Gıybet Ne Demektir Mahiyeti Ve Zararları

  • 05 Mart 2018
  • 75 kez görüntülendi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Gıybet;kulun bir kardeşi hakkında onda bulunan bir şeyi yokluğunda söylemesidir”

Mide ve şehvet oruç ile,vücut hac ile,kalb sevdiği maldan ayrılıp zekat vermekle sınava çekildiği gibi,dil de söylediği şeylerden imtihan edilir.Bunun böyle olduğuna şüphe yoktur(1)

Bu gaflet,bu vurdumduymazlık,bu umursamazlık.Bunların hepsi basiret gözümüzü kapatmasına vesile olan tepedeki gözlerimizin,kendisi küçük ama sorumluluğu büyük olan dilin,heva ve arzularımızın peşinden koşturmamız dolayısıyla oluşmaktadır.Şayet gerçekten gözümüzle cenneti,cehennemi (ki o zaman imtihanın bir mahiyeti kalmayacaktı) görseydik,bu düşülen bataklıklara,düşülen acziyetliklere ve işlenen günahların işlenmesi değil korkudan kimse bunların yanından geçemezdi.

Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v):”Ademoğlunun sarf ettiği her söz aleyhinedir.Marufu emretmek,münkerden nehyetmek ve Allah Teala’yı zikretmek hariç”.O zaman neden işliyoruz bu günahları neden bu hatalara düşüyoruz.Neden gereksiz boş boş konuşup da onu bunu arkasından çekiştiriyoruz, dedikodusunu, gıybetini yapıyoruz. Şüphesiz aklı başında olan yada olmayan “Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeği sever mi? (2)”.O zaman ne diye zanda bulunuyor,yaptığı veyahut yapmadığı konular hakkında insanlar hakkında konuşuyorsunuz. Dedikodudan,gıybetten maksadınız insanların gizli kusurlarını mı açığa çıkarmak yoksa eğlence olsun diye zaman mı öldürmek ? Oysa Süfyan-ı Sevri (r.a)’den şu söz rivayet edilmiştir;”İki şey vardır ki kalbi katılaştırır.Uzun süre tokluk ve çok konuşmak”.Nitekim Hz Ali (r.a); Halk arasında çirkin söz yayan,onu yapan gibidir buyurmuştur.

Oysa dediğimiz gibi kendisi küçük ama sorumluluğu büyük olan ve kişinin yüzüstü cehenneme gitmesine sebep olan dilin günahları arasında; yalan,gıybet,dedikodu, koğuculuk,iftira,boş ve gereksiz yere,yalan gerçek yere yemin etmeler, seni ilgilendirmeyen konular hakkında konuşman,yalancı şahitlik vs vs bunlar,bütün bu günahlar dilin marifetleridir.Bu yüzden de selamet süküt etmektedir ve söz gümüşse sükut altındır denmiştir.

Bu boş ve gereksiz konuşmalar ve “Çokça zan etmekten kaçınınız, şüphe yok ki, zannın bâzısı günâhtır ve birbirinizin kusurunu araştırmayınız (3)”.

Ancak daldığınız,sırf eğlence olsun zaman geçsin diye yaptığınız bu konuşmalar gün gelecek ki karşınız da aleyhinize hazır bir cellat durumunda bekleyecektir ve emir geldiği anda da yapması gerekeni yapacaktır.”Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile baş başa bırak! (4)”.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır;

Onlar,içine daldıkları batıl işlerde oyalanıp durmaktadırlar (5)”

“Ciddiyetten uzak bir halde batıl inançlara,önemsiz boş işlere ve lakırdıdan öteye gitmeyen sohbetlere dalmış eğlenmektedirler.Özellikle de alay konusu ettikleri Allah’ın ayetleri hakkında ki eğlenceleri (6)

“Seleften bir cemaatten şu söz nakledilmiştir : Selametin ondan dokuzu sükuttur.Denilir ki;Gereksiz yere,mizah için veya eğlence için söylenen her kelime için kul beş noktada durdurulur ve kınanıp sözü ikrar ettirilerek kendisine şu sorular soruşur: Falan sözü niçin söyledin ? Seni ilgilendirir miydi ? İkinci soru : Onu söylediğinde sana bir faydası oldu mu ? sorusudur.Üçüncüsü: Eğer onu söylemeseydin sana bir zarar gelir miydi ? olacaktır.Dördüncü soru:Sussaydın da selamete erseydin olmaz mıydı ? sorusu olacaktır. Beşincisi ise şu olacaktır: Keşke onun yerine Sübhanallah ve Elhamdülillah deseydin de sevabını kazansaydın olacaktır (7))”

Buda demek oluyor ki görüldüğü üzere ağzından bir şey çıkacaksa eğer ya hayır konuşacaksın yada selamete kurtuluşa ermek istiyorsan susacaksın.Nitekim bunların detayı hadis-i şerfler de de mevcuttur.Yine üstteki açıklamaya istinaden bir şey konuşacaksan eğer konuşmadan önce kendine soracaksın;Niçin söyledin ,niye söyledin,neden söyledin,ne kazandın?

Hz İsa ; “Hayrın tamamı üç şeydedir.Sükut,konuşma,bakış.Sükutu tefekkür için olmayan hatadadır,konuşması zikir olmayan boş iştedir,bakışı ibret için olmayan kişi de eğlencededir.”buyurmuştur.



(1-İmam Gazali / el-İhya / C:1 / bkz:434) ; (2-Hucurat Süresi’12) ; (3-Hucurat Süresi’12) ; (4-Mü’minun Süresi’54) ; (5-Tur Süresi’12) ; (6-M Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:2 / bkz:462) ; (7-Ebu Talib El-Mekki / Kutü’l-Kulub / C:1 / bkz:332