Ey İnsanlar Belli Bir Sona Koşuyorsunuz

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde ‘Bir babanın evladına vereceği en güzel hediye terbiyedir’ buyurmasına rağmen sizler tuttunuz terbiye yerine tamamen dünya malını,oturamayacağınız,bıraktığınız kişinin oturmasıda mechul olan yüksek yüksek binalar,harcamaya kıyamadığınız bankalardaki paralar,altınlar,evler,arabalar daha bir sürü dünyalık şeyler bıraktınız.Bırakmakla kalmadınız,kendiniz bunlarla haşır neşir olmuşken,kendinizi bunlara bağlamışken,kendinizin helak olduğu yetmiyormuş gibi;canım dediğiniz kendi evladınızıda cehennem ehli arasında yer alması için dünyalık geçici şeylere,dünyaya değer vermesi konusunda var gücünüzle çalıştınız.

Ancak yukarıda dediğim gibi siz evladınıza terbiye yerine başka şeyler verdiniz.Alınan alınsın alınmayana lafımız zaten yok.

Ama siz sizde olmayan edebi,ahlakı,terbiyeyi kendi çocuğunuza nasıl vereceksiniz.Babaya bakarsın ağzından küfür düşmez,gözü başkasının karısına kızına bakmaktan geri durmaz,kahveden vakit bulup evine gelmez gelecek olsa bile televizyondan internetden başını kaldırmaz,anneyi dersin alış verişten,gezmekten tozmaktan,orasını burasını boyamaktan,kabak çekirdeği gibi açılıp saçılmaktan,başını ıvır zıvır işe yaramaz şeylerden kaldırmadığından,gözünü televizyondan ayırmadığından,başını bilgisayar başına geçip saatlerce internete girmesini bilipte çıkmasını beceremediğinden geri durmadığı için böyle bir anne-babanın yetiştireceği evladın ne kendisine hayrı olur,ne anne-babasına,ne vatanına,ne milletine,nede dinine.İstisnalar olsada.Tabiki doğrusunu ancak Allah bilir.

Nitekim Yüce Allah:

“Ey iman edenler! Muhakkak ki eşlerinizden ve evlatlarınızdan size düşman olanlar vardır.O halde onlardan sakının (Teğabun Süresi’14)”.İbn Kesir bu ayet-i celile hakkında şöyle bir beyanda bulunmaktadır:”Yüce Allah,eşlerin ve evlatların arasında bir kısmının -salih amelden oyalayıp alıkoyması anlamında- kocaya ve babaya düşman olduklarını haber vermektedir.Bu da yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir:’Ey iman edenler! Mallarınızda evlatlarınızda sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir (Münafikın Süresi’9)’.Bu sebeple yüce Allah burada da ‘O halde onlardan sakının’ buyurmaktadır (1)”.

  • Nitekim bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü (s.a.v):”İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki,dinini yaşamak için dağdan başka bir dağa,bir mağaradan başka bir mağaraya kaçanlar hariç, müslüman dinini koruyamayacak.Bu zaman geldiğinde,elde edilen maişet hep Allah’ın gazabını çeker hale gelecek.Bu zaman geldiğinde insanın helakı eşinin ve çocuklarının elinden olacak.eşi veya çocuğu olmazsa helakı ebeveyninin elinden olacak.Ebeveynide olmazsa helakı akrabalarının veya komşularının elinden olacak.Ashab-ı Kiram sordular:Bu helak nasıl olacak ey Allah’ın Resulü.Hz Peygamber (s.a.v):Maişet darlığı sebebiyle onu ayıplayacaklar.O da bunların karşısında nefsini helak olacağı haram yerlerde dünyalık elde etmeye sürükleyecek (2)”

“Mallarınız da,evlatlarınız da sizin için ancak bir imtihandır.Büyük mükafat ise Allah nezdindedir (Teğabun Süresi’15) buyruğu da şu demektir:Mallar ve evlatlar bir fitnedir yani bunlar Allah’ın kullarını kendileriyle sınadığı,imtihan ettiği bir araçtır.Böylelikle kendisine kimin itaat ettiğini,kimin isyan edip karşı geldiğini ortaya çıkarmış olmaktadır.Kıyamet gününde büyük mükafat ise Allah nezdindedir buyruğuda yüce Allah’ın’Kadınlar,oğullar,yığın yığın yüklerle altın ve gümüş,salma güzel atlar,davarlar ve ekinler gibi arzulanan şeylere sevgi insanlara süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının faydalarıdır.Güzel dönüş yeri ise Allah nezdindedir (Al’i İmran’14)’ ayeti ile bundan sonraki ayete benzemektedir (3)”

“Katadae yüce Allah’ın:’Zannederler mi ki biz kendilerine mal ve oğullar vermekle,iyilikleri kendilerine çabucak ulaştırıyoruz.Hayır,onlar farkında değiller (Mü’minün Süresi’55-56)’ buyruğu hakkında şunları söylemektedir:Allah’a yemin olsun ki onlara mal ve evlat verilmekle tuzakla karşı karşıya getirilmiş oldular.Ey Ademoğlu,bu sebeple sakın insanları mal ve evlatlarıyla değerlendirme.Onları iman ve salih amel ile değerlendir (4)”

Hasan-ı Basri’ye bir gün sormuşlar:Senin evladınmı sana hayırlı yoksa,müridlerin mi,evladını mı çok seversin yoksa müridlerini mi? Bu soru karşısında Hasan-ı Basri;Bana en sevgili olan müridlerimdir deyince soruyu soranlar neden deyince Hasan-ı Basri:Çünkü evladımın yapmış olduğu hataları Allah bana soracaktır.Oysa müridlerimi terbiye ederken sevaplarına ayrıca ortak oluyorum.Kendilerinin işlediği günahtan dolayıda benim bir sorumluluğum olmuyor.Bu konuda asıl sorumlu olan müridlerin kendi anne ve babalarıdır.Onun için müridler,bana kendi evladımdan daha sevimli gelir.Kendi evladımın hem sevabına hem günahına ortak iken,müridlerin kazanmış oldukları sevapta ortak olmam bana daha sevimli geliyor şeklinde cevap vermiştir.

Ancak Hasan-ı Basri müridlerini bu mahiyette kendi evladından daha faydalı görürken sizler ne yaptınız biliyor musunuz:Yüce Allah’ın şu ayet-i celilesine muhatap kalan gafillerden oldunuz:”Öyle insanlar vardır ki Allah’tan başkasını Allah’a denk tutar, tıpkı Allah’ı severcesine onları severler. Müminlerin Allah’a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir. O, böyle yaparak kendilerine zulmedenler azabı gördükleri zaman anlayacakları gibi, bütün kuvvet ve kudretin yalnız Allah’a ait olup, Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu, keşke şimdiden bilselerdi (5)”.Oysa başka bir ayet-i celile de ise yüce Allah:”De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz ,eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden konaklar, size Allah’tan ve Resulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise, o halde Allah emrini gönderinceye kadar bekleyin! Allah öyle fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez (6)” buyurmaktadır.

“Kur’an da aynı zamanda ‘göz aydınlığı ve sevinç vesilesi (Furkan’74)’ olarak da nitelendirilen (Furkan’75) çocuklar ve ‘canın yongası’ sayılan mallar.’sizi meftun edecek,günaha ve belaya sokabilecek bir dert ve imtihandır.Onlara aşırı derecedeki ilginiz ve sevginiz,sizi Allah’a isyana sürüklemesin;Allah’a dolayısıyla kendinize karşı görev ve sorumluluklarınızı unutturmasın (7)”

Velhasıl kelam benim son diyeceğim şudur ki;Başkaları adına kendi ömrünüzü bir hiç uğruna tüketmeyin,cefasını siz çekerken başkaları sefasını sürmesin derken eşinizi,çoluk,çocuğunuzu başkasına muhtaç,aç ve açıkta bırakın demiyorum.Dediğim sadece ihtiyacın fazlasından elinizi ayağınızı mümkün mertebe çekin diyerekden son sözü Hz Ebu Bekir’in şu hutbesi ile sonlandırmak istiyorum:

“Ey insanlar! Siz belli bir sona doğru koşarak gittiğinizin farkında mısınız? Kim Allah rızası için bir iş üzerinde iken,eceline hükmedebiliyorsa buyursun,bunu yapsın! Bunu da ancak aziz ve celil olan Allah’ın izni ve desteğiyle yaparsınız.Bazıları ömürlerini başkaları için tükettiler! Allah,sizi bunlara benzemekten men etti ve ‘Sakın ha,Allah’ı unutup da O da kendilerine nefislerini unutturduğu kimseler gibi olmayın’ buyurdu.Daha önceki kardeşleriniz hani,neredeler? Kendilerinden öncekilerin başına gelen onların da başlarına gelmiştir,elbette kimi iyi insanlar,kimi de kötü insanlar olarak yaşadılar ve öldüler.Şehirler kurup etrafını kalın duvarlarla çeviren o zalim ve zorba krallar neredeler? Onlar da kayaların ve toprağın altına girmediler mi? Şu acayip haberleri bitip tükenmeyen Allah’ın kitabını okuyun.Karanlık günlerde yararlanmanız için onunla kalbinizi,zihninizi aydınlatın! Öğüt ve nasihatlerini dinleyin! Allah orada Zekeriya ve ailesini ‘Onlar hayır ve hasenat işlerinde koşuşturdular,bize ümitle korku içerisinde dua eder ve saygı ile boyun eğerlerdi…’ diyerek övmektedir.Dikkat edin! Allah’ın rızası gözetilmeden söylenen hiçbir sözde hayır yoktur! Allah yolunda harcanmayan hiçbir malda hayır yoktur! Cehaleti,affına ve hoş görüsüne baskın gelen kimsede hayır yoktur! Allah yolunda başkalarının kınamasından çekinen kimsede de hayır olmaz (8)”



(1-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:11 / bkz:235);(2-İmam Beyhaki / Kibü’z Zühd / bkz:202);(3-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:11 / bkz:236);(4-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:7 / bkz:442);(5-Bakara Süresi’165);(6-Tevbe Süresi’24);(7-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / bkz:158);(8-M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C:3 / bkz:365)

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.