Hümeze Süresi Geylani Tefsiri

  • Tevhit ve yakin sırlarını keşfetmeye çalışan muvahhitlere şu hakikat gizli kalmaz;

Şüphesiz ki insanın dini yönden tekamülü,Allah Teala’nın ahlakı ile ahlaklanmaya ve onun adabı ile edeplenmeye bağlıdır.Muradı ve talebi Hak olanların;öncelikle zahirlerini,dış alemlerini nebevi şeriat ile, ışığını nübüvvet ve velayet kandillerinden alan Mustafavi (Hz Mustafa’nın getirdiği) kanunlar ile bezemesi gerekir.Batınlarını,iç alemlerini ise,fıtri kabiliyetleri ölçüsünce kendilerine gelen gaybi hitaplar ve ledünni ilhamlar ile donatmaları gerekir.Bunlardan yüz çeviren,onlarla kendisini donatmayan kimselerin ahirette alacakları bir nasipleri yoktur.

İşte bundan dolayıdır ki Cenab-ı Hak,bu sürede inayet (ezeli ve ilahi yardım) ve tevfik (Hak tarafından verilen başarı) erbabını adab kazanmaları, güzel ahlak ile bezenmeleri ve kemal vasıflarıyla donanmalarını, kendisine ve kullarına karşı kötü edepli olan,gaflet ve dalalet sahibi kimseleri kötüleyip yermek ve onların kendi katındaki kötü durumlarına işaret etmek suretiyle teşvik etmekte ve gayrete getirmektedir.Süreye besmeleyle başladıktan sonra şöyle buyurmaktadır;

  • Bütün arkadan çekiştirenlere,kaş göz işareti yaparak alay edenlere yazıklar olsun (1)’

Hangi toplumdan ve toplumun hangi seviyesinden olursa olsun,insanlar arasında gıybet ile dolaşarak,bu kötü huyu kendisinde artık bir karakter halini almış,ayrılmaz bir vasfı haline gelmiş olan (hümeze) ve insanlara her türlü iftirayı atan,onlara her türlü günah ve çirkinliği yakıştıran (lümeze) herkese çok büyük yazıklar olsun. Allah onu kahretsin.Böyle davranan kimseyi bu kötü huyu,bu aşağılık fiile iten ve cesaretlendiren şey,onun servetinden,mal ve mülkünden,makamından ve toplum içindeki ona göre itibarlı yerinden başka bir şey değildir.

İşte ”O,bir mal biriktirdi.Etrafındaki yar ve yardakçılarının meyillerinin aktığı dünyevi,adi ve gösterişli bir mal topladı.’Ve onu sayıp durdu (2)’.’Malının kendisini baki kılacağını zannediyor (3)’.

Yani,malının bir gün kaybolup gideceğini,yok olacağını düşünmeden,kendisini dünyada sonsuza dek kalmayı sağlayacağını sanıyor.Özetle,malı-mülkü,makam ve mevkisi kendisini öyle aldatmış ki,dünyada sonsuza dek kalma hayallerine kapılmış.

Cenab-ı Hak sonra şöyle buyurmaktadır;Onu bu hatalı görüşüne,aldanmasına ve yanılgısına bir ret olmak üzere;’Hayır !’.Yani,dünyada sonsuza kadar kalma onun için nasıl mümkün olur!. Kaldı ki o,kıyamet günü:’Hutame’ye atılacak (4)’.İçerisine atılan herşeyi parça pinçik edip eriten ateşe atılacak.

Daha sonrada Cenab-ı Hak olayın korkunçluğunu ortaya koymak için soru-cevap metodunu kullanarak şöyle buyurmaktadır:

Hutame’nin ne odluğunu sana ne bildirebilir ? (5)’.Ona azap etmek için hazırlanmış olan Hutame’nin ne olduğunu sen nerden bileceksin?Cenab-ı Hak şu buyruğuyla da onun korkunçluğunu tefsir etmektedir:’Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir (6)’.O ateş,’Yüreklere işler (7)’.

Onun yakıcılığı ve elemi sadece bedenin dışına işlemez,bilakis ciğerlere kadar ulaşır.bedenin en iç hücrelerine kadar varır Bunun sebebi de,kaş göz işareti yaparak insanlarla alay etmeye,onların ardından gıybet ederek iftiralar atmaya denk olması içindir.Böylece Hutame (ateş) insanların dışlarını da içlerini de kapsar.

  • Kısaca

Şüphesiz ki o’,yani tutuşturulmuş olan ilahi ateş,’Onların üzerine kapatılacaktır (8)’.Onların üzerini kuşatacak,her tarafını çepeçevre saracaktır.O zaman onlar aynı zamanda elleri ve ayakları bağlanmış bir vaziyette olacaklar.’Uzun uzun direkler arasındadırlar (9)’.Uzun ve sağlam direklere boyunlarından zincirlerle bağlanacaklar.İyi bilinmelidir ki,bu zincirler,onları bu maddi dünyaya bağlayan emellerden ve kuruntulardan başka bir şey değildir.

  • SÜRENİN HATİMESİ

Ey kahr ve gazab-ı ilahiden kalbi tir tir titreyen ve korkan muvahhid Muhammedi ! Burada senin üzerine düşen vazife şudur;

Bütün huy ve davranışlarında mutedil olmalısın.İnsanlar içinde halim selim bir şekilde yaşamalısın.Onlara karşı davranışlarında her türlü gösteriş ve husumetten uzak durmalısın.Onlara muhalefetle değil,muvafakatla davranmalısın.Onlara karşı fiillerinde hiçbir nifak ve zorluk olmamalıdır.

  • Kısaca;

Her şeyde onları kendine tercih etmelisin.Elinden geldiğinde kendinin değil onların menfaatini gözetmelisin. Zira unutma ki,onların menfaatini tercih edip gözetmen,seni Hakk’ın menfaatini ve Hak tarafını gözetmene ve Hakk’ı tercih etmene vesile olacaktır.Cenab-ı Hak sana nasıl güzellikle davranıyorsa,sen de insanlara öylece güzel davran ki,muhsinlerden olasın.Yakin yani ölüm gelinceye kadar,her anında Rabbine kulluk et..



Kaynak = Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI / bkz:530-532

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.