Hidayeti Bırakıp Dalalete Bulaşmak

Nefis Mücadelesi



Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır (1)”Çünkü şeytan, sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman sayın (2)”

Yüce Allah (c.c) insanlara,şeytanın kendilerine apaçık bir düşman olduğunu , kendisiyle arkadaşlık ve dostluk kurulmamasını,gözünü , kulağını ve yaşantısını gerçeklere,hakikatlere kendini kapatmış,şeytan vasfını takınmış kişi ya da kişilerden uzak durulmasını bizlere belirtmiş ve uyarmıştır.

Bu uyarıyı dikkate alıp ,emir ve yasaklara uyarsak , uyabilirsek ve bu uğurda mücadele verebilirsek ne mutlu bizlere.Kesin olmasa da en azından Allah’ın rahmetine mazhar olabilme konusunda bir nebzede ümit var olup,elimizde ama az ama çok bir dayanak bir tutanak olur.Ancak bunun tam aksini yapıp,emir ve yasakları kulak tıkayıp tam aksini yaparsak ve tevbe etmeden ,salih işler yapmadan bu fani dünyadan göçersek eğer halimiz perişandır.

Ben kesinlikle demiyorum ki amelinize güvenin-Haşa…!!! . Ancak Allah’ın rahmetine güvenip de amelden de geri kalmayın.Çünkü Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki;”..çok hilekâr şeytan da sizi Allah ile aldatmasın, Allah’ın affına güvendirmesin! (3)”.Tevbe edip salih işler yapdığı sürece de kendisinin affının ve mağfiretinin büyük olduğunu ve affedeceğini de şu şekilde bildirmiştir;”Senin Rabbinin mağfireti boldur (4).Gerçekten Allah gafûr ve rahîmdir (mağfireti, merhamet ve ihsanı boldur (5)”.

Şeytan’ın Cennetten Kovulma Hadisesi

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle belirtmektedir;

“Allah : Emrettiğim zaman,seni secde etmekten alıkoyan şey neydi ?” ded.

İblis; “Ben ondan daha hayırlıyım,beni ateşten yarattın,onu çamurdan” cevabını verdi.

Allah : “İn oradan ! Sen nasıl oluyor da orada büyüklenebiliyorsun ! Çık dışarı ! Artık sen alçaklardansın “ dedi.

İblis dedi ki: “İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana Müsaade et “ dedi.:”Madem Sen beni yoldan çıkardın,ben de Senin Sırat-ı Müstakim’in üzeride onlara tuzak kuracağım,sonrada onların önlerinden,arkalarından sağlarından ve solarından geleceğim.Sen de onların çoğunu sana şükreder bulamayacaksın” dedi.

Allah, “ Yerilmiş, lanetlenmiş ve kovulmuş olarak çık oradan ! Şüphesiz kim sana tabi olursa,ant olsun ki hepinizi birlikte cehenneme dolduracağım” dedi (6)”.Başka bir ayet-i celile de ise”Mutlaka onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım. (7)”.Şeytanın bu oyalamalarına takılan ve şeytanı kendilerine dost edinenlere ise ;”Barınacağınız yer ateş olacak ve kendinize hiçbir yardımcı bulamayacaksınız. (8)” ayetine muhatap kalacaklardır.

Şeytanın çok sinsi olduğunu Allah Teala Nas Süresi’4 ayette kullarına bildirmiştir ve aynı ayetin devamında bu şeytanın cinlerden de olabileceğini,insanlardan da olabileceğini şu şekilde bildirmiştir.

“O şeytan ,cinlerden de olur, insanlardan da. (9)”.Şeytan abidleri, sofileri,şimdiki zaman rahipleri değil de eski zaman rahiplerini bile aldatıyorsa,bu din adamlarını aldatıyorsa ,kandırıyorsa eğer,bunlar bile istemeden şeytanın kurduğu tuzağa düşüyorsa bizim gibi cahillerin hali ne olur bir düşünelim isterseniz.Cahilliğimiz ile yetinip de cahil olarak kalmaya devam ettiğimiz sürece bizi kandırması,aldatması şeytan için;bir çocuğun topla oynaması gibi bir şey olur.Nasıl ki çocuk topu istediği gibi kullanıp kontrol ediyor yada etmeye uğraşıyor şeytanın bizim üzerimizde ki oyunu da aynı şey diyebiliriz.

Bu yüzdendir ki cahilliğimiz ile yetinmeyip de,cahil olarak kalıp cahil bir şekilde ölüp Allah’ın huzuruna kabarık bir günah defteri ile çıkmaktansa,en azından bu saatten sonra kendimize çeki düzen verip de hatalarımızı telafi etmek uğruna tövbe edip,salih işler yapmak için nefsimize karşı çıkıp mücadele edelim.

Yukarı da dediğim gibi şeytan din adamlarını bile aldatmıştır.Kaldı ki geçmişteki din adamları,din alimleri,rahiplerle zamanımızın din adamlarını kıyaslamak karaya beyaz demek gibi bir şey olur.İstisnalar mevcuttur belki de.Onu da ancak Allah bilir.

“Süfyan b.Uyeyne b.Rufae’nin Resulüllah’tan (s.a.v) şöyle bir kıssa anlattığını rivayet eder;

“İsrail oğullarından bir rahib vardı.Şeytan bir cariyeye musallat olmuştu.Cariyenin sahiplerinin kalbine tedavisinin ancak rahibin yanında olduğunu fısıldadı.Cariyeyi rahibin yanına getirdiler.Ancak rahib kabul etmedi.Kabul edinceye kadar ısrar ettiler.Rahib cariyeyi yanına aldı,bu sefer şeytan rahibe vesvese verdi ve cariye ile zina etmesini ona hoş gösterdi.Cariye ile zina edince cariye hamile kaldı.Sonra şeytan tekrar rahibe gelip yaptığının ortaya çıkması durumunda rezil olacağını söyledi. Bundan kurtulman için cariyeyi öldür.Sahiplerine de öldü dersin dedi.

Rahib,şeytana uyarak cariyeyi öldürüp gömdü.Bu sefer şeytan cariyenin sahiplerinin yanına gelerek onlara da vesvese verdi.Rahibin önce cariyeye tecavüz ettiğini sonra da öldürdüğünü kalplerine fısıldadı. Cariyenin sahipleri rahibin yanına gelip sordular,rahib de öldüğünü söyledi.Ancak cariyenin sahipleri tatmin olmayınca olayı tahkik ettiler ve şeytanın doğru söylediği ortaya çıktı.Bunun üzerine rahib cezalandırılmak istendi.

Ceza uygulanmadan önce şeytan tekrar rahibin yanına gelerek şöyle dedi;O cariyeye musallat olan,onun sana gelmesini sahiplerine tavsiye eden ve seni bu duruma düşüren bendim.Bana itaat edip iki defa secde et seni bu durumdan kurtarayım.Rahib kurtulmak için secde etti.İşte Allah Teala’nın ayette bahsettiği kimse budur;”Şeytan insana inkar et deyip,insan inkar edince de doğrusu ben senden uzağım,alemlerin Rabb’i olan Allah’tan korkarım der (10)”(11)”.

Nitekim Hz Muhamed (s.a.v) tarafından rivayet edilen ;Bir erkekle bir kadın baş başa kaldıkları zaman üçüncüleri şeytandır hadisi de bu konuya bir nevi açıklık getirmekte ve örnek teşkil etmektedir.

Şimdi şöyle bir düşünelim.Allah’ın kelamı,hükmü bakidir ve değişmez. Tartışılmaz bir gerçek ve O’nun yolu en doğru yol ve sarılınması gereken en sağlam tutanak,en sağlam kulptur.Şeytan’ı Yüce Allah’ın (c.c) katından kovulmasına sebep olan şey ne idi bir düşünelim ? Yüce Allah secde et dedi.İblis de muhalefet ederek ben ondan daha üstünüm diyerek kibir ve gurur yaparak,kendince üstünlük taslayarak buna karşı geldi ve Yüce Allah’ın katından kıyamete kadar lanetlenmiş olarak kovuldu.Herkes şöyle bir kendine baksın ve düşlünsün.

Bende acaba şeytan gibi lanetlenmiş birisi olabilir miyim,onunla beraber bende cehenneme girer miyim diye kendini sorgulasın.. İblis’in grurur ve kibir yapması,üstünlük taslaması ki bu insan içinde geçerlidir,Allah korusun- insanı ebedi azaba cehenneme mahkum eder ve o zaman da ne size ne bize nede bir başkasına ne yardımcı olacak birsini bulabilirsin,ne malın ne mülkün, nede evlatların sana hiç bir hiç fayda vermez,Tam aksine hepsi senden şikayetçi davacı olacaktır ve o zaman “Barınacağınız yer ateş olacak ve kendinize hiçbir yardımcı bulamayacaksınız. (12)”

Şeytanın gurur,kibir ve üstünlük taslamasını daha açık bir şekilde anlatabilmemiz için şimdi vereceğimiz örnek yerinde bir karar olacaktır;

“-Şeytan Musa Peygamberle karşılaştı ve şöyle dedi;

Ey Musa,sen Hz Allah’ın peygamberliğe seçtiği ve konuştuğu bir kimsesin.Ben ise onun yaratıklarından değersiz bir varlığım.Bir günah işlediğim için cennetten kovuldum.Şimdi pişmanlık duyuyorum. Edeceğim tövbenin kabul olunması için Hz Allah katında bana vasıta ol.Musa Peygamber de onun bu isteğini kabul eder.Tür-i Sina’da Hz Allah ile konuşmasından dönerken Cenab-ı Hak ona;

-Emaneti unutma,sözünü yerine getir buyurur.Musa Peygamber de durumu anlatıp yardım diler.O zaman Hz Allah şöyle buyurur;

-Adem’in kabrine secde etsin,tövbesini kabul edeyim,dileğini yerine getireyim.Musa Peygamber bunu şeytana bildirir.

-Buna çok kızan ve kibirlenip böbürlenen şeytan şöyle der;

-Ben Adem’in dirisine secde etmedim,ölüsüne secde eder miyim ?” (13)

Sözü bağlamak gerekirse Yüce Allah (c.c) şeytanın bile isteğini kabul ederek , kendisine kıyamete kadar süre vermiş ve mahşer meydanın da yani aldanma gününde kendisinin ve kendisiyle birlikte olanların cehenneme sürükleneceğini bildirmiştir.Yüce Allah eğer iblis’in kıyamete kadar izin isteme talebini kabul etmişse, en güzel ve üstün surette yarattığı insanın ne kadar günahı olursa olsun tevbe ve iman edip,salih iş ve amel işledikten sonra kulunun da tövbesini kabul edeceği aşikardır..O yüzdendir ki sürekli olarak yarın yaparım dediğimiz tövbeyi geciktirmeden artık tövbe edip,Hakk’a yönelmeli,emir ve yasaklarına uymalıyız.

Unutma; yarın yaparım dediğin şeyler aslında bir vesvesedir neden mi?
Çünkü bugünde dünün yarınıydı ve bugün de yarının habercisidir.Ne değiştirebildin? İnşallah inşallah demekten başka…..



(1-Bakara Süresi’168);(2-Fatır Süresi’6);(3-Lokman Süresi’33);(4-Necm Süresi’32);(5-Hucurat Süresi’14);(6-A’raf Süresi’12-18);(7-Nisa Süresi’119);(8-İbrahim Süresi’25);(9-Nas Süresi’6);(10-Haşr Süresi’16);(11-İbn’ul-Cevzi Telbis’u İblis Bkz:39-40);(12-İbrahim Süresi’25);(13-İmam Gazali İhyau Ulumi’d-Din C:3 Syf:91)