Hayvanı Ve Şehevi Arzuların Tatmini

  • 06 Mart 2018
  • 89 kez görüntülendi.

Bu bakış cahilerin bakış açılarıdır ki onlarla diğer hayvanlar arasında dik durmak ve konuşmaktan başka hiçbir fark yoktur.Hangi yolla olursa olsun sırf şehvetlerini tatmin etmekten başka hiçbir düşünceleri yoktur.Bunların nefsleri hayvanı nefstir.Meleklik mertebesi bir yana,insanlık mertebesine bile çıkamamıştır.Bunlar zikre bile değmeyecek kadar bayağıdırlar.Bunların durumları taşıdıkları hayvani tabiat ve hareketlerin farklılığına göre değişiklik arz eder.

Bunların bazıları köpek tabiatlıdırlar. Bin tane doyuracak miktarda bulsa tek başına sahiplenir, diğer köpeklerden saklar. Ona yaklaşan köpeklere havlar, dokunmalarına izin vermez. Köpekler leşe ancak zorla veya onu yenmek suretiyle yaklaşabilirler. Bunların düşüncesi bu yiyecekle karnini doyurmaktır.Murdar, boğazlanmış, pis veya hiç önemli değildir. Herhangi bir kötü söz onu asla utandırmaz. Azarlasanız dilini çıkarıp solur. Bir şey verseniz kuyruğunu sallayarak etrafınızda döner. Aç bırakırsanız size hırlar ve havlar

Bunların bazıları da eşek tabiatlidirlar. Ancak çalışmak ve yem yemek için yaratılmışlardır. Yediği yem arttikça çalşmas da artar. Hayvanların en dilsizi, en körüdür. Nitekim yüce Allah kitap yüklenip de onu kavrayıp anlamayan ve amel etmeyenleri eşeğe benzetirken; ayetlerini verdiği halde onlardan uzaklaşıp dünyaya sarılan ve arzularına uyan kötü bilginleri de köpeğe benzetmiştir. Bu iki ilâhî benzetme olayında büyük sırlar vardır. Ancak bunları anlatmanın yeri burası değildir

Bazıları da yırtıcı hayvan tabiatındadırlar. Tek gayeleri insanlara saldırmak her fırsatta onlara galebe çalmaktır. Nasıl bir yırtıcı hayvanın tabiatı ondan sâdır olan bazı davranışları gerektirirse bunların tabiatı da böyle davranmalarını gerektirir.

  • Bazıları ise fare tabiatındadırlar.Yaratılıştan bozguncu, etrafinda bulduğu şeyleri bozucudurlar. Lisan-ı hâlleriyle yaptıkları tesbitleri, “fesâd için yaratan Allah’ı tenzih ederim” tarzındadır.

Bunların bazıları da yılan, akrep ve benzerleri gibi zehirli ve iğneli hayvanların tabiatindadırlar. Bu tabiata sahip olan kimseler gözleriyle zarar veren; insani kabre, deveyi tencereye düşüren kimselerdir. Aslında göz tek başına bu işi yapmaz. Asıl işi yapan zehirli, kötü nefstir Gazab, son derece şiddetli bir haset ve beğenme ile birleşince, silahsız ve dalgın bir zamanında göz edilen kimsenin karşısına dikilir. Tıpkı insanın çıplak bir yerini yakaladıktan sonra onu sokan bir yılan gibi, avini sokup zehirler. Sonuç ise ya bir acı veya ölümdür. Göz eden kimsenin hasmina zarar vermesi onu görmesine karşısında bulunmasına bağlı değildir. Görmediği, başka yerde olan bir şeyin kendisine anlatılması halinde bile ona zarar verebilir.

Yeter ki göz edilen kimse bu durumdan habersiz olsun,silahını taşımıyor olsun.Çünkü göz eden insanlar silahlı kimselere etki edemezler.Tıpkı,açık bir yer bırakmayacak şekilde vücudunun her bir yanını örten bir zırhla bürünmüş olan bir insanla karşılaştığı zaman ona ilişemeyen yılan gibi.O halde kendini gözden korumak isteyen kimselerin yapması gereken şey daima zırhlı olmak, savaş gereçlerini taşımak, sığınmak ve korunmak için Kur’ân ve sünnette zikredilen nebevi virdlere devam etmektir

Bir kimsenin gözüyle insanlara zarar verdiği kesin olarak tesbit edilirse bu kimsenin hapsedilmesi ve ölünceye kadar sadece yemek ve suyu verilmek suretiyle insanlardan tecrit edilmesi câiz olur. Hatta vâcib olur. Birçok fakih bu görüşü ileri sürmüştür. Aslında bu hususta herhangi bir ihtilafın da olmaması gerekir. Çünkü bu, Müslümanların yararını korumak ve zarar görmelerini önlemektir Tabiidir ki, bunun aksi bir görüş ileri sürülecek olsa o da şeriat esasından bir görüş olmaz

Soru: Şayet bir kimsenin nazar etmesiyle herhangi bir insan ölecek olsa, bu durumda göz edene kisas cezasi verilir mi

Cevap: Şayet nazar etmesi isteği dışında, gayr-i ihtiyari olarak meydana gelirse bu durumda kısas cezasına çarptırılmaz; sadece maktulün diyetini öder. Ancak kasten ve ihtiyari olarak, göz ettiği kimsenin öleceğini bile bile nazar edecek ihtiyari olursa, yetkili kimse onu aynı şekilde öldürebilir. Isterse suçluyu, maktulü nazar ederek öldürdüğü gibi, ona da göz ettirmek suretiyle öldürebilir. Fakat bunun dışında başka bir yolla ona kisas cezası veremez. Çünkü genellikle göz insanin ölümüne sebep olmaz. Ayrıca kiliç vb. ile kisas yapılması halinde bu, onun suçunun dengi olmaz

Bir defasında üstadımız Ebu’l-Abbas İbn Teymiyye’den (Allah ruhunu takdis etsin) nazar ile adam öldürmenin kısası gerektirip gerektirmediğini sordum.Üstadımız şu cevabı verdi:Yetkili kimse,onun öldürdüğü gibi onu nazar ile öldürebilir.

Eğer denirse ki, bu yolla öldürmeyle sihir yoluyla öldürme arasında ne fark vardır ki sihirde kiliçla kısası gerekli gördüğünüz halde burada gerekli görmüyorsunuz? Şöyle cevap veririz:

Sihir yoluyla öldürme ile bu yolla öldürme iki bakımdan birbirinden farklıdır

Birincisi: Sihir yoluyla adam öldürme durumunda kiliçla kısas yapilması, sihrin çoğunlukla ölüme sebep olan bir yol olması sebebiyledir. Şüphesiz bu tür sihirler çoktur. Nitekim erbabı bu tür sihirle adam öldürmenin pek çok usüllerini bilmektedirler.

ikincisi: sihir yoluyla adam öldüren kimsenin aynı yolla kisasa çarptırılmaları mümkün değildir. Çünkü Allah bu fiili yasaklamıştır. Bu durum livâta ve içki içirmeyle adam öldürmeye benzer. Nitekim bu yollarla cinayet işleyen kimse de kılıçla kısas cezasına çarptırılır

Aslında konumuz bu meseleleri zikretmek değildir. Biz bazı insanların birtakim hayvanların tabiatına sahip olduklarını zikretmek sadedinde bu meselelere gelmiş bulunduk. Bahsetmiş olduğumuz bir hayvani tabiatlı olma hususu Süfyân b. Uyeyne’nin, “Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki (onlar da) sizin gibi bir ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır…” (En’âm, 38) ayetiyle ilgili te’viline de uymaktadır.

Nitekim rüya tabircileri de rüyada bir insanın yanında veya evinde hayvanların bulunduğunu veya onlarla savaştığını görmesini de bu manada yorumlamışlardır. Aslında bu yaklaşım doğrudur. Nitekim diğer birçok insan gibi biz de bu manada pek çok rüya görmüşüzdür. Bu gibi rüyalarda görülen hayvanlar o tabiatta olan insanlarla te’vil edilmelidirler. Vakia Hz. Peygamber (s.a.v) Uhud savaşıyla ilgili olarak rüyasında “boğazlanan sığırlar” görmüştür.Bu rüyada kâfirler tarafından boğazlanarak şehid edilen mü’minler sığırlar sûretinde görülmüşlerdir. Çünkü sığır, hayvanların yeryüzüne en yararlı olanıdır. Toprağın salah ve felâhı onlara bağlıdır. Üstelik sükunet ve menfaat getirirler. itaatkârdırlar asi değildirler. Nitekim rüyada görülen boğazlanmış mandalar da şehid edilen sahabenin büyükleri ve ileri gelenleri olarak tahakkuk etmiştir. Ayrıca Hz. Ömer (r.a.) de bir defasında rüyasında bir horozun kendisini üç defa gagaladığını görmüştü. Sonunda bu rüyada görülün horoz yabancı bir kötü adam, gagalamak da bıçaklamak olarak tezahür etmiştir ki, bu Ebu Lü’lüe’nin Hz. Ömer’i hançerlemesi olayıdır.

Bazı insanlar ise domuz tabiatlıdırlar.Domuz temiz bir yiyecek bulsa ona dönüp bakmaz bile. Bu tiynetteki bir insan pisliği bulsa onu siler süpürür. işte birçok insan da böyledir. Kötülüklerin kat kat fazlası iyilikler görür, ama onları kafasında tutmaz,başkasına aktarmaz,bunlar onu asla ilgilendirmez.Bir kötülük, bir çirkin söze şahid olsa avini görmüş hayvan gibi atilir ve kapar.

Bazı insanlar ise tavus kuşu tabiatındadırlar. Tavus kuşu sadece böbürlenir ve tüyleriyle süslenir; başka hiçbir iş yapmaz. Bunlar da öyledir

Bazı insanlar da hayvanların en kindari ve katısı olan deve tabiatındadırlar.

Bazı kimseler dilsiz ve pis olan ayi, bazıları ise maymun tabiatlidirlar.

Hayvan tabiatlarının en güzeli at tabiatidir. Atlar hayvanların en şerefli si ve tabiatı en iyi olanıdır. Koyun da böyledir. insanlardan kim bu hayvanlardan birisiyle düşüp kalkar ve ona yakinlik duyarsa onun tabiatindan ve huyundan bir şeyler kapar. Eğer onun etiyle beslenirse ona benzemesi daha fazla olur. Çünkü kişi beslendiği şeye benzer. Onun için Allah Teâlâ yırtıcı hayvanların etinin yenmesini haram kilmiştir. Çünkü onları yiyenler onların tabiatına benzeyeceklerdir



Kaynak = İbn Kayyım el-Cevziyye / Medaricu’s Salikin / bkz: 363-366