Fussilet Süresi Muhammed Gazali Tefsiri

Fussilet Süresi Tefsiri



(Bu Kitap) Rahman ve Rahim tarafından indirilmiştir (2)

Bu kitap,ayetlerin indirildiği rahmet kaynaklarından indirilmiştir.Bunun için bu kitap,insanları kendi nefislerinin şerlerinden ve yaptıklarının kötülüklerinden koruyan,onları fikir saçmalıklarından,içgüdüsel taşkınlıklarından , kuvvetler azgınlığından ve içsel yamuklukluktan kurtaran bir hidayettir.Mübarek vahyin tamamı,hayır ve adalettir.

Bilen bir toplum için ayetleri açıklanmış,Arapça okunan bir kitaptır.Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (3-4)

Anlayışlı insanlar,sakınanlara hoşnutluk ve geri kafalılara zorluk va’deden bu ayetlerin değerini bilirler.İnsanlar içinde anlayışlı olanlar pek azdır.Bunun için yüce Allah şöyle buyurmuştur :

Çokları yüz çevirmiştir,onlar işitmezler (4)

Kur’an’ın Arapça oluşu,mucize olan vahyin bir özelliğidir.Kur’an,bir başka dile çevrilse,bu çeviri Kur’an olmaz.Allah Arapça’yı vahyinin kabı olsun ve bu dili kullananlar insanları iyiliğe götürsünler diye seçti

İlk cahiliyede,insanlar ilkin İslam’ı kabul etmediler.Kuru bir inat olarak ondan yüz çevirdiler.

Muhammed (s.a.v),insanlara gerçeği öğretmek,onu mal ve cana tercih etmek ve uzun süre tağutu koruyup düşmanlığı körükleyen devletleri yıkmak için insanlarla ilişkilerini sürdürmüştür.

Çağdaş cahiliye Araplarına gelince,İlam medeniyetinin çöküş günlerinde atalarının gelenekleri ve kuşkuculuğa saplanan materyalist Batı adetleri olmak üzere iki rezilliğe gömülmüşlerdir.

Arap mülhidlerinden daha rezil,fikir ve insaftan daha uzak başka bir insan tanımıyorum.Kimbilir onlar Ebu Cehil’in sözlerini ve ifadelerini kullanıyorlar:

Dediler ki : Bu çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içinde,kulaklarımız da bir ağırlık ve seninle bizim aramızda bir perde var.Sen (istediğini) yap,biz de (istediğimizi) yaparız (5)

Araplar’ın İslam risaletini yüklenmelerini ve İslam hidayetlerini onların diliyle açıklamayı Allah istemiş ve şöyle buyurmuştur :

Eğer biz onu,yabancı (dilde) bir Kur’an yapsaydık derlerdi ki : Ayetleri (anlayacağımız) biçimde açıklanmalı değil miydi? Yabancı (bir söz) ve (hitap edilen de) Arap öyle mi? De ki : O,inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuz ve (göğüslerdeki hastalıklara) şifadır.İnanmayanlara gelince,onların kulaklarında bir ağırlık vardır.Ve Kur’an,onlara bir körlüktür.(Sanki) onlar uzan yerden çağrılıyorlar (44)

İşte Kur’an’ın Arapça oluşu,beş kıtadan herhangi bir insanı,Kur’an dilinde Araplaştırmıştır.Araplık belli bir cinsin kanı değildir.Eskiden Kur’an hizmetiyle ve Kur’an diliyle Farisiler’den ve Rumlar’dan Müslüman olanlar,Arap Yarımadası’nda doğan insanlardan çok daha fazladır.

Önemli olan kalplerde perdenin olmamaı ve duyularda görmeye ve işitmeye engel olan bir hastalığın bulunmamasıdır

Herkes,bütün insanlara şu ayette ifade edilen şekilde seslenen Muhammed’e uymada eşit konumdadır.

Allah’ın düşmanları ateşe sürüldükleri gün,toplanıp biraraya getirilirler.Nihayet oraya vardıklarında kulakları,gözleri ve derileri yaptıkları hakkında onların aleyhine şahitlik ettiler (19-20)

Kulak ve göz,yaratıkların ve yaratıcının büyüklüğünü bilsin,insan aklıyla evreni kavrasın ve en büyük Allah’tır desin diye Allah’ın insana bahşetmiş olduğu iki nimettir.İnsanın işitme duyusu alınınca ve görme duyusu perdelenince Allah’a giden yolu tutamaz.Bu heder olmuş duyular,cehenneme atıldığı ve hayvanların aynı akıbetle karşılaşmadıkları gün kendisine tanıklık edenlerin ve azapı görenlerin ilki olacaktır

Daveti sunanların ve onu yalanlayanların bir kısmı arasında koca meleküt sisteminin yaratılışından söz eden uzun bir manevi itirazın olduğunu düşünecektir:

De ki : Siz mi arzı iki günde yaratanı unutuyor ve O’na eşler koşuyorsunuz? İşte alemlerin Rabbi O’dur.Ona üstünden ağır baskılar (sağlam dağlar) yaptı.Onda bereketler yarttı ve onda arayıp soranlar için gıdalarını (bitki ve ağaçlarını) tam dört günde takdir etti (düzene koydu (9-10)

İnsan bu yeryüzünden yaratılmış ve onun nimetleriyle yaşamıştır.Allah’ın kendisini yeryüzünde halife yaptığından beri kendisini yaratan ve ona kendi ruhundan ifleyen Rabbine kul olması için Allah insanı,yeryüzünün kaynaklarının sahibi kılmıştır.Fakat insan Rabbini unutmuş ve azmıştır.

Bilimadamlarının açıklamalarına göre,Allah ilk önce güneş sistemini yaratmıştır.(Allah) gökleri ve yarattı.Karanlıkları ve aydınlığı var etti (En’am 1)

Yeryüzü döşendikten sonra orada yerleşmesi için insan yaratıldı.İnsan işte orada yaşadı ve ırızık orada belirlendi.Burada ve başka yerlerde insan,kendisine en yakın şeye,üzerinde yaşadığı yeryüzüne bakıp isterse inanır,isterse inkar eder! Davet imanın esasıyla düşünülsün ve helak sebebiyle görmezden gelinmesin diye bu gerçekler davetin ardından zikredilmiştir.

Fussilet Süresi’nin ortasında,insana ulaşan ve onun hayır ve şerden oluşan kimliğine ilişkin başka dünyalardan,cinlerden ve cinlerin vesveselerinden , meleklerden ve meleklerin ilhamlarından söz edilmektedir.Materyalist bütün bunları inkar etmektedirler.Onların duyulara güvenme dışında herhangi bir delilleri bulunmamaktadır.

Biz hem maddeye hem madde ötesine önem veririz.Cinler,melekler ve insanlar dünyasını kabul ederiz.

Cinlerden,seçkin mü’minler de vardır.Allah’a isyan ettirmeye ve haklarını çiğnemeye çalışmak için insnaın peşine takılan ve gaflete düşüren şeytanlar da vardır.

Büyük şeytan İblis,Adem’in zayıf yanından faydalanmış,onu gaflete düşürmüş,onun yasak ağaçtan yemesini sağlamış,kendisinin güvenilir bir nasihatçi olduğuna dair yalan yere yemin etmştir.Adem yasak ağaçtan yemiş ve cennetten konulmuştur.

Adem’in cennetten kovulmasının sebepleri

birinci sebebi unutkanlığı ve azminin zayıflığı

İkinci sebebi ise, aldatması için şeytanın onu gözetlemesi ve fırsat kollamasıdır

Şeytanlar batılı destekledikleri gibi,melekler de hakkı desteklemektedirler.Mükafat ve cezada aslolan insanın yönelmesi,kazanması ve elde etmesidir

Şeytan,insanı Allah’tan uzaklaştırmakta,önündeki dosdoğru yolu kapatmakta hünerlidir.Allah’a davet,insanları çalışmaya sevkeder ve tembellikten kurtarır.Davet mekanizmasının gerçekleri koruması,şeytanları kovması,şüphe ve kaprisleri gidermesi gerekir:

(İnsnaları) Allah’a çağıran,iyi iş yapan ve ben Müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir (33)

Peygamberler,çağlar boyu davetçilerin önderleri,imanı destekleyip iyiliğe arka çıkma noktasında davetçilerin lokomatifleri ve insanlara Rablrini tanıma ve sevdirmede öncüleri olmuşlardır.Süre içinde bu anlamı vurgulayan ayetler bulunmaktadır:

Gece,gündüz,güneş ve ay O’nun ayetlerindendir.Ne güneşe ne de aya secde etmeyin.Onları yaratan Allah’a secde edin (37)

Sen,toprağı boynu bükük (kupkuru) görürsün.Onun üzerine suyu döktüğümüz zaman titreşir ve kabarır (39)

(Kıyamet) saati(ni) bilmek,Allah’a havale edilir.O’nun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarından çıkar,ne bir dişi gebe kalır ve ne de doğurur (47)

Ne yazık ki İslam davetinin cihazı bozulmuştur.Bazı şehir ve bölgelerde belki de kaybolmuştur.Arapların davet hizmetinde aşırı oluşları savunulacak bir durum değildir.Araplar kendi arzularına ve tutuculuklaına dalınca devletlerini yitirdiler ve risaletlerini kaybettiler.Üstelik bu durumlarına ayetlerden deliller de buldular:

Ayetlerimiz hususunda doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz (40)

Onlar kendilerine gelen Kur’an’ı inkar ettiler.Halbuki O,öyle eşsiz bir kitaptır ki ne önünden ne de ardından O’na batıl gelmez (41-42)

Muhammed risaletini yüklenen Araplar,bütün peygamberlerin risaletlerini yüklenmişlerdir.Araplar dünyada başından sonuna kadar vahyi temsil etmektedirler.

(Ey Muhammed) sana söylenen,senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir (43)

Kitap Ehl-i‘ne gelince,onlar yanlarındakini zayi ettiler,onun esaslarını unuttular :

Andolsun biz Musa’ya Kitab’ı verdik.Onda da ayrılığa düşüldü.Eğer Rabbin’den bir söz geçmiş olmasaydı,aralarında derhal hükmedilir (işleri bitirilir)di (45)

Ne ilginçtir,böyle olmasına rağmen Kitap Ehl-i günümüzde kendilerine bırakılanlara hizmet hususunda çağdaş Müslüman’lardan daha aktiftirler ve misyonerleri Doğu ve Batı arasında mekik dokumaktadırlar.

Süre,eski ve yeni Arapları kasdeden ayetlerle son bulmuştur:

De ki : Gördünüz mü,ya O (Kur’an) Allah tarafından ise ve siz de O’nu inkar etmişseniz o zaman uzak bir ayrılığa düşenden daha sapık kim olabilir (52)

Sonra yüce Allah diyor ki :

Biz onlara ufuklarda ve kendi canlarında ayetlerimizi göstereceğiz ki : O’nun (Kur’an’ın) gerçek olduğu onlara iyice belli olsun.Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi? (53)

Her gün Kur’an ışığının parıltısı ve hakikatlerinin gücü artmakta,Muhammed’in peygamberliği daha da gönüllere yerleşmekte ve insanlar tarafından kabul görmektedir.Kur’an,tevhide çağırmaktadır.Bilinen peygamberlerin gönderildiği ilah dışında başka ilah keşfedilmiş midir? Kur’an’da birey,toplum ve devlet için sistemler konmuştur.Kur’an’ın koyduğu bu sistemde herhangi bir gedik bulunmuş mudur? Bunların ihmal etme ve engelleme dışında bir kusuru yoktur.

İyi bil ki onlar,Rablerine kavuşmaktan kuşku içindedirler.İyi bil ki O,her şeyi kuşatmıştır (54)



Kaynak : Muhammed Gazali / Kur’an’ın konulu Tefsiri / bkz: 609-616

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.