Fakirliğin Fazileti Ve Üstünlüğü

Fakirliğin Fazileti Ve Üstün Derecesi



“Fakirin zengine üstünlüğü noktasında dikkate alınacak bir husus da şudur:Yaratılmışların en üstünü Allah Resulü’dür.O’nun yoluna katılan,yakınlaşan ve benzemeye çalışan da elbette üstün olacaktır. Çünkü O,misal alınmaya en layık olanıdır.Bir diğeri de fakirlerdir. Zira Allah Teala onları vasvederken şöyle buyurmaktadır:Ey Resulüm! Binek temin etmen için sana geldiklerinde;Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum deyince,harcayacak para bulamamaları sebebiyle gözyaşı döke döke döküp gidenleri de kınamak doğru değildir Tevbe 92 (1)”

Nitekim “İsmail Peygamber‘le (a.s) ilgili olarak şöyle bir haber rivayet edilmiştir:Musa Peygamber’in (a.s) haberini açıklama mahiyetindeki bu haber şöyledir:İsmail (a.s) Rabbine şöyle dua etmişti:Ey Rabbim! Seni nerede arayayım? Bunun üzerine Allah Teala şöyle buyurdu:Benim yüzümden kalbi kırılanların yanlarında.İsmail (a.s):Ey Rabbim! Onlar kimdir? deyince;Allah Teala şöyle buyurdu:

Samimi ve dürüst fakirlerdir (2)

Benim yüzümden kalbi kırılanların arasında ne demektir diye soracak olursanız eğer,buna şöyle bir izahda bulunabiliriz ki,o da şudur; Allah Teala kişi için fakirliği takdir etmiştir,geçim sıkıntısını,darlığı takdir etmiştir,ancak bir başkası için ise bolluk ve rahatlığı takdir buyurmuştur.Fakirlik ve sıkıntı içinde olan birisi evlenmek istese evlenecek kız bulamaz,yardıma muhtaç olsa kimse el uzatmaz,bir şey isteyecek olsa kimse vermez.Ancak bolluk ve rahat bir yaşam süren bir başkası ise tüm bunlara belki de rahatça kavuşabilir.İşte ikisi arasıdna ki fark da burada ortaya çıkıyor.

Birisi Allah’ın hakkında takdir buyurmuş olduğu yokluk yüzünden zan altında kalıyor ancak bu kişiyi zan altında bırakıp da hor görenler aslında bu saygısızlığı,haksızlığı ve kötülüyü o fakirliği ona takdir etmiş olan Allah Teala’ya yapıyorlar.Allah Teala’nın vermiş olduğa karara rıza göstermeyip şikayet ediyorlar.

Nitekim geçen bölümde de Hasan-ı Basri‘nin (r.a) söylediği gibi:”Ne diriler,ne de ölüler denk olurlar (Fatır’22) ayetinin tefsiriyle ilgili olarak Burada kastedilen iki zümre zenginlerle fakirlerdir.Hasan’a göre fakirler Rableri sayesinde diri olanlar,zenginler de dünyaya sarılmaları sebebiyle ölü olanlardır (3)”

Unutmayın ki; “Fakirlik zenginlikten daha faziletlidir.Ancak zenginlikte de bir ayıp ve kusur yoktur, aranamaz.Nitekim görmez misin Resulüllah ‘ın ashabı içinde de fakirler vardı.Resulüllah Efendimiz onlara zenginliği bırakın şeklinde bir emir vermemiştir.Eğer fakirlik kötü ve istenmeyen bir hal olsa idi,Resulüllah Efendimiz kesinlikle onları bundan men ederdi;malı,mülkü,serveti bir kenara atmalarını isterdi.

Madem ki Hz Peygamber’den böyle bir emir gelmemiştir,böylece zengin olmanın bir ayıp ve kusur olmadığı gerçeği de ortaya çıkmış bulunmaktadır. Ancak kusur,zenginin kendisindedir.Eğer zengin Yüce Allah’ın kendisine olan ikram ve ihsanının değerini bilmez,Allah’ın emirleri doğrultusunda hareket etmez ve yasaklarından kaçınmaz ise,işte asıl kusur ve eksiklik böyle olan zenginliktir (4)”

Aslında zenginlik bir yandan güzeldir ve iyidir.Şöyle ki ibadetini daha rahat yaparsın,kalbin daha rahat olur,akraba ziyaretin,akrabalara yarımın,hac,zekat vb diğer ibadetleri daha rahat yaparsın ve sevap kazanırsın ancak hadis-i şerifte de belirtildiği üzere bunların yapanların sayısı çok azdır.

İslam büyüklerinden “Said b. Müseyyeb diyor ki;Helalinden kazanıp da bununla yakınlarını ziyareti,malının zekatını vermeyi,bununla ırzını korumayı amaçlamadan mal biriktirenlerde hayır yoktur (5)”

Mal sana ait olduğu sürece sıkıntı olmaz.Ancak sen mala ait olursan eğer ve sen malı değil de mal-mülk-para seni yönetecek olursa asıl tehlike buradadır.Çünkü kendini dünyaya kaptırdığın zaman artık bu gaflet uykusundan uyanman çok zor olur.O zaman onların düşüncesi Gazali’nin dediği gibi onların durumu;”Yiyip içmeleri hayvanlar gibiydi,istek ve arzularına ulaştıkları zaman mutlu olacaklarını zannettiler.Bu durum onların Allah’ı ve ahireti düşünmelerine engel oldu (6)”

İşin aslı Hz Ali‘nin dediği gibidir.Şöyle ki;

“Allah Teala’nın insanlarla ilgili olarak takdir ettiği fakirliğin bir ödül,bir de ceza halleri vardır.kulun yaşadığı fakirliğin kendisi için bir ödül olduğunun alameti; ahlakının güzelliği,fakirliğine rağmen Rabbine kulluğu,halinden yakınmaması ve fakirliğinden dolayı Rabbine şükretmesidir.Fakirliğin ceza oluşunun alameti ise;ahlakının bozulması,fakirlik sebebiyle Rabbine isyan etmesi,sürekli yakınması ve sürekli kadere karşı öfkeli olmasıdır (7)”

Bir hadis-i şeriflerinde Allah REsulü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:”Allah’ı (hükümlerine riayet etmek suretiyle) koru ki,Allah’da seni korusun.Allah’ı (hükümlerine) uyarak koru ki onu hep karşında bulacaksın.Bolluk ve rahatlık zamanında Allah’ı tanı (hatırla,Allah için bir şeyler yap) ki,darlık ve sıkıntı zamanında da Allah seni tanısın (imdadına yetişsin).

Dilekte bulunacak olursan Allah’tan dile, yardım istersen Allah’tan ise.Şunu da bil ki bütün ümmet sana Allah’ın aleyhine yazmamış olduğu bir zarar vermek üzere bir araya gelip toplansalar dahi sana zarar veremezler ve eğer Allah’ın senin lehine yazmamış olduğu bir faydayı sana sağlamak için toplanacak olsalar sana faydalı olamazlar. Sahifeler(in mürekkebi) kurumuş,kalemler kaldırılmıştır.

Yakin içerisinde şükrederek Allah için amel yap ve şunu bil ki hoşuna gitmeyen şeylere sabretmende pek büyük bir hayır vardır.

Zafer sabırla birliktedir,kurtuluş sıkıntı ile beraberdir ve zorlukla beraber kolaylık vardır (8)”

ve unutmayın ki halinizden şikayetçi olmadığınız sürece ve Allah’ın vermiş olduğu ve hakkınızda takdir etmiş olduğuna razı olup rıza gösterdiğiniz sürece Allah Resulü’nün şu hadis-i şerifine mazhar olan kullarından olursun;

Resulüllah (s.a.v):Nefsim elinde olana yemin ederim ki mümine isabet eden herhangi bir yorgunluk, ağrı,keder,üzüntü sebebiyle mutlaka Allah onun günahlarından bir kısmını örter (affeder),ona batan bir dikene varıncaya kadar.



(1-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:4 / bkz:159);(2-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:4 / bkz:153);(3-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:4 / bkz:164);(4-Ebu’l Leys Semerkandi / Bostanü’l Afirin / bkz:308);(5-Ebu’l Leys Semerkandi / Bostanü’l Afirin / bkz:306);(6-İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:3 / bkz:653);(7-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:4 / bkz:156);(8-İbn Kesir – İbn Kesir Tefsiri (Tefsiru’l Kur’an’il Azim) – C:9 – bkz:404)