Kuran Yurdu

Güneşin Batıdan Doğması

    Bu alemin icadında asıl gaye;insan-ı kamil’dir.Bu ise her asırda vardır.Kutb-u vücud,vesair kutublar ve afraddır.Çünkü alem cesedi;insan-ı kamil ise ruh gibidir.İşte buna binaen,kıyamete kadar,alemin ruhu bakidir.

    Naklederler ki; İsa (a.s) ahir zamanda yeryüzüne inerek,yeryüzünde kırk yıl kaldıktan sonra MİK’AD namındaki halifeyi yerine bırakıp dar-ı bekaya intikal edecektir ve bundan sonra Kur’an dahi yeryüzünden kalkacak,kalblerden de unutulup gidecektir.Dolayısıyla şöyle bir durum meydana gelecektir ki bu da şudur;Kur’an’ın hükmü kalkınca,o asırların halkı,şehevi şeylere uymakta hayvanata benzeyeceklerdir ki sonunda kıyamet bunların başına kopacaktır.

    Güneşin mağribden (batıdan) doğması da bu manaya delalet eder.Çünkü güneşin doğuşu,alemin inkirazına nişan sayılır.Aynı şekilde insan ruhu bedenden ayrılınca,beden muattal kalıp,harab olduğu gibi.

    • Ve dahi.. İnsan-ı Kamilin alemden ayrılışı,alemin eczasının dağılmasına alamettir.Bu manadan açıkça anlaşılıyor ki,bir şehrin halkına hayvaniyet sıfatı galib olunca,oradan hicret edip insan-ı kamilin bulunduğu yerde kalmalıdır.Bu sebeple şöyle bir emir varid olunmuştur;’Sakınınız,bilhassa küfür yerlerinden… Çünkü küfür mevziinde mesken tutan,kabirlerde mesken tutan gibi olur

    Demek olur ki;Karyelerden,cehalet ve hayvaniyetin galip geldiği yerlerde oturmak yasaktır.Zira oralarda sakin olmak,meyit gibi kabirde yatmaktır ki oralar ilim ve amelden halidir.Halbuki kalin ve ruh’un hayatı ilimle,cesedin hayatı da iyi amelledir. Bu iki şey olmayanın (ilim ve amel) yan,;ilimden ve iyi amelden nasibi olmayanın sureti adem,sireti hayvan olur.Bu sebepledir ki:

    Hayvani insan

    Derler ki,yarısı suret-i ilahiye üzerinedir.Tıpku Meyit gibi.

    • Şimdi;İstisnasız,bütün hayvanat,insani kemalin olmayışı yüzünden nasıl meyite benziyorsa,hayvani insan da bunun gibi meyit hükmünde olur.Böylece meyite,mukarın olana;bihikm’il civar,kaziyesi gereğince MEYİT denir.

    İsa (a.s) Peygamber’den naklen;

    • Ölülerle oturmayınız buyurduğu anlatılmıştır.
    • Peki ölüler kimlerdir? diye sorulunca şu cevabı vermiştir;
    • Onlar zenginlerdir.Zira onların dünya sevgisi ve dünya meşgalesi ile kalbleri ölü,nefisleri de diridir.

    İşte burada diyeceğimiz herkes kendini bunlarla kıyaslasın.Dünya sevgisinden,dünya meşgalesinden,dünya fitnesinden kendini sıyırmalı.Nefsini öldürmeli,kalp mahallini ise diriltmeli.DİN’ini muhafaza etmelidir.

    İşte bu mana icabıdır ki;

    Dinini muhafaza için hicret eden,Cennet’i hak etmekle vaad olunmuştur.İsterse hicret edenin naklettiği yer bir karışlık.. az bir yer olsun

    Mesela;

    Bir şehirde,bir mahallenin halkı arasında arif ve salihlerden kimse kalmayıp orada fesad ve cehalet galip gelirse,aralarında durmayıp başka bir yere göçmelidir.

    Çünkü o gibilere karışıp,komşuluk etmek,gelen belanın sirayetini ve umuma şümulünü doğurur.

    Nitekim şu ayet-i kerime bu durumu bildirir;

    ‘İçinizden sadece zulm’edenlere çatmakla kalmayacak …. öyle bir fitneden korkun… Bilin ki … Allah’ın gazabı çok şiddetlidir (8/25)’

    İşte bu ayet-i kerimenin mana mucibince buyrulmaktadır ki,sadece ZULM ehline gelen bir FİTNE’den yalnızca Allah’ın gazabından ZULM ehli nasibkar olmaz.O beldede bulunan o ZULM ehli haricinde kalanlar da nasibkar olur.

    Çünkü bir bela… gazab gelirse,bihükm’il-civar kaziyesi gereğince,cümleye sirayet eder.

    Tıpkı;Davud (a.s) zamanında ve diğer ümmetlerin zamanlarında olduğu gibi….

    İşte bu sebepledir ki… Emir ve nehiy vazifesini yapmaktan geri durulmamalıdır.

    Çünkü;

    Hakkı söylemesi gerektiği yerde susan,dilsiz şeytandır

    Sonra;

    Cabbarların ve zalimlerin yanında doğruyu söylemek EN BÜYÜK CİHAD’dır.

    Zira orada zarar görme ihtimali vardır.Emir ve nehiy vazifesini yaparken,ayrıca selamet de şarttır,o da başka.-Bu ruhsat yoludur-

    Şehirler de aynı hükme tabidir.Bir şehirde şer-i şerifle ikamet mümkün olmayınca,başka bir şehre hicret gerekir.Şayet göçülecek şehrin halkına iyilik galiba ise.

    Aksi halde dünya için hicret kötüdür ve yasaktır.Çünkü dünyalık şeyler gidecek.Ahirete iyi amel kalacaktır.

    Bu verilen mana afaka -zahire- göredir.Enfüste -batında- dahi böyledir

    Her Hak yolcusuna gerektir ki;

    Cehaletten ilme,

    Kötü huylardan iyi huylara;

    Masivadan Hakka kaça…

    Bunları kendi kendine yapamazsa bir kamil mürşide ve bir merd-i vasıla müracaat eyleye.Aksi halde zayi olur.Nefsi hüsran olur.

    Halbuki din ve dünya işlerinde ziyan,sağ duyu sahipleri yanında nefretle anılır…….



    Kaynak = İsmail Hakkı Bursevi / Kenz-i Mahfi / bkz:71…75

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.