bir nurdur.Bu nurun güçlük ve zayıflığındaki farklılıkları yada onun varlığı ve yokluğu durumlarındaki derecelerine göre insanlar anlama ve idrak konularında birbirlerinden farklılık arz ederler.Aklın kalple olan ilişkisi , gören nurun gözle olan ilişkisi gibidir.

    Maneviyat yolcularının,yararını gördükleri,tevrübelerine göre,devamlı surette ‘Ya Hayy , Ya Kayyum , La ilahe illa ente’ diyen,akıl ve kalp sağlığına nail olur.

    Şeyhü’l-İslam İbn Teymiyye (k.r) bu mübarek sözü söylemeye ısrarla devam ederdi.Hatta birgün şöyle dedi : ‘Bu iki ismin (Ya Hayy ve Kayyum) kalbin hayatı için büyük tesiri vardır’. Kendisi bu iki kelimenin ‘ ism-i a’zam ‘ olduğunu ima ederdi.Onun şöyle dediğini nakledilmiştir:’ Kim her gün sabah namazının sünneti ile farzı arasında kırk defa Ya Hayyu,Ya Kayyum,La ilahe illa ente ; birahmetike estağisu (Ey Hayy ve Kayyum olan Allah’ım ! Senden başka ilah yoktur.Senden rahmetinle yardım isterim)’ cümlesini okumaya devam ederse , kalbi hayat bulur ve artık ölmez.

    Eğer kul ‘esma-i hüna’ nın ibadet ve duadaki önemini,onun kainatı işleyişi,kulun istek ve ihtiyaçları ile ilgisindeki sırrı bilecek olsaydı,onu bulup mutlaka elde etmeye çalışırdı.Çünkü istenen her şeyin Allah katında ‘güzel bir isim’ le karşılığı vardır.Kur’an ve sünnetteki duaları düşünecek olursan,onların da bu özellikte olduğunu görürsün.

    ‘Günleri bilmek’ ; Bunun manası , insanın sayılı günlerinin,yani ne eksik ne fazla olan hayatının değerini bilmek demek olabilir.Kul burada ömrünün ne kadar kısa,nefeslerinin ne kadar sayılı ve sınırlı olduğunu düşünür.Oysa bu dünyadaki her nefesi,ebedi hayatta milyonlarcasına tekabül etmektedir.İnsanın bu hayatı oradakine nisbetle hiç hükmündedir.İnsanın bu dünya hayatı ile ahiret hayatı mukayese bile edilemez.İşte kul buradaki zamanını,ömrünü ya cennete veyahut cehenneme götürecek işler yolunda harcar.

    Bu hayat,selim bir aklı ile düşünen bir kalbi olan kimse için rüyada geçen zaman gibidir.İnsana yakışan,onu ancak Allah’ın en çok sevdiği şeyler yolunda harcamaktır.Hatta kişi,ömrünü Allah’ın en çok sevdiği değil de sadece sevdiği şeyler yolunda harcayacak olsa,yine kaybetmiş olur.Bir de kendisine bir yararı olmayan,Allah’ın gazabını gerektiren yerlere harcayanın kaybını varın siz düşünün ! Allah,Müstean’dır.Kuvvet de ancak O’ndandır.

    Buradaki ‘günler’ den kasıt,Allah’ın , peygamberlerine ümmetlerine hazırlatmalarını emretmiş olduğu günler de olabilir.Nitekim Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur:

    ‘And olsun biz Musa’yı da,kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar,onlara Allah’ın günlerini hatırlat,diye ayetlerimizle göndermiştik (İbrahim 3)’.Bu ayette geçen ‘Allah’ın günleri’ küfür ve ma’siyet sahiplerine olan azabı ile tefsir edilmiştir.Bu görüşlerden birincisi İbn Abbas,Usey b. Ka’b ve Mücahid’e,ikincisi ise Mukatil’e ait bulunmaktadır.

    Doğrusu ‘Allah’ın günleri’ iki tefsiri de içine almaktadır.Bu günler hem düşmanlarına uğrattığı musibet ve olayları hem de dostlarına lütfetmiş olduğu nimetleri kapsar.Allah’ın bu büyük nimet ve musibetlerinin ‘günler’ olarak anılmış olması bunların o zaman zarfında cereyan etmiş olmalarından doalyıdır.Nitekim Araplar şöyle derler:

    ‘Falan zat Arapların ve diğer insanların günlerini (eyyamü’l-Arab ve eyyamü’n-nas) bilir’

    Bunun manası ‘O günlerde geçen olayları bilir’ demektir.Bu günleri bilmek,insanın onlardan ibret almasına vesiledir.Kul o günleri bildiği oranda ibret alır ve yükselir.Nitekim yüce Allah şöyle buyurur:

    ‘Elbette onların hayat hikayelerinde akıl sahipleri için ibret vardır (Yusuf 111)’

    ‘ Sufli arzulardan kurtulmak ‘ : Bütün bunları elde etmek ise birtakım garazlardan,yani nefsani arzulara uymaktan,kötülüğe sevk eden nefsin isteklerine boyun eğmekten kurtulmakla mümkün olabilir.Çünkü nefsin arzularına uymak,aklın nurunu söndürür,kalp gözünü kör eder,Hakk’a tabi olmaya mani olur ve doğru yoldan saptırır.Hem nefse tabi olup hem ahiret gözüyle görmek asla mümkün değildir.Kul nefsi arzularına tabi olduğu zaman düşünce ve görüşü bozulur.Nefsi ona güzeli çirkin,çirkini ise güzel olarak gösterir ; hak ile batılı birbirine karıştırır.Şimdi bu kimseye tezekkür,tefekkür ve öğüdün nereden faydası olacak ?



    Kaynak = İbn Kayyım el-Cevziyye / Medaricu’s Salikın ( Kur’an’i Tasavvufun Esasları ) / syf = 406-408

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.