Gelişme Çağındaki Çocuğun Terbiyesi-2

Hele zengin çocuğu ise;çok daha dikkatli davranmalı,alanın değil verenin üstünlüğü anlatılmalı ve öğretilmelidir.Eğer fakir ise, köpeklerin bir lokma ekmek için nasıl yaltaklandıklarının,bu adiliğe ancak hayvanların katlanabileceğini söylemeli,böyle bir şeyin kötü olduğu belirtilmelidir.

Kısaca ifade edecek olursak;Çocuk madde ve para sevgisinden uzak tutulmalıdır. Çünkü mal,yırtıcı hayvan kadar tehlikelidir. Altın ve gümüşün tesiri,zehirden daha korkunçtur.Oturma adabı da,çocuğun öğrenmesi gereken şeylerdendir.Herhangi bir toplantıda oturma adabı nasıl olmalıdır ?

Çocuğun dikkati şu noktalara çekilmelidir: Esnerken ağzını kapamak,sümkürmemeli, bacak bacak üstüne atıp laubalivari bir şekilde oturmamalı,başını bir tarafa yaslamamalıdır.Yapacağı bu hareketlerin gevşeklik,tembellik sayılacağı ona anlatılmalı, başkasının sözüne,fikrine saygı göstermesi,yersiz ve gereksiz,doğru veya yanlış yanlış yemin etmemesi,soru soracak şekilde değil,cevap verecek şekilde konuşması gerektiği söylenmelidir, öğretilmelidir. Büyüklere yer vermenin iyi bir şey olduğunu bilmeli,saygı ile oturmalıdır.Çocuğun terbiye edilmesinin tek şartı ona etkili olabilecek kötü çevresinden uzaklaştırmaktır.

Sövüp,sayan,lanet eden çocukların arasında duran çocuk,onların alışkanlıklarını fotoğraf makinesi gibi alacaktır.Böylesi sözleri söylediği zaman azarlanmalıdır.Dersleri bittikten sonra çocuk için oyun gereklidir.Oyun onun düşüncelerini berraklaştırır, derslerin yoğunluğunu üzerinden atar.Fazla yorucu olmamak şartıyla oyuna izin verilmelidir.Eğer çocuk devamlı olarak ders çalışmaya zorlanırsa,basireti, düşünme kabiliyeti çürür,zekası geriler,kendisini adeta tutsak hisseder.Bu durumdan kurtulmak için de kendi kendine hileler hazırlar. Anne,baba,hoca,büyük,küçük herkese karşı terbiyeli ve hürmetkar olmalı ve bunlar arasın da eğlenmesinin ayıp olacağı söylenmelidir. Altı yedi yaşlarına geldiği zaman taharet ve namazla emredilmelidir.

Ramazanın bazı günlerinde oruca zorlanmalıdır. (Resul-i Ekrem:”Yedi yaşında çocuğa namaz kılmayı emredin,on yaşında zorlayın buyurmuştur.”Oruca gelince çocuğun büyüme ve gelişme devresi olduğu için oruca zorlanamaz.Çocuk tutmak isterse “tutma” denmez,fakat oruca da zorlanamaz.Namazda çocuğun gelişmesine bir mani olmadığı için bu vecibeye zorlanır).

Sövüp sayma,lanet etme,hırsızlık ve haram yemenin ne kötü şeyler oldukları çocuğa öğretilmelidir.Ayrıca ipek ve altın kullanmasına engel olunmalı,dini hükümler eksiksiz olarak anlayabileceği bir dilde öğretilmelidir.Yukarı da sayılan kötü huyların yasaklanmasının sebebi, çocuk ergenlik çağına yaklaştığı zaman sebepleri anlatılmalıdır.

Misal olarak;Yemek Allah’a kulluk yapmayı sağlayan bir gıdadır.Dünya aslı olmayan bir hayaldir.Çünkü sonsuz ve kalıcı değildir Dünya, ahiretin sadece tarlasıdır.Kalıcı olan ahiret hayatıdır.Aklı olan ahirette kendini mutlu edecek azığını dünyada iken hazırlar. Böylece Allah’ın has kullarına ayırdığı Cennete girmeye hak kazanır.Bütün bu sözler kendisine anlatılmalıdır.Ergenlik çağına gelinceye kadar çocuğa gereken terbiye verilmişse,söylenenler etki eder.Taş üzerine yazılan oyma yazı nasıl taştan kolay kolay çıkmazsa,çocuk da böyledir.O zamana kadar verilen terbiye onun kalbinde öyle bir yer bırakır ki,onu kolay kolay atmak mümkün olmaz.

Eğer çocuğa o zamana kadar gereken ilgi gösterilmemişse,istediğini yemiş,istediğini giymiş,har vurup harman savurmuş, zamanın büyük kısmını eğlence ile geçirmiş,kötü söz ve işleri yapmaya alışmışsa,onu bu alışkanlıklardan vazgeçirmek gayet zordur. Çünkü kötü huylar,kolay kolay yerinden çıkarılıp atılamaz.Böyle bir çocuğa hakikatleri öğretmek,duvarı kuru toprak ile sıvamaya benzer.

Esas olan çocuk daha ufakken terbiyesine gereken önemi verip temiz bir cevher olan iyilikleri de kötülükleri de kabule hazır bekleyen bu kalbi hayırla,iyilikle doldurmaktır. Anne,baba;çocuğunu istediği yöne çevirebilir.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v);
Her çocuk İslam fıtratı üzerine üzerine doğar (yani müslüman olarak doğar).Daha sonra annesi ve babası onu yahudi,hristiyan veya mecusi (ateşe tapan) yaparlar.(Çünkü anne,babası ne ise,çocuk da öyle olacaktır) (Buhari)” buyurmuşlardır.

İslam büyüklerinden Sehl b.Abdullah et-Tüsteri diyor ki;

Ben daha üç yaşında iken gece kalkar dayımın kıldığı namazları seyrederdim.Bir gün bana dedi ki: Seni yoktan var eden Allah’ı anar mısın ? Ben dedim ki: Nasıl anabilirim? Bana dedi ki:Her gece yatağa girişinde kalbinden üç defa ‘Allah beni görüyor. yaptığım her şeyi biliyor ve daima benimledir’ de.Bende söylediklerini yerine getirdim , kendisine bunları yerine getirdiğimi söyleyince bu defa yirmi bir defa yapmamı söyledi.Ben aynen söyledim.Sonra ondan büyük tad almaya başladım. Aradan bir yıl geçti,dayımı tekrar gördüm.Bana dedi ki;

Oğlum sana söylediğimi hayatın boyunca durmadan söyle.Onların ahirette sana çok faydası olur.Ben de bu sözleri ömrüm boyunca zevkle söylemeye devam ettim.Başka bir gün dayım yine bana dedi ki:Ey Sehl ! Allah’ın devamlı olarak kendisiyle beraber olduğuna,her yaptığını gördüğüne inanan kimse kötülük yapıp Allah’a isyan edebilir mi? Edemez.Çünkü Allah’ın devamlı olarak kendisiyle beraber olduğuna inandığı için isyana fırsat bulamaz.Sakın Allah’a asi olma.

Bende genelde yalnız kalır sonumun ne olacağını düşünürdüm.Büyüyünce beni mektebe vereceklerdi..Bende bu halim benden gidecek diye korktum.Hocada bir saat okuduktan sonra eve geleceğim şart koşuldu.6-7 yaşlarında Kur’an-ı ezberledim. Senenin büyük bölümünde oruç tutardım.



Kaynak:İmam Gazali – İhyau Ulumi’d-Din – C:3 – Sayfa:214…216

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.