Kuran Yurdu

Huyların Değiştirilmesi Ve Ahlakın Düzeltilmesi

    Huylar konusunda itidal sahibi olmanın nefsin sağlığına,itidalden ayrılmanın ise hastalanmasına neden olduğunu öğrendikten sonra bil ki ; Çirkinlikleri yok edip faziletleri kazanmak suretiyle tedavi edilmede nefis bedene benzer.Bedenin tedavisi de hastalıkları yok edip ona sağlığı kazandırmakla gerçekleşir.Nasıl ki mizacın aslında itidal varsa ve hastalık arızi bir durumsa,her doğan çocuk da fıtrat üzere doğar.Çocuğun anne-babası onu Yahudi Ve Hıristiyan haline getirirler.Bu ise alıştırma ve öğretme yoluyla olur

    Nasıl ki beden başlangıçta mükemmel olarak yaratılmıyor,büyüyüp gelişerek ve beslenerek mükemmel hale geliyorsa,nefis de aynı şekilde eksik fakat mükemmel olmaya kabiliyetli bir şekilde yaratılır.Nefis ancak arındırma,huyları düzeltme ve ilimle beslenme yoluyla mükemmel hale gelir.Nasıl ki beden sağlıklı olduğunda doktorun işi sağlığını korumak,hasta olduğunda sağlığına kavuşturmak ise,aynı şekilde nefsin de arınmış,temizlenmiş, huyları düzeltilmiş halde olduğunda bunları korumaya gayret etmesi,bunları korumak için daha fazla kuvvet sağlaması ve daha fazla arınması için çalışması gerekir.Eğer nefis mükemmel değilse ve arınmamışsa yapılması gereken şey bunları ona sağlamaktır.

    Nasıl ki bedenin itidal halini değiştiren ve hastalığa sebep olan illet ancak zıddı olan şeylerle tedavi ediliyor,hastalık hararetten kaynaklanıyorsa soğuk,soğuktan kaynaklanıyorsa hararet gerekiyorsa aynı şekilde,kalbin hastalığı olan çirkin huyun ilacı da zıddı olan huydur.Buna göre cehalet hastalığı öğrenmek,cimrilik hastalığı cömert olmaya çalışmak,kibir hastalığı tevazu,açgözlülük ve oburluk hastalığı kendini zorlamak suretiyle iştah kabartan şeyden el çekmekle tedavi edilir.

    Nasıl ki hasta bedenleri tedavi edebilmek için ilacın acılığına ve iştah kabartan şeylerden uzak durmanın sıkıntısına katlanmak gerekiyorsa,aynı şekilde kalp hastalığının tedavisi için mücahedenin ve sabrın acılığına katlanmak gerekir,hatta bu bedenin durumundan daha önemlidir.Çünkü beden hastalığından ölümle kurtulmak mümkün iken kalp hastalığı öyle bir azaptır ki öldükten sonra sonsuza kadar devam eder.

    Nasıl ki soğukluk sağlayan her ilaç belirli bir dozda olmadığı sürece sebebi hararet olan bir hastalığı tedavi etmeye yetmiyor,hastalığın şiddetine,zayıflığına , çokluğuna ve azlığına göre ilacın dozu değişiyor,faydalı olacak miktarının bilinmesi için bir ölçü olması gerekiyor ve ölçü kaçtığında  hastalık daha da artıyorsa,huyların tedavi yöntemleri de böyledir.

    Çünkü doktor,hastalığın hararetten veya soğuktan kaynaklandığını bilmedikçe tedaviye başlamaz.Hastalığın sebebi hararet ise derecesinin düşük mü yüksek mi olduğuna bakar.Bunu öğrendikten sonra bedenin ve zamanın hallerini,hastanın yaşını ve mesleğini inceler,sonra da bunlara göre bir tedavi yöntemi izler.Müritlerin nefislerini tedavi eden muallim de böyledir.Böyle bir muallimin nefislerini tedavi ettirmek isteyenlere,huylarını ve hastalıklarını öğrenmeden belirli bir alanda riyazet yaptırmaması gerekir.Çünkü her hastalığın tedavisi aynı değildir.

    Şeriatı bilmediğini görürse ona öğretir,kibirli olduğunu görürse onu mütevazi olmaya sevkeder,çok gazaplı birini görürse onu yumuşak davranmaya zorlar.Eğer kişinin huyunu terk etmediğini görürse,aşamalı olarak huyunu değiştirmesine çalışır.

    Bizim buradaki amacımız bütün hastalıkların ilacını zikretmek değildir.Çünkü Allah izin verirse bunları kalan bölümlerde ele alacağız.Şimdi amaçladığımız şey,tedavideki genel yöntemin alışkanlık haline getirdiği çirkin fiiller konusunda nefse muhalefet etmek ve istediğini yapmamak olduğunu anlamaktır.

    Nefsini eğitmek isteyen kişinin en çok ihtiyacı olan şey azimdir.Kişi tereddütlü olursa kurtulması zor olur.Nefsinin azminin zayıfladığını hissettiği anda dayanmaya çalışır.Nefsi azmini bozarsa tekrar bozmaması için onu cezalandırır.Bir adamın nefsine söylediği şu sözlerde olduğu gibi:

    Seni ilgilendirmeyen konularda konuşup duruyorsun.Bir sene oruç tutturmakla seni cezalandıracağım



    Kaynak : İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: I / bkz : 598-600

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.