Gerçek Mü’minin Vasıfları Ve Güzel Ahlakın Alametleri

  • 14 Aralık 2017
  • 157 kez görüntülendi.

Gerçek Mü’minin Vasıfları Ve Özellikleri,Güzel Ahlakın Alametleri



Bil ki,insan kendi kusur ve eksikliklerini bilemez.Nefsinin büyük kusurlarından bir ikisini bırakıp,nefsini terbiye ve ahlakını güzelleştirdiğini zanneden kimse durumun böyle olmadığını bilmez.Bu sebeple iyi ahlakın alametlerini anlatmak gerekir.

Diyoruz ki;güzel ahlak iman’ın,kötü ahlak nifak’ın,bozgunculuğun alametidir.Allah,bunların durumlarını Kur’an da bildirmiştir,güzel ahlakın ne olduğunu anlayabilmek için Kur’an da zikredilen bazı ayetlere göz atacak olursak;

Yüce Allah buyuruyor ki;

“Muhakkak ki müminler, mutluluk ve başarıya erdiler. Onlar namazlarında tam bir saygı ve tevazu içindedirler. Onlar boş şeylerden uzak dururlar. Onlar zekâtı ifa ederler.Onlar mahrem yerlerini günahlardan korurlar.Yalnız eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Çünkü bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın ötesine geçmek peşinde olanlar, işte onlardır haddi aşanlar! O müminler üzerlerindeki emanetleri gözetirler, verdikleri sözleri tam tamına tutarlar.

Ahitler: Gerek kendi aralarındaki akitler, gerekse Allah Teâlaya karşı verdikleri ahitlerdir. Onlar namazlarını vaktinde eda edip zayi etmekten korurlar.Namazlarını vakti vaktine, huşû içinde devam ettirirler İşte vâris olanlar onlardır! Ebedî kalacakları Firdevs cennetine vâris olanlar onlardır onlar!  (Mü’minun Süresi’1…11)”

Yine Yüce Allah buyuruyor ki;

“Rahman’ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa “Selametle!” derler.Zorba, mağrur, saygısız, kaba ve haşin değil, sükûnet ve vakar ile, alçak gönüllü bir şekilde, terbiyeli ve nazik yürürler. Etrafa sıkıntı vermezler. Cahillik edenlere çatmaya tenezzül etmezler.Geceyi Rab’lerine secde ve kıyam ile, ibadetle geçirirler.Yatışları, kalkışları hep Allah için olur.

“Ey Ulu Rabbimiz, derler, cehennem azabını bizden uzaklaştır. Zira onun azabı tahammülü zor, ömür tüketen bir derttir.” .”Ne kötü bir varış yeri, ne fena bir yerleşim yeridir orası!”.Rahman’ın has kulları, harcamalarında ne israf eder, ne de eli sıkı davranırlar; bu ikisinin arasında bir denge tuttururlar.Masraf, mutlaka gerekli bir durum veya ihtiyaç yahut tamamlayıcı güzellik için olur. Bu sınırın ötesi israftır.

Onlar, Allah’la beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa günahının cezasını bulur.Kıyamette, o büyük duruşma gününde onun cezası katmerli olur ve azapta, zillet içinde ebedî kalır.Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).Kim tövbe edip, güzel ve makbul işler yaparsa, gereğince tövbe eden işte odur.O kullar, yalan şahitlik etmezler. Boş söz ve işlere rastladıklarında vakarla oradan geçip giderler. Kendilerine Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağırlar ve körler gibi davranmazlar.

Ve şöyle niyaz ederler: “Ey keremi bol Rabbimiz! Bize gözümüzün, gönlümüzün süruru olan temiz eşler ve nesiller ihsan eyle, bizi müttakilere önder eyle!” Yalnız müttaki olmakla yetinmeyip, müttakilerin önderi olmak arzusu, ne ulvî bir düşüncedir! Bundan yüksek bir fikrî ilerleme ve ideal düşünülemez.İşte onlara, hak yolda sabır ve sebat göstermelerine karşılık, kendilerine cennetin üstün sarayları verilecek. Oraya selamla, hürmetle buyur edileceklerdir.Hem de devamlı kalmak üzere oraya gireceklerdir. Orası ne güzel varış yeri, ne güzel bir yerleşim yeridir! De ki: “Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki? Ama siz, ey inkârcılar! Size bildirdiklerimi yalan saydınız, artık bu günahtan yakanızı kurtaramayacaksınız. (Furkan Süresi’63…77)”

Kendi durumunu beğenmeyen kimse,kendini bu ayetlerin ifade ettiği manalarla kıyaslasın.Eğer ayetlerde anlatılan güzel huylar kendisinde varsa bu onun güzel ahlaklı olduğuna işarettir.Yoksa kötü ahlaklı olduğuna,bir kısmı olup bir kısmı yok ise bu da onun ahlakının güzel ve çirkin taraflarının bulunduğuna işarettir.Öyle ise iyi taraflarını koruyup,kötülükleri de gidermeye çalışması gerekir.

HADİSLERE GÖRE GERÇEK MÜ’MİNİN VASIFLARI

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki;

a-)Mü’min kendi nefsi için sevdiğini,diğer mü’min kardeşi için de sever

b-)Allah’a ve kıyamet gününe inanan her mü’min,misafirine iyilik etsin. Allah’a ve kıyamet gününe iman eden, komşusuna iyilik etsin. Yine Allah’a ve kıyamet gününe inanan kimse,iyi şeyler söylesin veya sussun.

c-)İyiliklerine (iyi işlerine) sevinen,kötülüklerine (yaptığı kötülüklere) üzülen kimse gerçekten mü’mindir.

d-)Bir müslümanın başka bir müslümanı korkutması helal değildir.

Mü’minin eziyeti az,hayası çok olur,az ve öz konuşur.Allah’a karşı iyilikleri çok,hataları az olur.Lüzumsuz şeylerden kaçınır,yumuşak, namuslu,şekatli ve olgun olur.Lanet etmez,söz taşımaz,nifakçılık yapmaz,kin tutmaz, cimrilik etmez,çekememezlik yapmaz.Güler yüz, hoş sohbeti olur,sevdiğini Allah için sever,sevmediğini de yine Allah için sevmez.

İslam büyüklerinden Hatem Esanı diyor ki;

Mü’min devamlı Allah’ı düşünür,tabiata,kainata,her şeye ibretle bakar. Münafık ise hırs,öfke,uzun emeller peşinde koşar,nefsinin arzu isteklerini yerine getirmeye uğraşır.Mü’min ahireti dünyaya tercih eder,rızkını Allah’tan ister, duasını O’na yapar,affını O’ndan ister,O’ndan korkar,dini için malını gerekirse canını feda eder.Münafık ise; ihtiyaçlarını Allah’tan değil, başkalarından ister.Allah’ı aklına bile getirmez. O’ndan korkmaz,herkesten korkar.Malını dinine değil,dinini malına feda eder.Kötülük yaptığı zaman üzülmek şöyle dursun sevinir.



Kaynak=İmam Gazali / el-ihya / C:3 / Sayfa:201…205