Kuran Yurdu

Güzel Kokulardan Bayılan Adam

    Bir adam çarşıda gezerken güzel kokular satılan sokağa girdi. Dükkânlardan gül, menekşe gibi türlü türlü güzel kokular dalga dalga ortalığa yayılıyordu. Adam birkaç adım attıktan sonra duyduğu kokulardan başı döndü. Fazla dayanamadı, düşüp bayıldı.

    Halk düşüp bayılan adamın başına toplandı. Ayıltmak için çareler aramaya başladılar.

    Biri elini kalbine götürerek atıp atmadığını kontrol etti. Bir diğeri ise yüzüne, gözüne gül suyu serpti. Gül suyu serpen bilmiyordu ki, adamın başına ne geldiyse gül suyundan gelmişti.

    Biri elleriyle başını ovalarken, diğeri ateşi düşsün diye ıslak samanı getirip göğsüne sürüyordu. Bir tanesi de öd ağacı ile şekeri karıştırıp zavallının başı ucunda tütsü yapıyordu.

    Bir başkası ise hafifleyip ferahlaması için elbiselerini soydu. Öte yandan da biri elini tutmuş nabzını kontrol ediyordu.

    İçlerinden biri; ”Acaba şarap içmiş, esrar çekmiş veya afyon yutmuş olmasın” dedi. Hemen eğilip ağzını kokladılar. Öyle bir alâmet yoktu. Adamın durumuna halk şaşırıp kaldı.

    Itır çarşısında, yığılıp kalan adamın durumu ağızdan ağıza yayıldı. Tanıyanlardan kim olduğu öğrenildi. Akrabalarına haber salındı.
    Adamcağız deri ustasıydı. Gürbüz ve akıllı bir erkek kardeşi vardı. Haberi alır almaz koştu geldi.

    Yanında bir parça köpek pisliği de getirmişti.

    Ben onun neden bayıldığını biliyorum. Sebebi bilinince çare bulmak kolaylaşır dedi.

    Kendi kendine, ”Ağabeyim rızkını elde etmek için yıllardır pis kokuların içinde deri tabaklayarak çalışır. Pisliğin kokusu onun beynine, damarlarına kadar sinmiştir. Hayatında ilk kez böyle bir ıtır çarşısından geçtiğinden güzel kokular onu kendinden geçirmiştir” diye düşündü.

    Dericinin kardeşi vereği ilâcı kimseler görmesin diye halkı uzaklaştırdı. Gizli bir şey söylüyormuş gibi başını ağabeyinin kulağına yaklaştırdı. Farkettirmeden elindeki ezilmiş pisliği de ağabeyinin burnuna sürdü.

    Az sonra adam ayıldı ve kendine geldi. Seyredenler hayretler içinde kalarak, ”Bu adam hastaya bir efsun okudu, kulağına üfledi. Âdeta ölmüş adamı kurtardı dediler.

    • Öğüt veren kimseler, pisliğe batmış kişinin iyileşmesi ve ona bir kapı açılması için; amber ve gül suyu ile tedavi etmek isterler. Ancak, pislik içindeki insanlara temiz nimetler hoş gelmez. Temiz nimetlerin, güzelliklerin tadına varmak için önce pislikten uzakta yaşamak gerekir. Oysa, onlar bok böceği gibi pislik taşır dururlar. Bu yüzden de gül suyundan bayılırlar.

    Kime öğüt miski, nasihatçinin sözlerinden yayılan güzel koku fayda vermezse, muhakkak o kötü kokulara alışmıştır.

    • Burnunu pislikten çıkarmıyorsan sen de o nurdan nasibini alamazsın


    Kaynak:Turan Yazılım / Mürşit 5 / Çay Vakti / Mesneviden Hikayeler

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.