Fazilet Bakımından Evlenmek Yada Bekar Kalmak

Kimi insanlar ne tuhaftır ki ısrarla Allah-u Teala’dan sırf nefsine cazip geldiği için dünyalık şeyler isterler ki bunlardan biriside evliliktir.Her ne kadar yüce Allah neslin devamı için evlilik gibi bir vacibeyi gerekli görmüş ve bunu insanın fıtratına yerleştirmişse de,bunu illada evlenmek farzdır diye bir şeyde söylememiştir.

Sen ısrarla Allah’tan nikahına alabilecek bir kadın istiyorsun ama kim bilir belkide bu senin helak sebebin olacaktır ve yüce Allah’da seni böyle bir sondan korumak maksadı ile duana icabet etmiyor.Sen sadece bugünü görüyorsun.Oysa mealen yüce Allah buyuruyor ki:

“Sen de ki: “Gayb alemi ancak Allah’ındır. Gaybı bilmek O’na mahsustur (1)” ve “Bilinmeyen nice hazineler ve görünmeyen gayb aleminin anahtarları O’nun yanındadır (2)”.Bu durumda nefsine cazip gelen ama meşru yoldan olsa da ısrarla bir şeyi isteme.Ha istemek hakkın mıdır,değil midir diyecek olursan eğer; nikahına alacak (evlenmek) bir kadının olmasını istemen belki hakkındır ama hakkında neyin hayırlı neyin hayırsız olduğunu bilmediğin için ısrarla istemen hakkın değildir.Ha ısrarla istersen eğer ne olur onuda söyliyim;

Duan kabul olmazsa eğer bir zaman sonra içten içe kendi kendini yiyeceksin ve Allah’ın hakkında buyurmuş olduğu hükme rıza gösteremeyeceğin için isyan noktasına varacaksın ve şeytanda bir yandan nefsini ve şehvetini kamçılayacağı için bir zaman sonra artık tamamen sen sen olmaktan çıkıp tamamen şeytanın maskotu olacaksın. Hakkında hayırlı olan bekarlık bu sefer hakkında şer olmuştur ama sen bunun farkında değilsin.

Bir diğer meselede şudur ki;Kişi evlenmek istemesine rağmen evlenemiyordur ve neden diye içten içe kendini yiyordur.Oysa sen eğer senden yukarıdakilere değilde senden daha düşük durumda olanlara bakacak olursan ve kendini onlarla kıyaslayacak olursan bırak evlenmeyi her yönden kardasın.

Varsayalım ki sen evlendin peki senden daha kötü durumda olanların,eli,ayağı gözü olmayanların evlenmeye hakkı yok mu diye düşünecek olursan eğer evlenemeyecek olsan da öyle yada böyle yine Allah’ın takdirine rıza gösterecek, haline şükredecek ve verdiği nimetlerden dolayı Allah’a hamd edeceksin.

İşte bu yüzdendir ki mealen yüce Allah “Halbuki işin doğrusunu Allah bilir, siz bilemezsiniz (3)” buyurmaktadır.Nitekim kişinin şer olarak gördüğü şey hayır,hayır olarak gördüğü şeyde şer çıkabilir.Onuda ancak Allah bilir.

….ve asıl konumuza dönecek olursak;

Bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü (s.a.v:’Canımı elinde tutan Allah’a andolsun ki sizden hiç kimse ben kendisine canından,malından ve bütün insanlardan daha sevimli gelmedikçe iman etmiş olamaz’ buyurmaktadır.İşte bu noktada sizin aileniz sizin helak sebebiniz olacağı gibi ailenizle beraber sizde helak olursunuz.Şöyle ki;Allah’ın verdiği canı yine Allah geri alırken ağıt yakmalar mı, isyan etmeler mi vs vs.

Daha dünyada iken eşinize,çoluğunuza,çocuğunuza dalıp Allah’ı zikretmekten,Allah’ı anmaktan ve Allah’ın üzerinize yüklemiş olduğu farzlardan zaafiyet göstererek Allah’dan hergün,her dakika bir adım daha uzaklaştınız.Allah Teala sana bir eş,sana bir çocuk bahşetti ama bunları bağışlarken de acaba kulum bu verdiğim nimetler sayesinde bana şükredip,itaate devam mı edecek yoksa verdiğim nimetlere dalıp beni anmaktan gafil mi düşecek.

Siz (biz) sizin hakkınız da hayırlı sandığınız şey,aslında hayır iken hayrı şerre çevirdiniz.Size belki rahmet kapılarının aralanmasına vesile olacak ailenizi,gaflete açılan birer kapı haline getirdiniz.Bu sayede hem kendiniz hem de ailenizi helak ettiniz.Nitekim yüce Allah

“Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve babanın oğluna,oğlun babasına hiçbir fayda sağlamayacağı o günden de korkun. Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır.O halde dünya hayatı sakın sizi aldatmasın,o çok aldatıcı şeytan da sakın sizi Allah’ın affına güvendirmesin (4)”.Nitekim “Şu muhakkak ki gerek mallarınızda, gerek canlarınızda imtihana tabi tutulacaksınız (5)” şeklinde buyurmakta ve ikaz etmektedir.

Ancak şurası da bir gerçektir ki Yüce Allah kullarına gözlerinin nuru,kendilerinden bir parça,bir evlat bağışlamasına rağmen bir süre sonra anne baba ya kendi evladına,ya kendine yada eşine beddua ediyor.Nitekim İbn Kesir bu konuda:

“Yüce Allah kullarına yumuşak ve lütufkar oluşundan bazen onların sıkıntı ve öfke hallerinde kendileri,malları veya evlatları aleyhine beddua ettiklerinde beddualarına icabet etmediğini,onların bunu kastederek yapmadıklarını bilip böyle durumlarda lütuf ve merhametiyle onlara,kendileri, malları ve evlatları için hayır,bereket ve bolluk dualarına icabeti gibi icabet etmediğini bildiriyor. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:’Eğer Allah insanlara hayrı çarçabuk istedikleri gibi,şerri de acele verseydi,elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu (Yunus’11)’.

Yani Allah (c.c) onların bunlardaki her bedduasına icabet etseydi onları helak ederdi.Resulüllah (s.a.v):’

Kendinize beddua etmeyin, çocuklarınıza beddua etmeyin,mallarınıza beddua etmeyin.Sonra Allah’ın duaları kabul ettiği bir vakte rastlarsanız da bedduanız kabul olur (6)”.Beddua edecek olursanız bunun zararı hem sizedir hemde beddua ettiğiniz kişiyedir.Şunu da unutmamak gerekir ki hikmet ehlinden birisi:Beddua çıkınca gök kapısı kapanır,yere iner yer kapısı kapanır,beddua edilen kişiye gider.Haklıysa yerini bulur yok haksız ise çıktığı yere geri döner şeklinde izaha bulunmuştur vesselam.



(1-Yunus Süresi’20);(2-En’am Süresi’56);(3-Al’i İmran Süresi’66);(4-Lokman Süresi’33);(5-Al’i İmran Süresi’186);(6-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:5 / bkz:333-334)