Evlilik Üzerine Muhteşem Bir Makale

  • 05 Mart 2018
  • 79 kez görüntülendi.

Hepimize malumdur ki,İslam dininin esası ve dayanağı hiç şüphesiz Allah (c.c) kelamı ve ilahi kanun olan Kur’an-ı Kerim ile,şahı yüce Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hadis-i şeriflerinden ibarettir.

Bu muazzam ve evrensel İslam dini,cihana örnek olan ilahi nurunu insanların en mühim ihtiyacı olan ‘itikadi,amel ve ahlak‘ gibi en büyük şubede parlatmıştır.Bu üç büyük şubeye sarılmak sayesinde ehli İslam her yerde ve her zaman bütün kuvvet ve kudretini,saadet ve selametini,uğur ve bereketini,feyiz ve hayatını temin ve muhafaza ederek,ferdi ve toplumsal sahada,hakiki medeniyetin zirvesine ulaşmıştır.

Ne yazık ki bazen Müslümanlar bu üç şubeden bir veya ikisini veya bazıları da üçünü birden ihmal ettikleri için dünya ve ahirette perişan olmuşlardır.Bilhassa zamanımız insanlarından pek çoğu bu gün,bütün faaliyetlerini ümit ve emellerini,gayret ve himmet (emek-istek)’lerini sırf maddi ve hissi ihtiyaçlara daha çok kıymet ve önem vererek sarf edegeldiklerinden,esas kendilerine lazım olan ruhi ve manevi ihtiyaçları ihmal ve terk ederek,İslam’ın yüce emirlerini bırakıp ahlak sahasından,

Peygamber Efendimizin (s.a.v) sünnetlerinden,bizden evvel geçen İslam büyüklerinin güzel adet ve törelerinden uzaklaşarak,yabancı milletlerin çirkin modasına,ahlak ve adaletlerine uyarak bir takım hurafelere,çok tehlikeli bid’atlere kapılıyorlar ve bu sebeple de ahlak dini olan yüce dinimize çok büyük zararlar ve fenalıklar yapmaktadırlar.

Buna sebep:

İslam cemiyetinin temelini teşkil eden ailelerde Müslüman anne ve babaların cehaletleridir.Dünyaya getirdikleri yavrularına gereği kadar dini ve ahlaki bilgi ve terbiyeyi verememekte,çocuklar ise yabancı ağaçlar gibi alakasız,kendi kendilerine yetişmekte,ferdi,içtimai ve ailevi vazifelerini iyice öğrenmeden hayata atılmakta,dini duygulara İslami esaslara kıymet ve ehemmiyet vermiyerek nefsinin esiri,heva ve hevesinin (boş şeylerin) kurbanı,şeytanın kulu ve kölesi olarak başıboş hayvanlar gibi bir hayat içerisinde,sefahat yerlerinde,batakhanelerde ve mikrop yuvalarında dolaşmaktadırlar.

Aile yuvası kuranlar ise cahilane,gafilane,ağır külfetler içerisinde kurdukları yuvada evlenmekteki gaye nedir,aile mes’uliyeti,karşılıklı vazifeler nelerdir,nasıl geçim yapılır,saadet nasıl bozulur,nikah nedir,nikah bağı nasıl ve neden kopar bilmemekte,bunlara dair İslami adet ve esasları da ehlinden sormaya utanarak öğrenmemekte,kendisi bilmediği için de ailesine ve dünyaya getirdiği yavrusuna iyi bir İslam terbiyesi verememektedir.

Okuyarak öğrenmeleri için bugünün ihtiyacına cevap verecek geniş malumatlı İslam’da Evlilik ve Mahremiyetleri’ne dair bir eser de olmadığından bir takım ahlak dışı gazete,mecmua,dergi ve romanları ve buna benzer İslami ahlak,adet ve törelerine tamamen zıt ve kökünden baltalayan eserleri okumakta ve kendilerini yirminci (XX) asrın çirkin modasına kaptırarak alabildiğine hayat sürüp gitmektedirler.Bu hayatın gidişatına maalesef alimimiz,cahilimiz, zenginimiz,fakirimiz, amirimiz,memurumuz, büyüğümüz ve küçüğümüz,kadınımız, erkeğimiz, gencimiz ve ihtiyarımız birbirine baka baka ayak uydurmakta,İslam adab ve töresinden uzaklaşmaktadırlar.Bu sebeple de İslam ahlakında geniş bir boşluk ve muazzam bir yıkım meydana gelmekte,günden güne de bu boşluk artmakta ve daha da genişlemektedir.



Kaynak = Osman Karabulut / İslam’da Evlilik Ve Mahremiyetleri / bkz:3-4