Haset Nedir

Hasedin hakikati, Hükmü Ve Mertebeleri: Bil ki ancak bir nimete haset edilir. Allah, din kardeşine bir nimet verdiği zaman senin o nimet karşısında iki tutumun olur

Birincisi: O nimetin verilmiş olmasından hoşlanmazsın ve zeval bulmasını istersin. Buna HASET denilir. Çünkü haset, nimetin verilmiş olmasından hoşlanmamak ve verilen kimsenin elinden gitmesini istemektir

İkincisi: Söz konusu nimetin zevalini istemezsin, varlığını ve devamını istersin ancak kendine de o nimetten verilmesini arzu edersin. Buna ise GIPTA denilir. Alimlerin söylediğine göre haset etmek haramdır. Çünkü haset, bazı kullarını diğer bazılarından üstün tutmada yüce Allah’ın verdiği hükme kızmak ve rıza göstermemek anlamına gelir

Ben derim ki; bu konuda söylenenleri gerektiği gibi tahkik eden birini görmediğini bilmelisin. Bundan dolayı konuya iyice açıklık getirmek gerektiğinden dolayıdır ki;

Bil ki, nefis yüce olma isteğiyle yaratılmıştır ve fıtratında bu vardır. Bundan dolayı nefis, elde edebileceği birtakım nimetler konusunda kendi cinsinden olan başka birinin ondan üstün olmasını istemez. Kendi cinsinden biri bu konuda ondan üstün olursa, bu durum ona ağır gelir ve bundan hoşlanmaz. Bunun bir sonucu olarak, onunla denk hale gelmesi için kendi cinsinden olanın ona üstünlük sağladığı şeyin zeval bulmasını ister. Bu mizaçlara yerleştirilmiş bir şey olup, hiç kimse bundan azade değildir ve hiç kimse kendisini bundan kurtaramaz. Peygamber (s.a.v): şöyle buyurmuştur: Şu üç şeyden kimse kurtulamaz;

Zan

Uğursuz sayma

Haset

Bu duygu sadece bazen Allah’ın verdiği hükme rıza göstermek, bazen dünya malını terk edip ahirette verilecek hesabını düşünmekle tedavi edilir ve bu şekilde kişi kendisini teselli ederek ne nefsinin istediğini yapar, ne de bunu dillendirir. Adamın biri Hasanü’l-Basri’ye: Bir mümin haset eder mi diye sorunca cevaben dedi ki: Hz Yakub’un oğullarının hasetlerinin sonucunda yaptıklarını yapmamalısın. Ancak hasedin üzüntüsü kalbinde olduğu sürece sana zarar vermez.

Derim ki bu söz benim söylediklerimi açıklamaktadır. Çünkü Hz Yusuf’un kardeşlerinin yaptıkları gibi mizacındaki hasedin gereğini yapmayan, haset ettiği kişiyi karalamayan kişiye, mizacında bulunan şeyin bir zararı olmaz. Onun mizacındaki hasetten hoşlanmaması kendisi için bir kefaret sayılır. Tabii bu husus, haset konusu olan nimetlerin sırf dünyevi amaçlara ilişkin olduğu hallerde doğal sayılabilir.

Fakat Peygamberliğinden dolayı bir peygambere haset edip peygamber olmamasını istemek veya kendisine verilen ilimden dolayı bir alime haset edip ona bu ilmin verilmemesini yeğlemek veya ilmin elinden gitmesini dilemek gibi durumlarda yukarıda söylediğimiz şey bir mazeret olamaz. Çünkü bu gibi haset örnekleri ancak kafirlerin veya şerli kimselerin nefislerinin mizacıdır

Kişi ilimle uğraşır, akranlarını geçmek ve onların elde edemedikleri bilgileri öğrenmek isterse, bundan dolayı günahkar olmaz. Çünkü o, akranlarını elde etmiş oldukları ilmin ellerinden gitmesini yeğlememeiştir. aksine, Rabbi katında başarısının daha fazla olması amacıyla, onlardan yüksekte olmayı istemiştir. Tıpkı iki kölenin efendilerinin isteğini yerine getirmek için yarışıp birinin diğerini geçmek istemesi örneğinde olduğu gibi. Yüce Allah bu hususta şöyle buyurmaktadır: İşte, yarışanlar ancak bunda yarışsınlar (Mutaffifin 26)

Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Ancak şu iki adamın haline haset edilir (kıskanılır): Allah’ın kendisine Kur’an verdiği, gece gündüz onunla meşgul olan adam ve Allah’ın kendisine mal verdiği, gece gündüz hak yolda o malı harcayan adam

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 1 / bkz : 705-707

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.