Fazla Cinsel (sex) İlişkinin Zararları

Erkek istediği an eşiyle münâsebette bulunabilir. Fakat erkek, evlilikte hayatın ve arzuların ortak olduğunu bilmeli ve kadının isteklerine cevap vermesi gerektiğini akıldan çıkarmamalıdır.İnsan her zaman için bir olmaz bazen neşeli bazen kederli olabilir. Erkek dâimâ bu hususları göz önünde bulundurmalıdır. Kadının neşeli ve arzulu olduğu zamanlar ona sırt çevirip kendi isteği uyandığı ve kadının kederli olduğu zamanlarda kendini tatmin etmeye çalışması doğru olmaz. Bu kadına âdeta yük gibi gelir ve nihâyet bu hal gitgide geçimsizliğe yol açar.

Evlilikte mutlu bir hayat yaşamak isteyen bir genç karısının istek ve arzularını tatmin etmeyi ihmal etmemelidir. Karısıyla olan her münasebetinde ona sıcak ilgi göstermeli ve adeta yeni evlendiği günleri hatırlamalıdır. Kadını bedenen hazırlamadan münasebete kalkmamalıdır.

Uzun senelerin nikâhlısı da olsalar kadın ve erkeğin her münâsebetlerinde ayrı bir hava olmalı ve birbirlerini içten sevmelidir. Kadının şehveti baştan kalb ve ruh ile tahrik olur. Sevmesini bilen koca kadını sadece bedeniyle sevmez. Onu ruhuyla da sever ve onu zevkinin doruğuna çıkarır. Diliyle severek onun ruhuna ve kalbine hitab eder.

Erkek bu şekilde hareket ederse isteksiz olan zevcesini bile istekli hale getirir. Böylece münâsebet anında karşısında sıcak ve hareketli bir karşılık görebilir, çünkü öyle kadınlar vardır ki, aşkları küllenmiştir. Ancak bu şekildeki hareket ve davranışlar onların aşkını alevlendirir.

Sık sık İlişkiye Girmenin Zararları

Cinsî münasebet zamanında ve belirli aralıklarla yapılırsa kadın ve erkeğin bünyelerinin ihtiyacını gidereceğinden faydalı olur. Eğer bu aşırıya giderse ve münâsebetler devâmlı olursa bu bazı kadınları yoracağından cinsi isteksizliğe ve bezginliğe yol açar. Kadın, bir de, zayıf bünyeli ise bir de küçük yaşta evlendirilmişse bu durum onun için âdeta yıkım olur. Kendinde isteksizlik ve yorgunluk hisseden kadın ilerde âile geçimsizliğine sebep olacak davranışlar içine girer. Gençlik devresindeki çok münâsebetler hemen etkisini göstermese de yaş ilerledikçe bedendeki tahribatı yavaş yavaş açığa çıkar. Bünye çabukça zayıf düşer.

Düzensiz Sayıda Cinsel İlişkinin Zararları

1 – İster uykuda, ister ayık halde isterse cinsî münasebet şeklinde olsun aşırı gidilince bedeni yaralar. Özellikle bedeni uzuvlar gelişmeden kendini buna kaptırmak bedenin gelişmesini temin eden hayatî maddeleri yok eder. Böylece gelişmeyen vücut çabukça çöker.

2 – Küçük yaşta aşka başlayan kadının tenasül uzvu tabii olarak gelişemeyeceğinden çoğu zaman kısır kalır. Aşkın zevkini tam alamaz. Bu durumda olan kadınlarda doğum, lohusalık gibi hadiseler olumsuz etkiler yapar.

3 – Yaşlıların normalinden fazla kendilerini zorlamaları da tehlikelidir. Çünkü yaşlılarda çoğu zaman sertleşen damarların yırtılması kolay olur. Bu hâl inmelere ve ani ölümlere yol açabilir.

4 – Münâsebet anında tenasül yollarından akan, meni ile bedenin en önemli yapı ve kuvvet unsurları olan kireç, fosfor, albüminler, bedene enerjisini veren çok kıymetli enerjilerini kaybederler.

5 – Cinsi münasebette aşırı gitmek, birçok tenasül yolu rahatsızlıklarına yol açabileceği gibi prostat şişmesine de sebep olabilir. Ayrıca birlik uzvunun katılaşmamasına (iktidarsızlık, bel gevşekliği) ve bazen de kısırlığa sebep olur. Birlik uzvu pörsüyeceği gibi yakınlık anındaki sertleşme kabiliyeti azalır. Bu hal onun ruhen dengesini bozar. Erkek kendini böyle yorunca çoğu zaman daha bu işe başlarken boşalır ve daha birleşmeden meydana gelen bu hal erkek ile kadının arzularını söndürür ki, bu da âilede geçimsizliklere sebep olur. Erkek başarısız kalmaktan, kadın da kendinin tatmin edilmemesinden elem duyar.

6 – Aşırı münasebette bulunmakla tenasül bezleri bozulur. Şehvete gelen erkek bir defada yaklaşık olarak iki yüz milyon kadar tohum atar ki, bu eksiklik on saatlik bir dinlenme veya uzun bir uykudan sonra ancak aynı kuvveti bulabilir. Birleşmeler haftada iki kez olunca tohumlar düzenli olarak işler. Ancak sık sık yapılınca tohumlar gelişmeye vakit bulamazlar bu da tohumların giderek azalmasına sebep olur. Nihâyet artık erlik suyu yerine suya benzer bir su gelir. (Fazla masturbasyon yapanların dikkatine bu madde)

7 – Tenasül uzuvlarının bezeleri erkeğe enerji, kudret, gençlik, güzellik veren hormonları da işler, kana verir. Cinsi oyunlara fazla düşmek bu bezleri yormakla, dolayısıyla hormonlar azalır. Bunun sonucu olarak da yüz çabucak kırışır, saçlar beyazlar, beden dinçliğini yitirir ve erkek çabuk ihtiyarlar.

8 – Tenasül bezlerinin zayıf kalması çoğu zaman kısırlığa sebep olur.

9 – Kanser hastalığına sebep olabilir. Hormonlar badenin enerjisini korumakla aynı zamanda bedeni kansere karşı da korumuş olur. Onlar azalınca o uğursuz hastalık da uyanır.

Görüldüğü gibi cinsi münasebeti aşırı düşkünlük erkeği ezer maddî ve mânevî yönden birçok acılara sürükler. Yukarıda da zikredildiği gibi bu hal bilhassa gençlerin bedeni üzerinde çok olumsuz etkiler yapar. Onlar heyecanlı olduklarından başlarına gelecek belâyı ve acıları bilmez ve hesap etmezler. Başına geldikten sonra anlar fakat o zaman da bir kıymeti olmaz.

Nefislerinin ve şeytanın kölesi durumuna gelen birçok gençler vardır ki. şehvetlerini elleriyle tatmine çalışırlar. Bu onların kütü yola düşmelerine, çeşitli hastalıklara yakalanmalarına, sağlıklarını kaybetmelerine ve eş ve arkadaşlarına da aynı hastalığı bulaştırmalarına sebep olur.

Dışarı çıkan bir meni parçacı insanın ömrünün bir parçasıdır. Bu düşkünlük ne derece çok olursa bedenin yıpranması da o kadar çabuk olur. Bu bedendeki kaybın telâfisi mümkün değildir. Bedenin sıhhati gider, dizlerinin dermanı kesilir. Benzi solar, zayıf düşer, kansız kalır, asabi olur. Ayrıca histeri, nevrestani ve delilik bile yapabilir.

Hele bünyesi zayıf, narin olanlarda bu tür rahatsızlıklar daha çabuk kendini hissettirir. Kalpler hasta, ciğerler yorgun, verem başucundadır Böyle kimselerin aşka düşkün olmaları bir çeşit intiharları demektir.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulup ne ifrata ne de tefrite kaçılmadan her şeyle olduğu gibi cinsî münâsebette de itidâli (orta yolu) bulmak en iyisidir. Bu da tıbbın da kabul ettiği gibi haftada iki gündür. Haftada iki gün birleşmek ne kadına ne de erkeğe zarar vermez. Buna rağmen cinsel kudret ve imkanlarının yerinde olduğunu, bu sayıyı aşabileceklerini söyleyenlere sözümüz olamaz. Yeter ki aşırıya kaçılmasın.



Kaynak= Turan Yazılım – Mürşit 5 – Evlilik Hayatı Ve Mahremiyetleri