Günümüz Alimlerini Anlatan Yazı Dizisi

Alimlerin çoğunun ilimle meşgul olduğunu,fakihlerin ders verdiğini,vaizlerin de vaaz ettiğini gördüm.Bu şekilde ders veren kişiler başkalarının bunu duymasından mutluluk duyar,kendisine muhalefet edenleri eleştirir,zamanının çoğunu kendileriyle tartışmaya girecek kişilere üstün gelmek amacıyla cevap hazırlamakla geçirir.Bu kişilerin gözü lider olmakta,toplumda üstün bir insan olma arzusundadır.Bazen de bu kişinin hedefi dünya malını elde etmek,yöneticilerle sürekli beraber olmaktır.

Vaaz eden kişinin amacı ise süslü kelimeler kullanarak taraftar toplamak,insanların kalplerini kazanarak yücelmektir.Bu tipler rakiplerini gördüğünde hemen onların aleyhinde konuşmaya başlar.Böyle davranan kişilerin kalpleri Allah’tan (c.c) gafildir.Eğer bu kalplerde marifet olsaydı o zaman merifetle ilgili şeylerle meşgul olurlar,Allah’a münacaatta bulunurlar,itaat etmeyi tercih ederler ve uzlette bulunmayı arzularlardı.

Ancak kişinin kalbi bunlarla meşgul olmaz da dünyayı arzularsa,o zaman yaptıkları işler de dünya işleri gibi olmuş olur.Eğer onlar sadece Allah için hizmet etmiş olsa bunda tat bulamazlar.Çünkü insanları onlar etrafında toplanmaları onlara daha fazla zevk verir.Onlar insanların kendilerini ziyaret etmesini daha çok tercih ederler.İşte bu da onların yüz üstü bırakılacağının işaretidir.Bunun tam tersi de şöyledir;

Alim kişi Allah’a yönelip sadece O’na itaatle meşgul olursa bu alim için insanlarla iç içe olmak,onlarla konuşmak en zor şeydir.Ona ens evimli gelen şey uzlette olmaktır.Çünkü uzlette olursa insanların dillerinden kurtulur ve mevki-makam talebinden uzak kalır.Onun ahiretle ilgilenmesi en yüce gayedir.

Nefis ne ile meşgul olursa o şeyle ünsiyet kurar.

Bir kimse sürekli halkın hizmetinde olursa Hak’tan yüz çevirmiş olur.Çünkü bu kişinin amacı daha yüksek makam elde etmektir.İşte bu durum da Hak’tan yüz çevirmeyi mucip kılar.

Allah (c.c) bir insana iki kalp vermemiştir.Bunu da unutmamak gerek (dünya ve ahiret sevgisine istinaden)



Kaynak : İbn Kayyım el-Cevziyye / Tehlikeli Tuzaklar / bkz : 201-202