Kuran Yurdu

Fatır Süresi Tefsiri

    Fatır Süresi Beyanu’l-Hak Tefsiri

    Fatır Süresi, Hz Peygamber^’in elçi olarak gönderilmesinin altıncı veya yedinci yılında bir bütün halinde indirilmiş olup tamamı 45 ayettir. Adını ilk ayetindeki, yaratıcı anlamına gelen FATIR kelimesinden almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 43, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 35. süredir

    Göklerin ve yerin yaratıcısı, egemeni ve yöneticisi olan mübarek ve merhametli; özellikle de mutlak güç ve kudret sahibi olarak tek olması sebebiyle Allah’a hamd olsun. Göklerin v yeryüzünün dengesi O’nun bir ve tek olmasının sonucudur. O’nun rahmetini artırarak yaymasına engel olacak, tuttuğunu salıverecek hiçbir güç yoktur. O Aziz’dir, Hakim’dir. Allah’tan başka ilah olmadığına, eninde ve sonunda işler tamamen O’na döndüğüne göre insanlar ne diye aldanıyorlar ki?

    Doğrusu insanlar, şeytanların yaldızlı sözlerine aldanarak asıl dostları olan peygamberlere sırt çevirip Allah’ın hak olan vaatlerini yalanladılar. Ancak aldatıldığının farkında olmayan kimse, yaptığı kötülükleri güzel görür ve sapıklıkta kaybolup gider.

    İnsanların Allah’tan başka ilah diye taptıkları, yardım ve şefaat bekleyerek dua ettikleri yaratıklar neyi yaratmıştır? Bu gerçğe rağmen insanlar, aynen gece ile gündüz, kör ile gören, ölü ile diri gibi birbirlerinde bu derece farklıdırlar. Dolayısıyla inanmak istemeyeni zorlamak mümkün olmadığı gibi onlara üzülmek de gerekmez. Herkes Allah’a muhtaçtır, O hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç değildir. Ahiretteki sızlanmalar ve tekrar dünya hayatına döndürülsem salih iş yaparım gibi talepler, orada hiç kimseye fayda sağlamayacaktır.

    Bir zamanlar bize bir elçi  gönderilse diyenler, bekledikleri elçi gönderilince ondan kaçtılar. Ne oldu, yoksa ahiret için onlara bir müjde mi geldi? Kendilerinden öncekiler de aynı yolu izlemişlerdi; yoksa onlar, öncekilerin akıbetlerini görüp ibret almayacaklar mı? İnsanlar ne Şeytan’a aldansın ne de düşüncesizlik edip Allah’ın hilmine güvensinler. O,, sorgulamayı ve cezayı belli bir güne ertelemiştir. İnkar ve isyanda ısrarlı olup hevasına tapanlar, yaşam tarzlarını yeniden gözden geçirmelidirler.

    Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı İle

    Fatır Süresi 3 Ayetin Meali:  3- Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Gökten ve yerden size Allah’tan başka rızık veren herhangi bir yaratıcı var mıdır? Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Böyle iken nasıl olur da döndürülüyorsunuz?

    Fatır Süresi 18. Ayetin Tefsiri: Herşeyin yaratıcısı ve sahibi Allah, siz de O’na muhtaç iken nasıl oluyor da gerçek ve tek ilaha ibadet etmeyi bırakıp anlamsız şeylere tapıyorsunuz? Niçin yoldan sapmış ve sizi de saptırmak isteyen kimselere uyarak yaratılmış olup bir çekirdeğin zarını, bir sivrisineğin kanadını dahi yaratamayacak, hatta kendilerini dahi koruyamayacak kadar aciz varlıklara tanrı diye tapıyorsunuz?

    Fatır Süresi 5. Ayetin Meali:  5- Ey insanlar! Şüphe yok ki Allah’ın vaadi haktır. O halde sakın sizi dünya hayatı aldatmasın ve çok aldatıcı da sakın sizi Allah ile aldatmasın

    Fatır Süresi 5. Ayetin Tefsiri: Allah Teala demek istiyor ki; Ey İnsanlar! Yaşamakta olduğunuz dünya hayatı nasıl bir gerçekse, öldükten sonra diriltilmeniz de öyle bir gerçektir, bu hayatı var eden, ahiret hayatını da mutlaka yaratacaktır. Dünya hayatının nimet ve güzellikleri sizi oyalayıp da nefislerinizi ve ahiret hayatını size unutturmasın; özellikle de aldatıcı Şeytan, Allah Rahman’dır, kullarına merhamet eder, onları ateşe atmaz, bağışlar diyerek, size aldatıcı telkinlerde bulunarak sizi yanıltmasın

    Fatır Süresi 6-7. Ayetin Meali:  6- Şüphe yok ki şeytan sizin bir düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman tutun. O kendi taraftarlarını ancak alevli ateşin arkadaşlarından olsunlar diye davet eder 7- O kafir olanlar için şiddetli bir azap vardır. İman edip, salih amel işleyenlere ise mağfiret ve büyük bir ecir vardır

    Fatır Süresi 6-7. Ayetin Tefsiri: Şüphesiz insanlar, karakterleri açısından kısım kısımdırlar. Herkes, kendi karakterine göre iş yapmaktadır. Dolayısıyla karakteri düzgün iyi insanlara hayır ve iyilikler, karakteri bozuk kötü kimselere, insan tabiatına aykırı da olsa, çirkin ve kötü işler, hatta vahşet derecesindeki aşırılıklar bile kolay ve güzel gelir. İşte iman ile küfür de aynen böyledir. Nefsini arındırıp geliştirerek Allah’a iman ve teslimiyetiyle özgürlüğün zirve mnoktasına erişmiş bir mümin için küfür, nifak ve şirk kendini inkar etmek ve mecazen ölmek anlamına gelir. Allah’a kulluğu reddeden ve başta heva ve heveslerine, sonra da onların bağlandığı şeylere tutsak olup özgürlüklerini tamamen kaybedenler, boyunlarındaki ve ayaklarındaki esaret zincirlerine rağmen özgür bir hayat yaşadıklarını söyleyemezler. O nedenle Allah’a kulluk, O’ndan başka hiçbir şeye boyun eğmemek ve özgürce yaşamak demektir. Fakar, temiz toprak,pis toprak (A’raf 58) benzetmesinde olduğu gibi, kötü tabiatlı kimselere yol göstermek pek de kolay bir iş değildir.

    Fatır Süresi 10. Ayetin Meali:  10- Kim aziz olmak istiyorsa bilsin ki, gerçekten izzet bütünüyle Allah’ındır. Güzel söz yalnız ona yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülüklerle tuzak kuranlar onlar için çok şiddetli bir azap vardır ve bizzat onların tuzağı boşa çıkar

    Fatır Süresi 10. Ayetin Tefsiri: Kureyş’in ileri gelenleri diyorlardı ki; Eğer biz seninle birlikte doğru yola uyacak olursak, insanların yanındaki itibarımız, şerefimiz on paralık olur ve yurdumuzdan sökülüp atılırız. Hadd-i zatında Allah’tan başkasına kulluk edenlerin itibarları/şerefleri olmaz ki on paralık olsun. Oysa izzet ve şeref, tamamen Allah’a ait olup insanlara Allah vergisidir. !Müminleri bırakıp da kafirleri veli edinenler, yoksa onların yanında izzet/güç kazanacaklarını mı sanıyorlar? İzzetin tamamı Allah’la/O’nun yanında kazanılır (Nisa 139). De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen dilediğin kimseye mülkü verirsin, dilediğinden de çeker alırsın, dilediğin kimseyi aziz kılar, dilediğini de zelil edersin, tercih senin elindedir, zira sen her şeye güç yetirirsin (Al-i İmran 26)‘. İzzet sahibi olmak isteyen Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih işler yapar. Çünkü ‘İzzet Allah’a, elçisine ve müminlere özgü bir haslettir. İman etmeyenler bunu takdir edemezler (Münafikun 8).

    Hz Peygamber’den naklediğidi üzere: Sübhanallahi velhamdü lillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber kelime-i tayyibedir. Bir kul bunu söylediği vakit melek onu semaya çıkarır, onu vech-i Rahman’a arz eder, fakat amel-i salih olmazsa kabul olunmaz. Yine bir hadis-i şerifte şöyle denmiştir: Yüce Allah bir sözü amelsiz kabul buyurmaz; sözü de ameli de niyetsiz kabul buyurması; sözü, ameli, niyeti de ancak sünnete isabet ile kabul buyurur. Hasılı izzete nasıl olmak Resul’e itaat ile olur. Yoksa gurur,atalet, şeytanlık ve seyyiat ile değil.

    Fatır Süresi 12-13. Ayetin Meali: 12- Biri tatlı, susuzluğu giderici ve içimi son derece kolay; diğeriyse acılık derecesinde tuzlu olan iki deniz bir değildir. Buna rağmen, her ikisinden de taze et yersiniz ve takındığınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan rızkınızı arayıp şükredesiniz diye gemilerin orada suları yara yara gittiğini de görüyorsunuz 13- Geceyi gündüze bitiştirir, gündüzü de geceye bitiştirir. Güneşe ve aya da boyun eğdirdi. Hepsi de belirli bir süreye kadar akıp giderler. İşte bunları yaratan Rabbiniz Allah’tır. Mülk yalnız O’nundur. Ondan gayrı çağırdıklarınız ise bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik değildirler

    Fatır Süresi 12-13. Ayetin Tefsiri: Gün 24 saattir; geceyi gündüze, gündüzü geceye girdirmek suretiyle mevsimlere göre günleri uzatan ve kısaltan Allah’tır. 21 Haziran gündüzlerin, dakika dakika geceden alarak en uzun olduğu gündür. 21 Aralık ise, gecelerin dakika dakika gündüzden alarak en uzun olduğu gecedir. Günler uzamaya başladığında, gündüzler uzadığı nispette geceler gündüze girmiş; geceler uzamaya başladığında ise, geceler kısaldığı nispette gündüzler geceye girmiştir. Bütün bunlar, yüce Yaratıcının evreni, özellikle Dünya ve Güneş’i yaratırken, onları bağlamış olduğu tabii kanun ve  konuşlandırma sebebiyledir. Allah Güneş’i hangi amaçla yaratmış ise, ona göre fiziki bir yapı ve hareket kabiliyeti vermiştir; onun yaratılış amacının haricine çıkması mümkün değildir.

    Fatır Süresi 15-16. Ayetin Meali: 15- Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan sizlersiniz. Allah ise o kimseye muhtaç olmayandır, her hamde layık olandır 16- Eğer dilerse sizi yok eder ve yeni yaratıklar getirir

    Fatır Süresi 15-16. Ayetin Tefsiri: Ey İnsanlar! Allah’a muhtaç olanlar sizlersiniz. Çünkü sizin varlığınız, ancak O’nun lütfu ve ihsanıyla kaimdir. O, hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir. Hiçbir şey yok iken O vardı. O, zatı itibariyle yücedir, insanların inanması ve ibadet etmesiyle yücelmez. Ancak insanlar O’na kulluk ettikleri derecede yücelirler. Din de bunun içindir. İnsanların yücelmeleri ve insanca yaşamaları içindir. O nedenle hakikaten diri bir insan, ibadet ve itaatini Allah’a minnet etmez.

    Fatır Süresi 17-18. Ayetin Meali: 17- Ve bu Allah’a göre zor değildir 18- Yük taşıyan bir kimse başka bir kimsenin yükünü yüklenmez. Eğer ağır yüklü bir kimse kendi yüküne (başkasını) çağırırsa -akraba dahi olsa- o yükünden hiçbir şey yüklenmez. Sen ancak gıyaben Rablerinden korkanlar  ve namazı dosdoğru kılanları korkutursun. Kim temizlenirse ancak kendisi için temizlenmiş olur, dönüş yalnız Allah’adır.

    Fatır Süresi 17-18. Ayetin Tefsiri: Kim onlardan yüz çevirirse, şüphesiz o hesap günü ağır bir günah yüküyle huzura gelir; hem de ebedi olarak ağırlığını sırtında hissedeceği bir yük ile. Bu, ahiret gününde taşınacak ne kötü bir yüktür (Taha 100-101)

    Suç ve cezada bireysellik esastır. Kişinin kendisini kontrol altında tutması, hem ahlaki bilincini ve davranış şekillerini etkiler hem de güven duygusunu artırır. Çünkü ‘Herkes kendi yaptığına rehindir (Taha 21).İstese bile, hiç kimseye başkasının vebalini yüklenmez. Sözgelimi; Sen iç günahı bana olsun diyenlerin sözü, aldatıcı ve boş bir sözdür. Sonuçta içen içtiğinin cezasını, teşvik eden de teşvik etmesinin cezasını çekecektir.

    Arınmanın başı hidayettir; bu da ancak Allah’a ve ahiret gününe iman edip salih işler yapmakla olur. Hidayetin başı ise; Allah’tan başka taptığı her şeyi terk edip selim bir kalp ile Allah’a önelmektir. Her zaman ve her yerde Allah’ın kendisiyle birlikte olduğu bilincini taşımak ve namaz ile kötü alışkanlıklara, kötü iş ve davranışlara son vermek gerekir. Güzel ahlak sahibi olmanın esası da budur.

    Fatır Süresi 28. Ayetin Meali: 28- İnsanlardan, yerde yürüyen hayvanlardan ve davarlardan da bunun gibi çeşitli renklerde olanlar vardır. Kulları arasında Allah’tan ancak alimler korkar. Şüphesiz Allah Azizdir, Ğafurdur

    Fatır Süresi 28. Ayetin Tefsiri: aklı ve sağlığı yerinde olup da Allah’a saygı duymayan ve O’ndan korkmayanlar ya gaflet içerisindedir ya da cahildirler. Zira cehalet, isyanda cesareti artırıcı bir faktördür. Bunlar, Allah’a inandıklarını söyleseler bile, bir takım hüsn-ü kuruntuları veya şeytanın telkinleriyle Rab’lerine itaat etmezler. Deniliyor ki; Bilginler üç kısımdır;

    a- Allah’ı ve emirlerini bilen alim ve amil kişiler

    b- Allah’ı bilen, fakat emrini bilmeyen alimler

    c- Emrini bilen fakat Allah’ı bilmeyen alimler.

    Birinciler; Allah’a saygı gösterir, hadlerini ve görevlerini bilirler.

    İkinciler; Allah’tan korkarlar ama hadlerini ve görevlerini bilmezler

    Üçüncülerse; Hadlerini ve görevlerini bilirler ama Aziz ve Celil Allah’tan hiç korkmazlar.



    Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: 1 / bkz: 415-427

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.