Habil İle Kabil Kısası

  • 22 Aralık 2017
  • 167 kez görüntülendi.

Habil İle Kabil Kıssasından Çıkarılacak Ve Alınacak Dersler



Eğer toplumda bir kan kaybı başlamışsa ve bu kanın akmasını durduracak tedbir alınmazsa;nasıl ki o kişinin kansızlıktan ölümü kaçınılmazdır,aynı şekilde de toplumun helak olmasına vesile olacak vakaların ortadan kaldırılması gerekir ki o toplum rahata ,refaha, huzura kavuşup,kula kulluğu,nefsine kulluğu bırakıp Allah’a kul olabilsin.

Nitekim toplumun en küçük yapı taşı ailedir ve aileyi oluşturanlarda bireylerdir.Buna göre madem toplum aileden,aile fertten oluşuyor bu mantığa göre her koyunun kendi bacağından asılması imkansızdır ve asılsız bir sözdür.Buna göre;

Yüce Allah buyuruyor ki ;”Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da o toplumda olan hali değiştirmez (1)”.”Allah;iman edip salih iş yapan hiç bir insanı,nefsine uyup doğru yoldan sapmadığı sürece korktuğuna uğratmaz ve sıkıntıya da sokmaz.

Fakat kul;iman ve itaati terk edip düşüncesiz,ölçüsüz ve sorumsuzca davranmaya başlarsa,o zaman hak ettiği cezasını görür.Şu da biliniyor ki farzların terk edilmesi yada yasakların çiğnenmesi gibi,unutma ya da hata sonucu işlenen günahları Yüce Allah kişinin aleyhine saymayıp affetmiştir.Resulü de bunu “Benim ümmetimden hata,unutma ve ikrah yoluyla yapılan kötülükler affedildi” hadisiyle teyit etmiştir.

O halde unutma,hata ve ikrah’ın dışında kalan kötülükler,reşit olmuş kimsenin bile bile işlediği suçlardır.Bu da insanın fıtratına aykırı davranması ve kendisini bilerek ifsat etmesi demektir.

O halde denilebilir ki

FELAKETİN İLK ADIMI OLAN BOZULMA BİREYDEN BAŞLAR,ZAMANLA TOPLUMA SİRAYET EDER VE ISLAHI İMKANSIZ BİR HAL ORTAYA ÇIKINCA ALLAH’ın azabı onlar için kaçınılmaz olur (2)”

İşte bireylerdeki bozulma başladıysa ve bu bozulma özellikle de kadınlardan zuhur ettiyse,artık kadınlar kendilerini toplamadığı sürece, o toplumun zamanla helak olması içten bile değildir.

Günümüz Türkiyesinde görüyoruz ki her 100 bayandan 100’ünede aynı soruyu sor Müslüman mısın diye,şüphesiz ki hepsi Müslümanım diyecektir ama bu söz boğazından aşağı inmeyecektir (istisnaları tenzih ederim). Yüce Allah örtünmenizi,kapanmanızı,edep yerlerinizi gizlemenizi söylemişken,o Müslüman olduğunu söyleyen kardeşim tüm bunların aksini yapıyor,kabak çekirdeği gibi gibi açılıp saçılıyor ondan sonra halen Müslümanlıktan bahsediyor.Anlayana…!!!

Gerçi evlilkle ilgili meselelerde vurgulamıştım ama şurası var ki ailenin reisi konumunda olan ve baba diye geçinen erkek kardeşimiz,ne karısına, ne kızına söz geçiremiyor.Bıraktık söz geçirmesini uyarmıyor,uyarmayı da geçtik daha da açılıp,saçılması için elinden gelen gayreti sarf ediyor.İşte ailede başlayan bu çatlak,bu fitne önü alınmadığı zaman topluma sirayet edecektir ve yukarıda açıklandığı zaman ıslahı ya imkansız bir hal alacak yada bu ıslahın gerçekleşmesi için asırlar gerekli olacaktır.

Evet şeytan bir kere kadınları yoldan çıkardı mı,artık şeytanın yapacağı hiç bir şey kalmamıştır.Şeytan artık kenara geçer,sadece izler,kıs kıs güler.Çünkü şeytanın yapacağı bütün kötülükleri artık kadınlar gerçekleştirecektir. Şeytanda çok iyi biliyor ki ayet-i celile de geçtiği üzere erkek kadına meyilli yaratılmıştır.

Gerçi yüce Allah bu meylin giderilmesi için evlilik fıtratını insana yerleştirmiştir ama uçkuruna sahip olamayan -istisnalar olsa da ağırlık genel- erkek kardeşim, nerede bir namahrem kadın görse yada bir kadın görse gerek gerçek gerek sanal hiç düşünmeden etmeden sazan gibi atlıyor.Oysa bilmiyor ki atladığı cehennem çukuru da bunun farkında değil.Bu konuya başka bir bölümde değineceğim için burada kesiyorum vesselam..!!!

Madem hepsi olmasa da ekseriyetinde bütün fitnelerin zuhur ettiği yerde kadınlar vardır,o zaman toplumun düzelmesi için her bireyin kadın-erkek demeden üzerine düşen kulluk görevleri ve emirleri yerine getirip,Allah’ın nehyettiği yani yasakladığı hal ve hareketlerden uzak durulması gerekmektedir ki bu noktada en önemli görev baba diye geçinen evin reisine düşüyor

.Nitekim kadın açılıp-saçıldığı anda kadına meyilli yaratılan erkeğin şehveti galeyana gelecek ve zamanla da önü alınmaz hatalar ve yanlışlar doğuracaktır.

İsterseniz şöyle bir insanlığın atası olan Hz Adem ve Hz Adem’in oğulları olan Habil ile Kabil kıssasına gidelim;

Hz Havva her doğum yaptığında biri kız biri erkek olmak üzere ikiz iki çocuk dünyaya getiriyordu ve o zaman ki şeriat kanunlarına göre de ilk batında doğan erkek,ikinci batında doğan kız ile evleniyordu ve Allah’ın koyduğu kural bu şekildeydi.Hz Adem’in büyük oğlu olan Kabil’in ikiz kız kardeşi,Habil’in ikiz kız kardeşinden daha güzeldi.

Bu yüzden Kabil kız kardeşini Habile vermek yerine kendisi almak istedi Oysa bu şeriat kanunlarına göre yasaktı.Hz Adem Kabil’e kız kardeşini Habile vermesi gerektiğini söylese de kendisi bunu kabul etmedi ve reddetti.Hz Adem de o zaman ikisindende birer kurban takdim etmelerini söyledi.

Sonuçta Habil’in kurbanı kabul edilirken Kabil’in kurbanı kabul edilmedi ve kardeşine “Seni elbette öldüreceğim deyince diğer kardeşi yani Habil;Allah ancak takva sahibi olanlardan kabul eder dedi (bkz:maide’27)” ve Habil ekledi

“Yemin ederim ki, sen beni öldürmek için el kaldırırsan, ben seni öldürmek için sana el kaldırmam. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım,Ben isterim ki sen, kendi günahınla beraber benim günahımı da yüklenesin de cehennemliklerden olasın. Zalimlerin cezası işte budur! (Maide’28-29)” ve Kabil bu sözler karşısında daha da hırslanarak nefsi ona kardeşini öldürmeyi kolay gösterdi ve ziyan edenlerden oldu (Maide’30)”.

Gerçi bu kıssada birçok ibret alınacak örnekler vardır ama yukarıda demiştim ya bütün fitnelerin zuhur ettiği yerde mutlaka bir kadın vardır.Kabilin Habil ile ters düşmesi,Kabilin Habili öldürmesi,Kabilin Allah’ın koyduğu kanunlara karşı çıkarak sırf nefsi ve şehveti için buna karşı çıkması vesselam tüm bunların sebebinde Kabil’in nefsine sahip olamaması dolayısıyladır.

Gerçi burada suçlu kadında olabilir erkek de olabilir,kadın masumken erkek suçlu olabilir,kadın suçlu iken erkek masum olabilir orası aşikardır ama şu zamanda bütün kötülüklerin kaynağı yine kadınlardır. Kadın artı kutup gibidir,Kendisine ne kadar çok yaklaşırsan ve manyetik alanı içerisine ne kadar çok girersen ,seni kendisine o kadar çok çeker ve çektiği gibi de kadın istemediği sürece o etki alanından kurtulman imkansız olmasa da çok zordur.

En selametli yol da o etki alanı içerisine yaklaşmamak ve mümkünse hiç bulaşmamaktır.Kaldı ki şu zamanda kadınlar giyim kuşamı ile gel bana gel bana diyor,seni çağırıyor.Ne mutlu bu imtihan ortamından başarı ile çıkana ve bu bataklıktan ve çirkef dolu yaşananlardan kirlenmeden çıkana ve ben Hz Yusuf’un da dediği gibi “(Bununla beraber) nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir (Yusuf’53)”

Yazıyı sonlandırırken Necip Fazıl’ın şu dörtlüğüne yer vermek istiyorum ki;

  • Arsızlığa cesaret
  • Zinaya aşk dediler
  • Bir neslin ahlakını
  • İşte böyle yediler

demiş ve çokda doğru söylemiş

Kur’an’ın Bize Anlatmak İstedikleri Ve İstekleri



1-Ra’d Süresi’11 ; 2-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:598-599