Fe Eyne Tezhebun

Fe Eyne Tezhebun



Ahsen-i takvim de en üstün varlık olarak yaratılmış insan;Allah’ın ve Allah Resulünün emirlerini yerine getirip,yasakladığı fiil ve davranışlardan uzak durmakla görevlendirilip,dünya hayatındaki imtihana tabi tutulmuştur.

İnsanı insan yapan iman,insanda varlığını sürdürdüğü sürece insandır ve insanı ala-yı illiyin’e yükseltirken,yaratılmış olduğu fıtratı unutup da Allah’a kulluğu beğenmeyip,Allah’ın koyduğu kanun ve nizamları hiçe sayıp,Allah Resulü’nün emirlerini ve nasihatlarını kulak ardı edip de nefsinin gırdabına batmış ve nefsinin,arzu ve isteklerinin kulu kölesi olmuşsa,bu kişi her ne kadar insan görünsede Ebu Hureyre’nin dediği gibi nesnas’dır.Yani insanlara benzediği halde insan olmayan maymunlar zümresindendir ve bunlar yine aynı şekilde ahsen-i takvimdeki en üstün varlık olarak yaratılmış varlık özelliğini kaybedip aşağıların aşağısı olan esfel-i safilin mertebesine düşmüşlerdir.

Bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü (s.a.v) Bana altı şeyin garantisini veriniz,ben de size cenneti garantileyeyim

  1. Sizden her kim konuşursa yalan söylemesin,
  2. Ona bir şey emanet verilirse hainlik etmesin,
  3. Söz verdiği zaman sözünde dursun,
  4. Gözlerinizi (haramdan) sakının,
  5. Ellerinizi (haramdan) uzak tutun
  6. İffetinizi koruyun.

Evet acaba aramızda (ilgili konu ağırlıklı bayanlar olduğu için bu bölümde onları baz alıyorum ama geneldir) kaç kişi bu emir ve yasaklara göre hareket etti yada aramızda kaç kişi bundan haberdar.Daha üzerini giyinmesini beceremeyip bütün vücudunu sergilerken,eşine özel olan vücut hatlarını haram olduğu halde yabancı erkeklere gerile gerile gösterirken,geçen bölümlerde üzerinde durulduğu üzere cehennemliklerin amelini işleyip de cenneti bekleyen ahmak insanın durumunda olduğu gibi,yaptıklarının bir zararı olmadığını sanıp, hiçbir şeyden haberi olmadan şen-şakrak gülen eğlenen,salına salına yürüyen,bütün pür dikkatleri üzerine toplayan bu hanım kardeşimiz ne yapıyor,peki hanım kardeşimiz bunu yaparken yanındaki bostan korkuluğu olarak dolaşan eşi olacak adam veyahut annesi-babası, kardeşi her ne karın ağrısı ise bunlar ne iş yapıyor.Neden bunlar kızım dur,eşim dur bu günahtır,böyle giyinme,böyle yapma demiyor yada diyemiyor?

Nitekim Yüce Allah’ın

“Mümin kadınlara de ki:Gözlerini sakınsınlar (Nur’31) buyruğu:Allah’ın kendilerine haram kılmış olduğu kocalarından başkalarına bakmaktan gözlerini korusunlar demektir.Bundan dolayı ilim adamlarının pek çoğu kadının kesinlikle ister arzulu,ister arzusuz yabancı erkeklere bakmasının caiz olmadığını söylemişlerdir (1)”

Siz kocalarından başkasına bakmayı geçtiniz,ne acıdır ki yabancı erkeklerin size bakması için elinizden gelen çabayı sarf ettiniz ve sarfetmeye de devam ediyorsunuz ve yine İbn Kesir tefsirinde şöyle bir açıklama vardır ki:”Kur’an-ı Kerim’de mahrem yerlerin (ferclerin) korunmasının söz konusu edildiği herbir ayette kasdedilen,zinadan korunmaktır.Şu:’Mahrem yerlerini korusunlar (Nur’31)’ ayeti bundan müstesnadır.(Burada) kadını hiç kimse görmesin anlamındadır.

Yine Ebu’l Aliye dedi ki:’Dışarıda kendiliğinden görünen kısmı hariç süslerini göstermesinler (Nur’31)’.Yani saklanması imkansız olanlar dışında ziynetlerinden yabancılara hiçbir şeyi göstermesinler demektir (2)” ve yine “Abdullah (b. Mesud) yüce Allah’ın:’Süslerini göstermesinler (Nur’31)’ buyruğu hakkında süsten kasıt küpe,bilezik,halhal ve gerdanlıktır. Ziynet (kadın süsü) iki türlüdür.Bir tür ziyneti kocadan başkası görmez.Bunlar yüzük,bileziktir.Bir tür ziyneti de yabancılar da görür,bunlar da dışarıdan görülenler ve (dış) elbiselerdir (3)”.

Ve asıl üzerinde durulması gereken hususlardan biriside şudur ki Yüce Allah’ın:”Başörtülerini de yakalarının üzerine indirsinler (Nur’31 buyruğu.Yani başörtülerine kadınların göğüslerine kadar inen kenarları yapılsın ki, başörtüsünün altındaki kadının göğsü ve göğüs kemikleri örtülsün.Böylelikle de cahiliye dönemi kadınlarının kılıklarına benzememiş olsunlar.

Çünkü cahiliye dönemi kadınları böyle bir şey yapmıyorlardı.Aksine kadın erkeklerin arasından göğsü açık,üzerini hiçbir şeyle örtmeden geçiyorlardı.Hatta bazen boynunu,saç örgülerini,kulaklarındaki küpelerini dışarı çıkardığı da oluyordu.Yüce Allah mümin kadınlara kılıklarında ve çeşitli hallerinde tesettüre riayet etmelerini emir buyurdu.Nitekim yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:

‘Ey nebi,zevcelerine,kızlarına ve müminlerin hanımlarına de ki:Cilbablarını üzerlerine giysinler.Bu onların tanınıp,incitilmemeleri için daha uygundur(Ahzab’59) (4)”

Evet yıllarca yok laiklik yok demokrasi yok bilmem ne karın ağrısı gibi gibi safsatalarla insanları yıllarca başörtüleri yüzünden dışladılar, işe almadılar,okula almadılar vs vs.İşte bu noktada şuraya dikkat çekmek istiyorum ki;insanları başörtülerine odaklayarak, dinimiz sanki sadece başını örtmesini ama altını,göğsünü olabildiğince açmasına izin veriyormuş gibi insanları başörtüsüne şartlardındılar.

İnsanlar, hanım kardeşlerimiz yok ben başımı açmam derken giymiş olduğu kıyafetin altıda-üstüde fiyasko ve bundan hiçkimse haberdar olmadı ve hiçkimse de bunun farkına varmadığı için uyarmadı.Uyaranlarda ya dışlandı,ya sürgün edildi yada zindanlara koyuldu.İnşallah ilerleyen bölümlerde üzerinde duracağım ama ahan isterseniz insanların,bayanların yaşlısı-genci farketmez bir kapanmalarına bakın. Buna kapanmak denirse.

İslamı sadece başörtüsü ile sınırlandırırsanız eğer,karınızı,kızınızı,eşinizi öyle başıboş bırakırsanız eğer ya davulcuya, ya zurnacıya misali bir zaman sonra önünü alamayacağınız gibi insanlar arasında büyük bir fitne doğurmuş olursunuz ki buda zamanla topluma sirayet edeceğinden,o toplumun düzelmesi ya imkansızdır yada düzelmesi için asırlar gerekli.

O diliyle iman edip de bedeniyle Allah’a ve Resulüne isyan edenlere “Resulüllah (s.a.v):Nefsim elinde olana yemin ederim ki sizden birinizin hevası (kendi arzu ve isteği) benim getirdiklerimin izleyicisi olmadıkça iman etmiş olamaz buyurmuştur.Bundan dolayı bunun aksi davranışlarda yüce Allah işi daha da sıkı tutarak:

‘Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse şüphesiz apaçık bir sapıklıkla sapmış olur (Ahzab’37)’ buyurmaktadır.Bu da yüce Allah’ın :’Artık onun emrine muhalefet edenler,kendilerine bir mihnetin yahut acıklı bir azabın isabet etmesinden çekinsinler (Nur’63)’ buyurmuştur (5)” buyurmaktadır.

Şimdi bu açıklamaya istinaden halen oranı buranı açıp,saçarak,yabacı erkeklerin görmesi haram olan yerleri başkalarına göstererek, nefsinin arzu ve isteklerini gerçekleştirip de Allah’ın emir ve yasaklarını hiçe sayarak ben Allah ve Resulüne inandım ve iman ediyorum diyebiliyor musun? Diyorsan eğer ve bu şekilde hareket ediyorsan sen münafıksın,diyemiyorsan eğer be ben iman ettim deme.

Sadece Müslümanım de.Gerçi Kur’an-ı Kerim’de öyle bir Müslümanlık anlayışı yok ama o ağzınla ben Müslümanım deyip de bedeninle ben münafığım demen seni veya senin gibileri Allah’ın azabından kurtarır mı bilmiyorum ama her ne kadar şimdiye dek böyle bir gaflet ve dalalet içine düşmüşseniz eğer,en azından bu saatten sonra tevbe edip,salih amel işleyerek yüzünüzü Allah’a dönün.Yoksa olan oldu diyerekten işlemiş olduğunuz günahta ısrarcı olmayın ve ısrarla günah işlemeye devam etmeyin.Tevbe edin.

Sonuçta Allah sizden tevbe edip kendisine yönelmenizi,kendisine kulluk yapmanızı istiyor.Sonuçta o çok Rahman’dır ve Rahim’dir.Affı ve mağfireti boldur.Tevbeleri kabul edendir ve unutmayın ki Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez.Allah’ın rahmetinden ümit kesenler sadece kafirlerdir.

-İstisnaları tenzih ederim-.Kişi yada kişilere yönelik değildir.

Bu Gidiş Nereye



(1-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim (İbn Kesir Tefsiri) / C:7 / bkz:552);(2-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim (İbn Kesir Tefsiri) / C:7 / bkz:553);(3-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim (İbn Kesir Tefsiri) / C:7 / bkz:553);(4-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim (İbn Kesir Tefsiri) / C:7 / bkz:554);(5-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim (İbn Kesir Tefsiri) / C:8 / bkz:571)