Fatır Süresi Gazali Tefsiri

İnsanların önlerinde, zulüm ve adalet, zillet ve izzet, Allah’a sadakat ve O’nun ahdini bozma arasında bir seçim vardır:

Kim aziz olmak istiyorsa bilsin ki, gerçekten izzet bütünüyle Allah’ındır. Güzel söz yalnız ona yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülüklerle tuzak kuranlar onlar için çok şiddetli bir azap vardır ve bizzat onların tuzağı boşa çıkar (Fatır 10)

Süre, yaratma ve yardım durumunu ortaya koymaktadır. Allah,bulutları sürükleyen rüzgarlar gönderen ve denizleri; bu tatlıdır hoştur, bu acıdır tuzludur şeklinde var edendir.

Alllah sizi topraktan sonra nutfeden yarattı, sonra sizi çiftler kıldı (Fatır 11).

Bununla birlikte birçok insan, tıpkı aylak, eğitilmemiş, kendisine bir şey verilmeyen, bu itilip kovulmuşluğuna son vermek için çaba göstermeksizin sağda solda gezmeye devam eden köpekler gibi hayat yollarına atılmaktadır.

Adeta dinler tarihini bilenler arasında, İslam’ın evreni düşünme, hayatı görme, hararetle dünyayı, dünyadaki ayetleri, güçleri, sırları ve kanunları kafa yorup düşünmeye davet etme üzerine kurulduğu noktasında görüş birliği sağlanmıştır.

Allah’ın zatını düşünmek mümkün değildir. O’nun büyüklüğünü tanıma yolu, ancak yarattıklarındaki ayetleri araştırma ile mümkündür. Bu, Allah’ın ilminin, kudretinin, celalinin ve cemalinin yalanlanamayacağına bir delildir. Yeryüzünün belli alanlarında, hepsi aynı yerden çıkan tatları, renkleri ve kokuları farklı olan meyveler görmektesiniz. Başınızı göğe kaldırıp baktığınızda büyük ve geniş bir aleme işaret eden parlayan bir güneş, aydınlatan bir ay ve ufuklara saçılmış yıldızlar görürsünüz. Bütün bunlar büyük yaratıcının eseridir. Bu bağlamda Yüce Allah’ın şu buyruğunu bir okuyunuz:

Allah’ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Biz onunla çeşitli türden meyveler çıkardık. Dağlardan da yolları beyaz, kırmızı çeşitli renklerde ve oldukça siyah onları vardır.İnsanlardan, yerde yürüyen hayvanlardan ve davarlardan da bunun gibi çeşitli renklerde olanlar vardır. Kulları arasında Allah’tan ancak alimler korkar. Şüphesiz Allah Azizdir, Ğafurdur (Fatır 27-28).

Ayetin siyakından, ayette geçen alimlerden kastın, tıp, mühendislik, astronomi bilimadamlarına ilaveten botanik, zooloji, jeoloji, fizik, kimya bilginleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu bilimadamlarının, yüce Allah hakkında yaptıkları açıklamaları dinlediğinizde ve sözlerini araştırdığınızda, Allah’ı, övülen ve saygı duyulan büyük ve O’na kulluk yapmaya layık olarak zikrettiklerini görmekteyiz.

Her şeyde O’nun için bir ayet vardır, O’nun tek olduğuna işaret eden. Yeter ki okumasını bilin.

Sonra kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras verdik. Onlardan kimisi nefsine zulmedicidir, kimisi itidal üzeredir, kimisi de Allah’ın izni ile hayırlarda öne geçmiştir. İşte bu büyük lütfun ta kendisidir (Fatır 32).

Araplar, Allah’ın risaletini insanlara taşıma da diğer milletleri geçmiştir. İsrailoğulları, vahyin tebliğ edildiği bir millettiler. Fakat bencillikleri baskın çıktı. Vahiyi, şehvetlerine hizmet ve aldanmalarına destek için kullandılar. Bu yüzden Allah, onlara gazab etti ve onları vahiyden uzaklaştırdı

Ayetin buradaki beyanatına göre Araplar üç gruba ayrılmışlardır.

  1. İsyan ve aşırılıkla kendisine zulmedenler,
  2. iyilikleri yapmakla ve bir kısım kötülükleri birbirine karıştırmakla yetinen uzlaşmacılar;
  3. Allah’a teslim olan, O’nun rızasını kazanmaya çalışan ve bu uğurda birbirleriyle yarışanlar

Bu gruplardan birini ele geçirmeye çalışarak ve egemen olan konjonktüre tabi olarak herhangi bir milletiin yönetildiği ve onun otorite altına alındığı bir gerçektir. Milletlerin gerekli, kendilerine zulmedenlerden veya haddi aşanlardan olunca durum tehlike arz eder.

İlahi ceza sert olur. Millet bütün kendi eliyle seçtiği ve seçimle miras aldığı unsurları yitirir. Müslümanlar bu gerçeği kavrayabiliyorlar mı?

Biz Müslümanlar, kendimizi yetiştirip bu ve buna benzer ayetlere gelince İbn Abbas’tan rivayet edildiği gibi: Allah Muhammed ümmetine indirdiği bütün kitapları miras bırakmıştır. Ümmetin zulmedenleri onunla bağışlanır, orta yolu tutanları kolayca hesaba çeker ve önde olanları hesaba çekmeden cennetine sokar diyerek, risaletimizi tebliğ edebiliyor muyuz? Böyle olmadığı takdirde yukarıda belirtilen tehlikelerin yaygınlık kazanması halkı ifsad eder. Medeniyet ve avantaj itibariyle diğer milletleri Müslümanlar üzerine baskın kılar! Biz yüce Allah’ın şu buyruğunu okuyunca bu köklü şuura ulaşıyoruz:

Onlar eğer kendilerine bir nezir gelirse, mutlaka o ümmetlerin her birinden daha çok hidayette olacaklarına yeminlerinin en büyüğü ile Allah’a and içtiler, fakat onlara bir korkutucu (nezir) geldiğinde bu onların uzaklaşmalarından başka bir şeylerini arttırmadı Yeryüzünde büyüklenerek ve kötü düzenler kuraraj.. Kötü düzen ise ancak sahiplerini kuşatır. Acaba onlar geçmiş olanların sünnetinden başkasını mı gözetiyorlar. Sen Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın ve sen Allah’ın sünnetinde asla bir değiştirme bulamazsın (Fatır 42-43).

Bu anlam, Kur’an-ı Kerim’de, Fatır Süresi‘ndeki bu ayetlerde, En’am ve Saffat Süresi’nde olmak üzere üç kez tekrar edilmiştir. Bu üç yerde de kastedilen, nefisleri peşine takılan, önceki Ehl-i Kitap’tan haberler alan ve şayet bizim kitabımız olsaydı onlardan daha doğru yolda olurduk diyen cahiliye Araplarının kınanmasıdır. İşte alın size kitap. Ona karşı ne yaptınız? Gördüğüm kadarıyla selefi salihimiz, vahyin ufuklarında dolaşıyorlardı, yaşam ve hareketleriyle yüklendikleri örnekleri sergiliyorlardı. Fakat Arapların bu karakterleri bozuldu. Bu yüzden Allah’ın yolundan saptılar, Kur’an’ın bu vasiyetlerine ihanet ettiler ve kendi hevalarına boyun eğdiler. Bugün Arapların ırkçılık yaparak kendi kavimleriyle övündüklerini duyuyoruz ve Allah’ın onları kendisi için seçtiği mirastan uzaklaşıp ayrıldıklarını görüyoruz. Araplar bu istidattan sonra ne istiyorlar? Allah2ın insanlarla olan ilişkisinin temelini, insanların O’nu dost edinmesi veya O’na karşı gelmesi oluşturmaktadır. Bunun için Allah uyararak şöyle buyuruyor:

Onlar kendilerinden öncekilerin akıbetinin nasıl olduklarını görmeleri için yeryüzünde dolaşmadılar mı? Hem onlar bunlardan daha çetin bir güce sahip idiler. Göklerde olsun, yerde olsun hiçbir şey Allah’ı aciz bırakacak değildir. Muhakkak o Alimdir, Kadirdir (Fatır 44).

Keşke Araplar bunu bilselerdi.

Hakikati Görmek

Meal : İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri (Tefsiru’l Kur’an’il Azim) / C: IX

Tefsir : Muhammed Gazali / Kur’an’ın konulu Tefsiri / 556-559

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.