Fakirliğin Fazileti

  • 05 Mart 2018
  • 80 kez görüntülendi.

Adamın biri Resulüllah’a gelerek:Ya Resulüllah,seni seviyorum deyince,Allah Resulü (s.a.v):O zaman fakirliğe hazır ol cevabını verince aynı adam bu sefer de Allah Tealayı’da seviyorum deyince Resulüllah (s.a.v); Öyleyse imtihana hazır ol cevabını verdi.

Nitekim Salihlerden biri:”Allah sevgisinin alameti Kur’an sevgisidir.Allah ve Kur’an sevgisinin alameti ise Allah Resulünü (s.a.v) sevmektir.Allah Resulünü (s.a.v) sevmenin alameti ise sünneti sevmektir.Sünneti sevmenin alameti ise ahireti sevmektir.Ahiret sevgisinin alameti ise,dünyaya buğz etmektir.Dünyaya buğz etmenin alameti de ondan ancak yeteri kadarını ve ahirete ulaştıracak olanı almaktır (1)”

Nitekim Resulüllah (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:Allah’ım! Beni sevene yetecek kadar rızık ve iffet ihsan eyle.Beni sevmeyene de çok evlat ve bol rızık ver ve başka bir hadis-i şeriflerinde ise Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:Herkesin bir sanatı vardır.Benim sanatım ise fakirlik ve cihaddır.Her kim bu iki şeyi severse beni sevmiş olur.Bu iki haslete buğzeden de bana buğzetmiş olur”

O zaman bize düşen nedir? Allah ve Resulünün buğzettiği şeye rağbet mi göstermeli yoksa bunlardan uzak mı durmalı.Bu konuya İmam Gazali Minhacü’l Abidin adlı eserinde şöyle bir açıklık getiriyor ve diyor ki;”Ahireti isteyenler daha çok bela ve musibetlere uğrarlar. Allah’a (c.c) ma’nen en yakın olan,dünyada musibet ve belası en çok ve en şiddetli olandır.Hz Peygamber’in (s.a.v) şu sözünü işitmedin mi:Belanın en çetini peygamberlere,sonra alimlere,sonra da derece derece diğer müminleredir (2)”

O zaman herkese düşen şey bunların yolunu ve izini takip etmektir.Fakirlikse fakirlik, hastalıksa hastalık,sıkıntıysa sıkıntı her ne olursa artık.Tüm başa gelenlere şikayet etmek yerine Allah’ım! Sen’den gelen başım gözüm üstüne demeli ve bunu öğrenmelisin.razı olup rıza göstermelisin.Hz Ali (r.a)’nın dediği gibi:Sabır musibete göre iner.Kim başına bir musibet geldiğinde eliyle dizini döverse ameli boşa gitmiştir.

  • Resulüllah (s.a.v) diyor ki:Kişi dini kadar belaya maruz bırakılır.Şayet dinine bağlılığında bir sağlamlık varsa,belası artırılır.

Nitekim Hz Ali diyor ki:Dünya için üzgün olan,Allah’ın yargısına karşı kızgın olur.Başına gelen bir musibetten şikayet eden,Rabbini şikayet etmiş olur.Bir zengine gidip zenginliğinden dolayı ona karşı alçak gönüllülük yapanın dinini üçte biri gider.Kur’an okuduğu halde ölüp Cehennem’e giren ,Allah’ın ayetlerini alaya alanlardandır.Kimin kalbi dünyayı çok severse,kalbi dünyadan üç şeye yapışır:Onu bırakmayan bir kaygı,terk etmeyen bir hırs ve ona ulaşmayan bir emel! O zaman sen “Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret (3)”

Evet “Biz elbette kendilerinden önce yaşamış olanları denedik. Allah elbette şimdiki müminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, samimiyetsiz olanları elbette bilecektir (4))”.Yoksa “Müminler sadece “İman ettik” demeleri sebebiyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini, imtihana tâbi tutulmayacaklarını mı zannettiler? (5)”.”Kimi insanlar vardır ki “Allah’a iman ettim” der, fakat Allah yolunda olduğu için işkence edilince halkın bu baskısını, Allah’ın azabı gibi sayar. Şayet senin Rabbinden zafer ve galebe gelirse “Biz sizinle beraberdik” diyeceklerdir. Oysa Allah, insanların
kalplerinin neleri sakladığını pek iyi bilmektedir (6)”.”Elbette, Allah iman edenleri bilip ortaya çıkaracak, elbette münafıkları da bilip ortaya çıkaracaktır (7)”

Ne acıdır ki “İnsanlar bir derde düşünce, başka her şeyi unutarak yalnız Rab’lerine gönülden yalvarırlar; Sonra Allah onlara nezdinden bir rahmet ve bolluk tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı Rab’lerine eş, ortak koşuyor (8)”.”Hakikaten, Allah’ın Resulünde sizler için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı bekleyenler ve Allah’ı çok zikredenler için en mükemmel bir nümune vardır (9)”

O zaman nerde bu örnek alma çabası,nerde bu gayret kardeşlerim.

Neden halinize,halimize şükretmiyoruz yada şükretmiyorsunuz. Bilmiyormusunuz ki
Hiçbirşey Allah’ın tecelisi dışında meydana gelmez.Hastada olsan,fakirde olsan,sıkıntıda da olsan hepsi Allah’ın tecellisi ve bilgisi dahilindedir ve hepside imtihanın bir parçasıdır.Kimisi varlıkla imtihan olur kimisi yoklukla imtihan olur.Kaldı ki yokluk yani fakirlik peygamberlerin,Allah dostlarının özelliklerindendir.Yoksa sana takdir olunan rızka razı olmayıp da daha fazlasını mı istiyorsun? Duymadın mı ki;

“Dünya malına gelince.. Allah (c.c) onu mahlükatının en zelili olan  kafir,Firav’n, ülhid, zındık,cahil ve fasık kişilere bolca verir.Ta ki onlar buna dalsınlar.Mahlükatının en şereflisi olan nebi,seçkin,doğru, alim ve abid kullarından da bunu men eder.Hatta onlar bir parça ekmek ve yırtık bir elbiseden başka bir şey bulamazlar.Ta ki,onları dünyanın pisliği ile bulaştırmasın.Hatta Cenab-ı Hak Hz Musa ve Hz Harun’a hitaben şöyle buyurmuştur:Eğer dileseydim siz dünya ziyneti ile o kadar süslerdim ki, Firav’n gördüğü zaman bunu yapmaya gücünün yetmiyeceğini anlardı.Fakat ben sizi bundan men ediyor ve sakındırıyorum.Şefkatli bir çoban devesini uyuzlu yerlerden nasıl sakınırsa,ben de velilerime öyle yapar ve onları dünya nimetlerinden sakındırırım.İndimde hor ve hakir olduklarından dolayı bunu yapmıyorum.Belki yaptığım iyiliklerden nasiblerini tamamlasınlar diye böyle yapıyorum (10)”

Ve başka bir rivayette;

“Melekler Allah Teala’ya:

Ya Rabbi! Kafir olan kuluna dünya nimetlerini bolca veriyor ve ondan belaları alıyorsun dediklerinde

Allah Teala:Onun cezasına bir bakın der.

Melekler;Kafir kimsenin uğrayacağı cezayı görünce:Aman Ya Rabbi! Onun dünyada
elde ettiği hiçbir nimet bu ceza karşısında ona fayda veremez.Sonra melekler ;

Allah Teala’ya şöyle bir nidada bulunurlar:Ya Rabbi!Mümin kulunun başına her türlü bela gelmekte ve sen ondan dünya nimetlerini almaktasın.

Allah Teala onlara:Onun ahirette karşılaşacağı mükafata bakın der.

Melekler onun karşılaşacağı mükafatı görünce:Ya Rabbi! Bu mükafatlara nail olan
kimseye dünyada karşılaştığı hiçbirşey zarar veremez dediler (11)”

Sen şimdi hangi makamda olmak istiyorsun?



(1-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:3 / bkz:179);(2-İmam Gazali –
Minhacü’l Abidin -bkz:201);(3-Tur’48);(4-Ankebut’3;(5-Ankebut’2);(6-Ankebut’10);(7-Ankebut’11);(8-Rum’33);(9-Ahzab’21);(10-İmam Gazali – Minhacü’l Abidin – bkz:318);(11-Ebu’l Leys Semerkandi / Tenbihü’l Gafilin / bkz:303-304)