Fakirliğin Fazileti Hakkında Bir Vaaz

“İnsanlar iman ettik demeleri ile bırakılıverileceklerini ve imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar (a).Burada soru inkar sorusudur.Yani şanı yüce Allah’ın mümin kullarını -Sahih hadiste belirtildiği gibi- sahip bulundukları imana göre belalarla sınanması kaçınılmaz bir gerçektir.İnsanlar arasında ibtilası (sınanması) en çetin olanlar nebilerdir,sonra salihlerdir sonra sırasıyla onlara yakın olanlardır.Kişi dinine göre sınanır,dininde metaneti,sağlamlığı varsa (sınavı) daha da artırılır (ağırlaştırılır).

Bu ayet-i kerime yüce Allah’ın ‘Yoksa siz Allah içinizden cihad edenlerle,sabredenleri belli etmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız (b)’ buyruğuna benzemektedir.Bunun bir benzeri de Tevbe süresinde geçmişti.Bakara süresinde de yüce Allah ‘Yoksa siz,sizden önce geçenlerin hallerinin benzeri başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız Onlara öyle yoksulluklar ve sıkıntılar gelip çattı ve öyle sarsıldılar ki hatta Resül kendisine iman edenlerle birlikte;Allah’ın yardımı ne zaman gelecek derlerdi.Haberiniz olsun ki Allah’ın yardımı yakındır (c)’ buyurmaktadır. Bundan dolayı burada da ‘Andolsun onlardan önce geçenleri biz imtihan etmişizdir.Allah elbette doğru olanları da bilir,yalancı olanları da bilir (d)’ ve onları ayırt eder.Şanı yüce Allah olanı ve olacağı, olmamış olanı,eğer olursa nasıl olacağını da bilir.Ehl-i sünnet ve’l-cemaat imamları nezdinde bu üzerinde icma edilmiş (ittifak olmuş) bir husustur.Bundan dolayı İbn Abbas ve başkaları yüce Allah’ın ‘Bilelim diye’ gibi buyrukları görelim diye tefsir etmiştir.Çünkü görmek,var olan ile alakalıdır. Bilmek ise görmekten daha geneldir.Bilmek,olmayan ile de olan ile de alakalıdır.

‘Yoksa o kötülükleri işleyenler bizden kurtulabileceklerini mi sanırlar? Ne kötü hüküm veriyorlar (e).Yani imana girmeyen kimseler sakın kendilerinin böyle bir fitne,imtihan ve sınavdan kurtulacaklarını zannetmesinler.Çünkü onların ileride karşı karşıya kalacakları ceza ve ibretli azaplar bundan daha ağır ve daha büyük bir musibettir.Bu sebeple yüce Allah ‘Yoksa o kötülükleri işleyenler bizden kurtulabileceklerini mi sanırlar??’.Bizi geride bırakıp kaçabileceklerini mi sanırlar? Ne kötü hüküm veriyorlar.Bu zanları ne kadar da kötüdür buyurmaktadır (1)”

“Resulüllah (s.a.v);Eğer bir kimse günah işlemeye devam ederken Allah Teala ona istediklerini veriyorsa biliniz ki bu durum İstidrac’tır (O kimseyi yavaş yavaş azaba yaklaştırmaktadır).Sonra da şu ayeti okudu:’Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında (indirmiş olduğumuz sıkıntı ve musibetleri kaldırıp) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık’ Yani emrolundukları şeyleri terk ettiklerinde hayır kapılarını açarız.’Nihayet kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları zaman onları ansızın yakaladık’ kendilerine verilen güzellikler karşısında onları ansızın yakaladık,’Birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler (En’am’44)’ bütün hayırlardan umutlarını keserler (2)”

“Rivayet edildiğine göre Allah Teala kıyamet gününde dört sınıf insana karşı dört peygamberi delil getirir.

1-)Zenginlere karşı Süleyman (a.s)’ı;Bir zengin zenginlik ibadet etmeme mani oldu dediğinde Allah teala ona Süleyman (a.s)’ı gösterir ve şöyle der;

Süleyman’dan daha zengin değildin.Fakat onun zenginliği bana ibadet etmesine engel olmadı

2-)Kölelere Yusuf (a.s)’ı örnek gösterir;Köle,ben bir köleydim ve kölelik benim ibadet etmeme engel oldu dediğinde Allah Teala ona;Yusuf (a.s)’ın köleliği ibadet etmesine mani olmadı der.

3-)Fakirlere İsa (a.s)’ı örnek gösterir;Fakir,ihtiyaçlarım ibadet etmeme engel oldu dediğinde Rabbi ona;sen mi yoksa İsa (a.s)’mı daha çok ihtiyaç sahibiydi? Fakat fakirlik İsa (a.s)’nın kulluk yapmasınaengel olmadı der.

4-)Hasta kimselere de Eyyub (a.s)’ı örnek gösterir.Hasta kimse;hastalığım ibadet etmeme mani oldu deyince Allah Teala ona;senin hastalığın mı daha şiddetli idi yoksa Eyyüb’ün hastalığı mı? Onun hastalığı kulluk etmesine engel olmadı der

Kıyamet gününde Allah Teala’nın yanında kimsenin hiçbir mazereti olamaz (3)”

“Yazık sana! Allah’ı sevdiğini iddia ediyorsun.Bilmezmisin ki sevginin şartları vardır.Onu sevmenin şartları kendin ve başkaları hakkında tasarruflarından hoşnut olman,O’ndan başkasıyla huzur bulamaman,O’na yaklaşıp,O’ndan kaçmamandır.Allah sevgisi bir kulun kalbine yerleşince O’na yakınlık duyar ve kendini O’ndan alıkoyan herşeyden kaçar (Abdülkadir Geylani)”

“Vazgeç bu yalancı davadan.Bu iş yalan,dolanla,yapmacık davranışlarla,münafıklıkla ve kuru kuruya istemekle olmaz.Tevbe et ve tevbende sebat kıl.Önemli olan tevbe etmek değil,tevbede sebatlı olmaktır.Önemli olan fidan ekmek değil,o fidanın kök salması,dallanıp, budaklanması,meyve vermesidir (Abdülkadir Geylani)”

“Öyle insanlar vardır ki Allah’a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir. Dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte besbelli olan hüsran budur (4)”

“Eğer Allah insanları işledikleri günahlar yüzünden cezalandıracak olsaydı, dünyada tek bir insan bile bırakmazdı; ama Allah onların cezasını belirlenmiş bir vâdeye kadar erteler. O vâdeleri geldiği vakit hükmünü yerine getirip onları cezalandırır. Çünkü Allah kullarını tamamen görmektedir (5)”

Hasan Basri (r.a) diyor ki;Şeytan ilk basılan parayı almış ve gözlerine sürüp şöyle demiştir.Seni seven benim kölemdir.

Ve Unutmanın ki Peygamberi sevdiğini iddia edipde bu sevginin alametlerini üzerinde gösteremeyen kişinin iddiasına istinaden aşağıda belirtilen hadis-i şerif bir missileme teşkil etmektedir;

“Hz Ebubekir’in kızı,Peygamberimizin baldızı Esma (r.a) rivayet ediyor:Aişe’nin yanına gittim,o namaz kılıyordu.Aişe’ye:Bu insanlara ne oluyor,neden bu kadar huzursuzlar diye sordum.O da hemen göğü göstererek güneşin tutulduğunu gösterdi.Bir de baktım ki herkes namaz kılıyorlardı.Bu arada Aişe (r.a) Sübhanallah dedi.Bende Bu bir mucize midir diye sordum.Evet anlamında başıyla işaret etti.Ben de hemen namaza durdum.Derken,baygın düşene dek devam ettim,baygınlık geçirincede başımdan aşağıya su dökmeye başladım.Peygamber (s.a.v) de bu sırada Allah’a hamd ve sena da bulunuyordu.Daha sonra şöyle buyurdu:daha önce bana gösterilmemiş hiçbirşey olmasın ki,tamamı bu makamda bana gösterildi,öyle ki cennet ve cehenneme varana dek her şey… Bana vahyolundu ki;Siz kabirlerinizde Mesih Deccal fitnesi gibi veya buna yakın bir imtihan ile deneneceksiniz.Kabirde sorguya çekilerek Muhammed denen bu adam hakkındaki bilgin nedir diye sorulacak.Bu soruya mümin olan ve kesin inanmış olan kişi:Sorduğunuz o kişi Muhammed’dir,o Allah’ın elçisidir.Bize apaçık mucizeler ve hidayet getirdi,biz de onun çağrısına katıldık,davetine icabet ettik,ona uyduk.O Muhammed’dir diye bunu üç kez tekrarlayacaktır.Bu durumda bu cevabı veren kişiye sorgulamayı yapan melekler tarafından:Salih bir kimse olarak uyu,biz de senin ona kesin olarak inandığını biliyorduk denilecek.Ancak münafık olan veya içinde şüphe bulunan kişi ise:

Ben bilmiyorum,halkjn birşeyler dediklerini duydum,bende onu söyledim durdum

diye cevap verecektir (6)”



(1-İbn Kesir – İbn Kesir Tefsiri (Tefsiru’l Kur’an’il Azim) – C:8 – bkz:309 (a-Ankebüt’2-b-Al’i İmran’142-c-Bakara’214-d-Ankebüt’3-e-Ankebüt’4););(2-Ebu’l Leys Semerkandi / Tenbihü’l Gafilin / bkz:333);(3-Ebu’l Leys Semerkandi / Tenbihü’l Gafilin / bkz:331-332);(4-Hacc’11);(5-Fatır’45);(6-İmam Zeynüddin Ahmed Bin Abdüllatif Ez-Zebidi / Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Ve Tecrübesi / bkz:60)