Hud Süresinin İçeriği Ve Açıklaması

“Hud Süresi Mekki bir süre olup,Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin dokuzuncu yılında toptan indirilmiştir.Tamamı 123 ayet olan bu sürede , Hud (a.s) ve kavminden de söz edildiği için bu adı almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 52 , Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 11. süredir (a)

  • Hud Süresi = Yunus Süresinden Sonra ; Yusuf Süresinden Önce Mekke döneminin son bir yılı içinde nazil olmuştur

Hud Süresinin Konusu = Hud süresi hem uslup hem de içerik bakımından bir önceki Yusun süresiyle büyük bir benzerlik göstermektedir.Bu sürede de ağırlıklı olarak Allah’ın varlığı,birliği,O’nun iradesinin peygamberleri aracılığıyla vahyedildiği gerçeği ve peygamberlik olguusunun gelmiş geçmiş toplumlardaki gönümü ele alınmakta,bazı peygamberlerin kıssalarına Yunus süresinde özet olarak,burada ise daha geniş bir şekilde yer verilmektedir.Nıuh,Hud,Salih , İbrahim,Lut,Şuayb ve Musa peygamberlerin kıssaları anlatılmakta ; Kur’an’ın mucize oluşu,öldükten sonra dirilme,hesap ve ahiret hayatıyla ilgili konulara yer verilemtkedir.

Hud Süresinin Fazileti = Hz Peygamber ‘Cuma günü Hud süresini okuyunuz’ buyurarak sürenin faziletine . ‘Hud süresi ve kardeşleri beni ihtiyarlattı’ hadisiyle de ağır sorumlulukları hatırlatan bir içeriğe işaret etmektedir.Hud süresinin kardeşleri aynı hadisin devamında ‘Vakıa,Hakka,Mürselat , Nebe ve Tekvir’ süreleri olarak belirtilmiştir.Kurtubi , Bu sürelerde çok etkileyici bir uslupla daha önceki peygamberlerin tevhid mücadelesinden kesitler verilmiş ve kıyamet sahnelerinin tasvir edilmiş olmasının Resulüllah’ı kendi sorumluluğu ve özellikle ümmetinin geleceği açısından derinden düşündürmüş olduğu anlaşılmaktadır (b)”

“İnsan olan,Allah’tqan başkasına kulluk etmez ve sadece Allah’a boyun eğer.Çünkü Allah hak,O’nun dışında tapılan şeylerin hepsi batıldır.Hiçbirisinde ilahlık vasfı yoktur..Bu konuda delil getirebilmek için yerde göklerde en ufak bir bilgi kırıntısı dahi bulmak mümkün değildir

O halde yaratılmışların en şereflisi ve üstünü olan insan,nasıl olurda alemlerin Rabb’i Allah’ı bırakıp da kendisi için yaratılmış olan eşyaya tapabilir ?

Müşriklerin tapmakta oldukları bütün sahte tanrılar,Firavun ve kavmi örneğinde görüldüğü gibi,tıpkı bir çobanın önüne düşüp,sürüsünü suya indirdiği gibi,onlar da kendilerine tapanları,dünyada felakete,ahirette cehenneme götüreceklerdir.

Allah’a iman ettiğini söyleyen bir takım insanların,Allah ile ilişkileri durumlarına bağlıdır.Bunlar,genellikle bolluk ve refah içerisinde olup moralleri yerindeyken her şeyin kendilerinden olduğunu düşünürler.Ellerindeki imkan gittiğinde ya da zarar ettiklerinde,Allah’tan ümitlerini ve bağlarını keserler.Eski hallerine döndürüldükleri zaman ise benlik duyguları ön plana çıkar ve çımarık bir tavır sergilerler.

Gerçek müminin Allah ile ilişkileriyse hep kulluk bilinci çerçevesindedir.O her şeyi Allah’tan bilir.Başına gelen kötü de olsa,şirk ve sapkınlık,her durumunun mutlaka şükre değer bir yönünün olduğunu düşünür.O nedenle o,daima Allah’a hamd eder.Sabır ve dua ile Rabb’iyle bağını sürdürmeye özen gösterir.

Hep ‘Kahrı da hoş,lütdu da hoş..’ anlayışı içerisindedir.Tabii ki Rabb’inden bir hidayet üzerinde olanla,kendini hevasına kaptırıp bildiği yolda burnunun doğrultusuna giden şaşkın,bir değildir.

Allah’ı ve ahiret gününü inkar eden kimse tarihi kalıntılara ibret gözüyle bakmalıdır.Kazılarda elde edilen verileri iyi değerlendirmelidir.Büyük bir felaketin pençesine düşmemek için mutlaka Nuh,Hud,Salih , Lut,Şuayb gibi peygamberlerle mücadelee den kavimlerin vahim akıbetlerinden ders almalıdır.Firavun ve benzeri liderlere uyanların yaşadıkları felaketleri anarak son pişmanlığın fayda vermediğini görmelidir.

Müminler arasında yaklaştırıcı asıl bağ iman bağıdır.Bu yoksa,babası da olsa,oğlu da olsa,artık onunla inkar eden arasında akrabalık bağı kalmamıştır.Peygamber de olsa hiçbir mümin,Allah’ı inkar eden yakınına şefaat edemez.

Kur’an’da tarihi birer gerçek olarak anlatılan her olay,sırf Allah’ınsünnetinin bilinmesi,o olaydan ibret alınması ve doalyısıyla tarihin tekerrür etmemesi içindir.Fakat bunlara kulak asmayanlar,ancak kendilerine kötülük etmektedirler.

Zira Allah’a ve elçilerine karşı gelenlerin varacakları yer cehennemdir.Allah’ın laneti ve en çetin azabı da onlar içindir.Orada son pişmanlık fayda vermeyecektir.Allah’a ve elçilerine iman eden,özü sözü bir olan ve namazını ikame edip salih iş yapanların yaptıklarıysa asla karşılıksız kalmayacaktır.

Her toplumdaki akl-ı selim sahibi insanlar,keşke iyiliği emretme ve kötülükleri yasaklama görevlerini,ne pahasına olursa olsun,hiç terk etmeseler (a)”



a-) M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / Cilt = 2 / bkz = 13-14
b-) Diyanet İşleri / Kur’an Yolu / C: 3 / bkz= 142-143

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.