Güzel Ahlakın Tanımı Ve Özellikleri

  • 14 Aralık 2017
  • 212 kez görüntülendi.

Güzel Ahlaklı Olmak Ne Demektir,Güzel Ahlaklı İnsanda Bulunması Gereken Özellikler



1 Bir gün Hasan-ı Basri’ye ahlaktan soruldu.Hasan-ı Basri,ahlakı:Güzel ahlak,güler yüz,tatlı söz,iyilik yapmak ve kötülükten kaçınmaktır diye tarif etti.

2 Yine İslam büyüklerimizden olan Vasiti’de “Ahlak nedir?” sorusunu şöyle cevaplandırmıştır; Kimseye düşmanlık yapmamak, kimsenin düşmanlığına sebebiyet vermemek ve bunu da sırf Allah-u Teala’yı bildiği için yapmaktır.

3 Şah Kirmanı ise,ahlakı şöyle tarife der;Güzel ahlak,başkalarına eziyet verecek bir davranışta bulunmamak,güçlükleri ortadan kaldırmaktır.

4 Yine İslam büyüklerimizden biri şöyle demiştir;Ahlak,insanların arasına girip kendisini onların arasında görüp tanımak

5 Vasiti der ki;Ahlak;aynı zaman da genişlikte olduğu gibi,darlıkta da insanları memnun etmektir.

6 Ebu Osman Maağribi diyor ki;Güzel ahlak,Allah’tan razı olmaktır.

7 Sahl Tüsteri’ye “Güzel ahlak nedir?” diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir;Güzel ahlakın en aşağı derecesi Eziyetlere katlanmak,kötülüğe karşılık vermemek,zalime merhamet etmek,onun bağışlanmasını dilemek ve ona karşı şefkatle muamele etmektir.

8 Yine başka bir seferinde Sahl Tüsteri,ahlakı şöyle tarif etmiştir;Güzel ahlak;Allah-u Tealay’yı rızık hususunda töhmet altında bulundurmamak.Yani rızkına kefil olduğuna emin olmak,ona güvenip sükun ve huzur bulmaktır.Her hususta gerek seninle Rabbin arasında, gerekse seninle halk arasında ki hususlarda O’na itaat edip isyan etmemektir.

9 Hz Ali diyor ki;Güzel ahlakı,üç meziyette arayınız.Bunlar da;Haramdan uzaklaşmak, helali aramak ve aile efradına elden geldiğince genişlik göstermektir.

10 Hüseyin b.Hallac-ı Mansur diyor ki;Ahlak:Hakk’ı düşündükten sonra halkın eza ve cefalarına aldırmamaktır.

11 Ebu Said el-Hıraz ise şöyle der;Ahlak;Allah’tan başka bir düşünce ve telaş içinde olmamaktır.

Bu ve bunun benzeri daha nice ahlak hakkında tarifler yapılmıştır. Herkes kendince ahlakı yorumlamıştır.Fakat bütün bunlar güzel ahlakın kendisini değil,sadece sonuçlarını anlatır.Bunun yanında ahlakın tam anlamıyla sonucunu ortaya koyamamış,faydalarını açıklayamamışlardır.Oysa ki hakikat perdesini kaldırmak,çeşitli güzel sözleri aktarmaktan daha iyidir.

İnsan iki şeyden oluşmuştur:

  1. Biri göz ile gördüğümüz cisim,
  2. diğeri de basiret (kalb gözü) ile idrak edilen ruhtur.

Kuşkusuz her birinin bir şekli,bir sureti vardır.Bu suretler ise ya güzeldir,ya da çirkin. Ancak basiret ile bilinen ruha gelince,bu göz ile gördüğümüz cisimden çok daha önemlidir.Bunun içindir ki;Yüce Allah,ruhu kendisine nisbet etmekle ruhun şerefini yükseltmiş,ona üstünlük vermiştir.Bunu açıklamak üzere bir ayet-i celile de şöyle buyurmaktadır:”Rabbin meleklere:Ben çamurdan bir insan yaratacağım.Onu yaratıp ruhumdan üflediğim de hep birden, ona secde ediniz.(Sad Süresi’71-72).”

Bu ayet-i celile de Hz Allah:cesedi toprağa,ruhu ise kendisine nisbet buyurmuştur.Burada ruh ile nefis kelimeleri bir anlam taşımaktadır. Ahlak,nefise yerleşmiş bir şekilden ibarettir.Düşünüp taşınmaya gerek kalmadan bütün işler kendiliğinden kolaylıkla oluşur.Akıl ve şeriat yönünden metholunan,güzel sayılan bütün işler,bu şekilden meydana gelince,buna güzel ahlak,eğer kötü işler olursa buna da kötü huy denir.

Güzel ve kötü ahlakı nefiste yerleşmiş bir keyfiyeti gözlememizin hikmetine gelince,bunu şöyle açıklayabiliriz;

Herhangi bir neden dolayısıyla çok ender olan malını bir ihtiyaç karşısında sarf eden kimseye muhakkak da cömerttir denilemez.Bir kimseye cömert denilmesi için,o kimsenin kendisinde olan yaratılış icabı olarak,nadiren değil de sık olarak malını sarf etmesi gerekir.İşte düşünmek ve zorluk çekmeksizin iyi işlerin kolaylıkla meydana gelmesini şart koşmamızın sebebi,istemediği halde zorunlu olarak mal veren kimseye cömert veya öfkelendiği zaman kendisini güçlükle zapt eden kimseye yumuşak bir insan denmemesindendir.

Bu konuda dört özellik vardır

  1. İyi ve kötü işler
  2. Bunları yapmaya güç yetirmek
  3. İyiyi,kötüyü,güzeli ve çirkini bilmek,bunların arasındaki farkı bulmak
  4. Nefiste yerleşen bir şekil ile güzel veya çirkin tarafına meylederek ikisinden birisini yapmayı kolaylaştırmaktır.

Demek ki ahlak sadece bir iş değildir.Nice kimseler vardır ki,cömert oldukları halde fakirlikten yahut herhangi bir engelden ötürü,infakta bulunamazlar.Ve yine nice cimriler vardır ki sırf gösteriş olsun, nam olsun yahut da başka bir sebepten dolayı cömert olmadıkları halde cömertçe davranışlarda bulunurlar.Bu yüzden ahlaki bir iş olarak ele almak yanlış bir şey olur.

Ahlak bir işten ibaret olmadığı gibi,kuvvetten de ,yani işi yapacak olan kudretten de ibaret değildir. Çünkü kuvveti , cimrilik veya cömertliğe yahut da her ikisine birden nisbet etmek eşit olur.Her insan,yaratılışta vermeye de vermemeye karşı da istidatlıdır.

Ve bunlar gibi,marifetten de ibaret değildir ahlak.Çünkü marifet ve bilgi ,hem güzele hem de çirkine karşı ilgi duyar.

Buna göre ahlak;bir şekil ve bir niteliktir.Ki nefis onunla beraber cimrilik veya cömertlik işlerinin kendisinden çıkmasına hazırlanır.

Buna göre ahlak,nefsin şeklinden ve iç görünüşünden ibarettir.Fiziksel görünüşün güzel olması için,azalardan birisinin güzel olması yetmez. Bir insanın güzel olması için bütün azalarının güzel olması gerekir. Örneğin gözü,kaşı güzel olup da ağzı burnu çirkin olan bir insana güzel denemez muhakkak.Mutlak surette güzel olması için, güzelliğin tam, eksiksiz olması gerekir.İşte bunun gibi kişinin nefsinde olan gizli suretinde de dört özellik vardır ki,bunlar güzel ahlakın temelini teşkil eder.Ahlakın güzel olması için bu dört temelin mutlak surette güzel olması, birbirinine uygunluk sağlaması gerekir.

  1. İlim
  2. Gazab (öfke)
  3. Şehevi arzular
  4. Ve bu üç temelin (ilim,öfke ve şehevi arzular) arasında uyum sağlayan itidal kuvvetidir.

Bu üç temelin açıklamalarına gelince;

İLİM= Bunun güzelliği,sözlerde doğru ile yalanı,inançlarda gerçek ile yanlışı,işerde ise güzel ile çirkini kolaylıkla ayırd edebilmesidir.İlim sayesinde buınların elde edilmesinden oluşan sonuca “hikmet (faydalı bilgi)” denir.

GAZAB (ÖFKE)= Bunun güzelliğine gelince,azalıp artmakta hikmete (faydalı bilgiye) uygun olmasıdır.

ŞEHEVİ ARZULAR= Bunun güzelliği de ,hikmetin (iradeyi iyiliğe çeviren faydalı bilginin) aklın gösterdiği istikamette olmasıdır. Akıl, hikmetin aletidir.

İTİDAL= Bu da şehvet ve öfkeyi,hikmetin gösterdiği istikamette tutmaktır.Akıl,,nasihat veren,kendisine danışılan bir kişi gibidir.İtidal de,aklın gösterdiği şeyi doğrulayıp verdiği emri yerine getiren bir kuvvettir.Öfke de, aklın kendi emrinde olan bir kuvvettir.Öfke,tıpkı bir av köpeği gibi terbiyeye muhtaçtır.Çünkü terbiye edilmeyen bir av köpeği, sahibinin verdiği emri yerine getirmez,mütemadiyen kendi arzuları peşinde koşar.

Şehvete gelince, buda av peşinde olan bir kişinin bindiği ata benzer,Bu atların bazısı kendiliğinden terbiyeli olur da sahibinin istediği şekilde hareket eder.Ancak bazısı hiç de öyle yumuşak başlı cinsten olmaz.Sert ve azgın bir at,sahibinin emirlerine uymaz, alabildiğince gider durur.

Bu dört meziyet (ilim,öfke,şehvet ve itidal)’in kendisinde toplandığı kişi,mutlak surette ahlakı güzel olan kişidir. Fakat hepsi değil de bir kısmı kendisinde bulunan bir kimsenin ahlakı,kendisinde bulunan meziyetleri oranında güzel ahlaklı sayılır.

Öfkenin güzelliğine “cesurluk,şehvet güzelliğine de iffet denir. Öfke, itidalden daha ileriye geçerse,yani ölçünün dışına kaçarsa,buna atılganlık,eğer geri kalırsa o vakit de korkaklık denir.Şehvet de itidalden ileriye geçerse şehvete aşırı düşkünlük,geri kalırsa şehvete düşkün olmamak,yani şehevi arzulara karşı soğukluk olur.En makbul olan uygunluk itidaldir.İşte fazilet,bu orta derecedir.Ortanın altı da üstü de rezilliktir.Adalet kaybolunca,onun tarafları diye ortada bir şey kalmaz,ortada bir tek şey kalır ki oda zulmün kendisidir.

Hikmet ise,bozuk maksatlarda kullanıldığında,normalin (üstünde olan aşırılığın hutbu ve cerbeze) denir.Tefritine (normalin altında olan aşırılığına) ise ahmaklık denir.Asıl hikmet,her ikisinin de ortasında,yani ifrat ile tefrit arasında olanıdır.

Demek ki güzel ahlakın temelini hikmet,cesaret,iffet ve adalet teşkil ediyor.

HİKMET;muhayyer bırakıldığımız işlerimizde bize doğruyu seçtiren, yanlışı bıraktıran faydalı bilgilerdir.Bunun sayesinde hak ile batıl,doğru ile yanlış arasındaki farkı kolaylıkla anlarız.

İTİDAL :öfke ve şehveti hikmete uygun olarak sevk-u idare eden bir kuvvettir.

CESURLUK; da öfkenin ileri ve geri bıraktırmadan aklın emrine sokması demektir.

İFFET; konusuna gelince bu da şehveti akıl gücü ile terbiye ve ıslah etmesi demektir.

Bütün bu güzel huylar,bu dört esasın (hikmet,cesaret,iffet ve adaletin) itidal üzere bina edilmiş olmasından hasıl olur.Çünkü aklın itidalinden güzel tedbir,iyi düşünce,isabetli kararı,herkesçe kabul edilen fikir, işlerin inceliklerini anlamak,felaketleri inceleyip bulmak gibi durumlar hasıl olur.Aklın aşırılığından aldatıcılık,hile,aldatma gibi kötü sonuçlar ,tefritinden ise ahmaklık,aptallık ve delilik meydana gelir.Aptallık hayal kuvvetinin yerinde olması ile deneyememek demektir.Yani her şeyi anlamayan cinsten değildir.Sadece bazı şeyleri anlamakta,bazı şeyleri de anlayamamaktadır.Ahmaklık ile delilik arasında ki farkı şöyle açıklayabiliriz;

KİŞİNİN GAYESİ,GÜTTÜĞÜ DAVASI DOĞRU,ANCAK GİTTİĞİ YOLUN YANLIŞ OLDUĞUNU BİLMİYORSA BUNA AHMAKLIK DENİR.

Deli ise,amacının yanında aklı da bozuk olan kimseye denir.Onun maksadı da gittiği yol da yanlıştır.



Kaynak:İmam Gazali / el-ihya / C:3 / Sayfa:155-160