Hüsn-i Zan

Hüsnü zan ile aldanmak arasındaki farkın ne olduğu, amel işlemeye sevk eden, teşvik eden hüsnü zannın sahih; aylaklığa, masiyete gömülmeye çağıran hüsnü zannın ise aslında aldanmak/kanmak anlamına geldiği net olduğu ortaya çıkmıştır.

Hüsn-i Zan Nedemektir?

Hüsnü zan recadır/ümitvar olmaktır. Ümit,eğer kişiyi itaate sevkedip masiyetten alıkoyuyorsa, sağlıklıdır; yok eğer amel işlemekten uzak durup aylaklık etmesi ümit; ümidi de aylaklık halini almışsa, bu da aldanmadır.

Arazisi olan bir adam düşünün!

Arazisiyle ilgilenmeden de ürün elde edebileceğini ümit ederek arazisini ihmal eden, tohum atmayan, toprağı sürmeyen ve gereken alakayı göstermeyen bir adam, sürülen, tohumlanan, sulanan ve ilgilenilen araziden devşirildiği gibi ürün alacağını zannederse/hüsnü zan beslerse insanlar ne der?

Onun aklının kıt olduğunu düşünürler tabi ki…!

Eşiyle cinsel ilişkiye girmeden de çocuk sahibi olabileceği konusunda hüsnü zan besleyen, bu yönde güçlü bir ümide sahip olan ta da ilim tahsil etmeden ve hırsla çalışmadan zamanının en alimi olacağını zanneden de böyledir.

Emirlerine sarılmak ve yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah’a yakınlaşma çabası göstermeksizin daimi nimetlere ve yüksek derecelere nail olacağı yönünde güçlü bir ümide, hüsnü zanna sahip olan kişi de yukarıda misal olarak verilen kişilerle aynı durumdadır.

Muvaffakiyet Allah’tandır.

Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte bunlar Allah’ın rahmetini umabilirler (Bakara 218)

Bu ayette sözü edilen kimselerin rahmete erişme umutlarının Allah Teala tarafından, söz konusu itaatleri işlemelerine bağlanmış olduğu konusunda düşününüz!

Tefride kaçanların, Allah’ın haklarını zayi edenlerin, emirlerinin içini boşaltıp işlevsizleştirenlerin, kullara karşı haddi aşanların, haramları işlemeye cüret edenlerin Allah’ın rahmetini ümit edebileceklerini söylemişlerdir

Bu meselenin özü şudur;

Ümitvar olmak ve hüsnü zan beslemek, ancak Allah’ın belirlediği şeriat, kader, sevap ve ikramına dair hikmetinin gerektirdiği sebeplerin yerine getirilmesiyle birlikte mümkün olabilir. Yani kul bu sebepleri yerine getirdiği zaman hüsnü zan besleyebilir; Allah Teala’nın kulunu sadece bu sebeplerin eline bırakmayacağını, bu sebepleri kulun yararına olacak şeylere ulaştıracak birer vasıta kılmasını ümit edebilir ve bu sebeplere aykırı olan, onların etkilerini boşa çıkaran şeylerden uzak durur

Şehvetsiz Gelen Meni

Kaynak: İbnu’l Kayyım el-Cevziyye / ed-Dua ve’d Deva (Kalbin İlacı) / bkz : 97-98

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.