Kuran Yurdu

Felak Süresi Diyanet Tefsiri

    Mushaftaki sıralamada 113, iniş sırasına göre 20 süredir. Fîl süresinden sonra, Nas süresinden önce Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğine dair rivayetler varsa da üslup ve içeriği bakımından Mekki sürelere benzediği görülür.

    Sürede bazı kötülüklerden dolayı Allah’a sığınılması öğütlenmektedir.

    Hz. Peygamber sahabeden Ukbe b. Amir’e şöyle buyurmuştur: “Görmedin mi? Bu gece benzeri asla görülmemiş ayetler indirildi: Kul eûzü bi-rabbi’l-felak ve Kul euzü bi-rabbi’n-nas” (Müslim, Resulüllah, Felak ve Nas sürelerinin en güzel sığınma duaları olduğunu açıklamış ve çok okunmasını tavsiye etmiştir

    • Felak Süresi 1. Ayet = De ki: “Sabahın rabbine sığınırım;

    “Sabah” diye çevirdiğimiz felak kelimesi “yarmak” anlamındaki felk masdarından isimdir. Yarma ve çatlatma neticesinde meydana gelen şeyin sıfatı olarak kullanılmaktadır. Yaygın yoruma göre burada Allah’ın gece karanlığını yarması neticesinde meydana gelen sabah aydınlığını ifade eder. Ancak, bir sonraki ayetle bağlantısı dikkate alındığında kelimenin, “yokluktan yarılıp çıkan mahlukat” şeklinde özetleyebileceğimiz daha genel bir anlam içerdiğini kabul etmek gerekir. Buna göre felak kelimesi kainatın yokluk alanından belki bir patlama ile ilk meydana gelişini ve yaratılışını ifade eder.Bu cümleden olmak üzere arzdan kaynayan pınarlar, bulutlardan boşalan yağmurlar, tohumlardan filiz veren bitkiler, rahimlerden çıkan yavrular gibi Allah’ın kudretiyle bir asıldan, bir kaynaktan ayrılıp çıkan bütün mahlûkat felak kelimesinin kapsamına girer.

    • Felak Süresi 2. Ayet = Yarattığı şeylerden gelebilecek kötülüklerden;

    Bütün mahlukatın şerrinden Allah’a sığınmanın gereği vurgulanmıştır. Bu ifade, maddi ve manevî, dünyevi ve uhrevi, dış alemde veya kişinin nefsinde, tabii ve ihtiyari, her türlü şerri kapsamaktadır. Allah’ın yarattıklarının şerri, kötülüğü yaratma bakımından Allah’a ait olmakla beraber her yaratılanın bir hikmeti, bir faydası, ilâhi plana uygun bir fonksiyonu vardır. Bu imtihan planında ve ortamında insana kötüyü isteyip istememe ve onu icra için iradesini harekete yöneltme yetisi verilmiştir. Öte yandan Allah’ın kötü olarak nitelemediklerini kötü sayan veya kötü kılanlar, bu sınava tabi olan şuurlu varlıklardır yani kötülük onların tavrı, tercihi, kullanma ve uygulama biçimi ve yeri ile ilgilidir.

    Felak Süresi 3. Ayet = Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden;

    “Gece” diye çevirdiğimiz gasık kelimesine müfessirler “soğuk, Süreyya yıldızı, güneş, ay, yılan ve zarar veren her şey” manalarını da vermişlerdir Buna göre bastırdığında soğuğun, battıklarında Süreyya yıldızı veya güneşin, tutulduğunda ayın, soktuğunda yılanın ve zarar veren her şeyin şerrinden Allah’a sığınmak gerekir. Ancak burada da müfessirlerin çoğunluğu bizim mealde verdiğimiz “gece” manasını tercih etmişlerdir. Çoğu zaman ve özellikle bu ayetlerin indiği devirlerin şartlarındaki insanlar için gece karanlığı korkutucu ve ürperticidir; faydaları yanında bazı sıkıntıları da vardır. Çünkü gece karanlığında insanın faaliyetleri zorlaşır, gündüzün yapılan işlerin bir kısmı gece yapılamaz, hatta bazen imkânsız hale gelir; yolcu yolunu şaşırır, düşmana karşı korunmak güçleşir. Râzî şöyle der: “Geceleyin yırtıcı hayvanlar inlerinden, haşereler yerlerinden çıktığı, hırsızlar ve soyguncular hücuma geçtiği, yangınlar olduğu ve yardım imkanı azaldığı için gecenin şerrinden Allah’a sığınılması emredilmiştir (“Çöken karanlık” mecazi anlamda zulüm ve cehalet karanlığı, karanlık düşünceler ve insanın içine çöken, onun ruh dünyasını karartan kin, öfke, şehvet ve kıskançlık gibi kötü huylar yahut ölüm, ümitsizlik ve karamsarlık gibi insanı korkutup kaygılandıran haller şeklinde de yorumlanabilir.

    • Felak Süresi 4. Ayet = Düğümlere üfürenlerin şerrinden;

    “Üfürenler” diye çevirdiğimiz neffasat kelimesi hem erkek hem de kadın için kullanılır Ayet metnindeki ukad ise “düğüm” anlamına gelen ukde kelimesinin çoğuludur. “Düğümlere üfürenler” diye tercüme ettiğimiz ifade, “kadın sihirbazlar, sihirbaz nefisler, sihirbaz gruplar” anlamlarında da yorumlanmıştır Zemahşeri, ayette Allah’a sığınılması emredilen asıl kötülüğün ne olduğu hususunda şu ihtimalleri sıralar:

    a) Sihirle uğraşanların yaptıkları işten ve bunun günahından;

    b) Sihirbaz kadınların, yaptıkları sihirle insanları fitneye düşürmelerinden ve batıl şeylerle insanları aldatmalarından;

    c) Sihirbazlar üfürdükleri zaman onların etkisiyle değil Allah’tan gelen bir musibetten Allah’a sığınmak emredilmiştir Razi, neffasat kelimesini, “cinsel cazibeleriyle erkekleri adeta büyülercesine etkileyip türlü türlü işler yaptıran kadınlar” şeklinde özetleyebileceğimiz mecazi bir anlamda yorumlamanın uygun olacağını belirtmiştir. Bununla birlikte yaygın yoruma göre burada gerçek büyücü ve üfürükçüler kastedilmiş ve kadınıyla erkeğiyle büyü ile meşgul olan herkesin şerrinden Allah’a sığınılması emredilmiştir. Cahiliye döneminde ipi düğümleyerek ve düğümlere bir şeyler okuyup üfleyerek büyü yapıldığı birçok kaynakta zikredilmiştir. Ayette düğümlü ipe üflenerek yapılan büyünün etkisinden ve şerrinden değil, bunu yapanların kötülüğünden söz edilmiştir. Şu halde bu tür işlerle meşgul olanlar insanları aldatmakta, kafalarını karıştırmakta, onları bilhassa sıkıntılardan kurtulma hususunda gerçeklere yönelmekten ve bilime uygun tedbirlere başvurmaktan alıkoymakta, yanlış yollara ve davranışlara yönlendirmektedirler. Ayet, müminlerin büyücü ve üfürükçülere itibar etmemeleri, onlardan uzak durmaları, onlara değer vermekten sakınmaları gerektiğini de ortaya koymaktadır. Nitekim Taberî’nin naklettiği bir rivayete göre Hasan-ı Basri, bu ayet söz konusu olduğunda “Sihre bulaşanlardan sakının” demiştir

    • Felak Süresi 5. Ayet = Bir de kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden!

    “Kıskanç kişi” diye çevirdiğimiz hasid kelimesi “kıskanmak” anlamına gelen hased kökünden sıfat olup kıskançlık ve çekememezlik duygusunun etkisinde kalan kişiyi ifade eder. Bu duygunun etkisiyle “birinin sahip olduğu nimetin zevalini arzulama” anlamına gelen haset, İslam ahlak kaynaklarında başlıca kötülük kaynakları arasında gösterilmiştir. Bir tür ruh hastalığı kabul edilen hased duygusunun insan tabiatındaki bencillik eğiliminden, dolayısıyla başkalarının kendisinden daha üstün durumda olmasına tahammül edememesinden kaynaklandığı, bu durumun onu bir tür bunalıma soktuğu bildirilmektedir. Bu sebeple ayette, kıskançlığı tutan hasetçinin şerrinden Allah’a sığınmanın önemine dikkat çekilmiştir



    Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları / Kur’an Yolu / C:VI / bkz:718-722

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.