Evlenilmesi Yasak Olan Kişiler Ve Akrabalar

Ve Rabbin dedi ki:”İçinizden evli olmayanları, köle ve cariyelerinizden evlenmeye müsait olanları evlendirin! (1)”.”O’dur ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini inşa etti (2)”.”O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerinden biri de: Kendilerine ısınmanız için, size içinizden eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir. Elbette bunda, düşünen kimseler için ibretler vardır (3)”

Ancak “Ey mümin erkekler! Şunlarla nikahlanmanız haram kılınmıştır: Anneleriniz, kızlarınız, kızkardeşleriniz,Halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, Sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, Kayınvalideleriniz,kendileriyle zifafa girdiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Fakat zifafa girmediğiniz eşlerinizin kızlarını nikahlamanızda beis yoktur. Keza öz oğullarınızın eşleri ile evlenmeniz ve iki kızkardeşi nikahınız altında birleştirmeniz de haram kılındı. Ancak daha önce geçen geçmiştir. Çünkü Allah gafur ve rahimdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur) (4)” şeklinde buyurarak kendilerine haram kılınan kişileri belirtmiş ve başka bir ayet-i kerime de ise “Namuslu,zinaya girmemiş ve gizli dostlar edinmemiş insanlar halinde yaşamanız şartıyla, müminlerden hür ve iffetli kadınlarla, sizden önceki Ehl-i kitaptan hür ve iffetli kadınlar da, mehirlerini verip nikâhladığınızda size helâldir (5)” ve başka bir ayet-i kerimede ise “Müşrikleri imân edinceye kadar nikâh etmeyiniz.

Elbette mü’min olan bir cariye, bir müşrik kadından hayırlıdır. İsterse müşrik kadın sizin hoşunuza gitsin. Ve müşrik erkeklere de imân etmedikçe Müslüman kadınları nikâh ettirmeyiniz. Elbette bir mü’min köle, bir müşrikten hayırlıdır. İsterse o müşrik hoşunuza gidecek olsun. Onlar o müşrik erkek ve kadınlar, insanı ateşe dâvet ederler. Allah Teâlâ ise kendi izniyle cennete ve mağfirete dâvet buyurur. Ve insanlara âyetlerini açıkça bildirir, ta ki öğüt alsınlar (6)”

Ancak birde şu var ki geçici olarak haram kılınan ve evlenilmesi yasak olan kişilerde mevcuttur ki bunların haramlığı bir süre sonra ortadan kalkarak tamamen helal olur.

Nitekim Yüce Allah “Boşanmış kadınlar kendilerini tutup yeni bir nikâh yapmadan önce üç âdet beklesinler! (7)” buyurarak eşlerinden boşanan kadınların üç temizlik dönemi geçmeden ne bunların evlenebileceği nede bunlarla evlenilebileceği yasaklanmıştır.”Allah’a ve âhirete iman ediyorlarsa, kendi rahimlerinde Allah’ın önceki evlilikten yaratmış olduğu çocuğu veya hayızı gizlemeleri onlara helâl olmaz (7)”.Bir diğeride eşi ölen kadının beklemesi gereken dört ay on günlük süredir ki yine aynı şekilde bu süre zarfında bu iddeti bekleyen bir kadınların evlenmesi ve bunlarla evlenilmesi yasaklanmış ve Yüce Allah bunu :Ve sizlerden vefat edip de geriye eşler bırakanların eşleri kendileri hakkında dört ay on gün beklerler (8)” buyruğu ile kullarına karşı beyan etmektedir.

Nitekim bunda birçok hususların yanı sıra yüce Allah “Böylece sizi birbirinizle imtihan ediyoruz: bakalım buna sabredecek misiniz, sabredemeyecek misiniz? Rabbin zaten her şeyi görmektedir (9)” buyurmuş ama siz “Hâlbuki o’nu arkanıza atıp unuttunuz (10)”. İşte “Artık onlar bu günlere yetişeceklerini unuttukları gibi ve bizim âyetlerimizi inkâr eder oldukları gibi biz de onları bugün unutacağız (11)”.”Ve yapar olduğunuz şeyler yüzünden ebedî âzabı tadın (12)”

Şimdi açıklamaya ve izaha gelecek olursak ki yukarıda belirtilen ayetlerin benzerleri yine aynı şekilde Kur’an-ı Kerim de tekrar tekrar geçmektedir ta ki “İşte bu, bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine bir yol tutar (13)” ve başaka bir ayet-i celile de ise “Şüphe yok ki, bunda elbette bir öğüt vardır, kendisi için bir kalb olan veya kendisi şâhid olarak kulak veren kimse için (14)”.”Artık kim dilerse onu okuyarak öğüt alır (15)”.

Şimdiki zamane kızları teşhircilikten tutun,kişiyi tahrik etmekten tutun,gizli gizli dost edinmekten ve o edindiği dostla aynı evde kalmaktan tutunda,daha boşanır boşanmaz yada eşi ölür ölmez kendisini piyasaya sunup iddet süresini beklemeye bile gücü ve takati olmayan nefsine düşkün aciz insanlardan ne hayır gelir ve bu insanları nasıl kendinize eş diye alırsınız ve siz hanımlar bu iddet süresini yüce Allah emretmişken nasıl bu emir ve yasağı delerek gidip kendinize koca ve koca adayı buluyorsunuz? Allah’ın yasakları nerede siz nerede?

Yüce Allah hepsini tekrar teker belirtmişken ve öğüt alasınız diye hepsini indirdiği Kitabında ve gönderdiği Resulü Hz Muhammed (s.a.v)) tarafından açıklanmışken nasıl gider de aksine hareket edersiniz? Yüce Allah mümin bir cariye müşrik bir kadından daha hayırlıdır diye buyurmuşken ve müşrik erkekleride iman etmedikçe nikah ettirmeyiniz diye buyurmuşken siz sadece ‘La ilahe illallah Muhammeden Resulülah’ demekle yetindiniz ama Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına tam aykırı ettiniz.Sizin -istisnaları tenzih ederim- imanınız, namazınız,orucunuz ne zaman ki dünyalık bir menfaatle karşı karşıya geliyor ve ikisinden birini tercih etmek zorunda kalıyorsunuz ve imanınızı kalbiniz yerine tamamen dilinize vurdunuz.Nice kapalı -çarşaf- bayanlar biliyorum ki önce çarşaflıdır,bir süre sonra çarşafı çıkartıp başörtüsü giyer,bir süre sonra pantolon giyer ve en sonundada namazıda niyazıda tamamen terkeder.İşte sizin evlilikleriniz böyle.Ha diyecek olursanız ki bu kadar evlilik nasıl sürüyor cevabını vereyim:Tencere yuvarlanıp kapağını bulmuş misali.İsterseniz bir bakın bakalım,kıyaslayın çiflerin yaşantılarını.Göreceksiniz ki -istisnaları tenzih ederim- huyuda suyuda birbirine çok yakındır ve ikisininde namazla niyazla,emir ve yasaklarla ilişkileri yoktur ve bu Allah korkusu ve sevgileri dilinden öteye gitmiyordur.

Oysa Yüce Allah “Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun! (16)” emri ile gerek kendinizi gerekse aile efradınızı alevli ve elem verici bir azaptan korumanızı buyurmaktadır.Ama dedimya Allah’ın emirleri nerde siz nerde… Dedikya tencere yuvrlanıp kapağını bulmuş işte o misal.Siz öyle insanlarsınız ki -istisnaları tenzih ederim- Allah’ı bilen ama itaat etmeyen,itaat yerine isyan eden,Resulü bilen ama bildirdiklerini tatbik etmeyen,imanını kalbi yerine sadece dilinde yaşayan,bedenen yapması gerekeni kendince kalbinde yapan tiplersiniz.Kısacası siz içi boş davul gibisiniz.Vurunca ses çıkıyor vurmayınca ne varlığı belli nede yokluğu.Dini konular olunca konuşursunuz,kendinizce herşeyi bilirsiniz ama bildiklerinize hareket etmezsiniz.Zaten dini konularda ancak bir ortam olunca aklınıza gelir diğer zamanlarda ne Allah aklınıza gelir,ne zikir nede fikir.Nefsiniz sizi köreltmiş ve tamamen nefsinizin kulu kölesi olmuşsunuz.Hani demiştikya içi boş davul gibisiniz bundan şüpheniz varsa eğer yüce Allah’ın “Baksana kendi heva ve hevesini ilah edinen, ilmi olduğu halde Allah’ın kendisini şaşırtıp, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözlerine de perde çektiği kimsenin haline! Hakkı görmemekte ve azgınlıkta ısrar etmesi sebebiyle Allah’ın şaşırttığı bu kimseyi kim yola getirebilir? Düşünmüyor musunuz? (17)” buyruğuna kulak verin de biraz düşünün.Üç günlük dünyanız için ama kurtarırsınız ama kurtaramazsınız ebedi bir hayatınızı riske atmayın ve başıboş yaatıldığınızı düşünerek hareket etmeyin.Çünkü yüce Allah :””Nedir bu cehâlet!. Öyle inkârcı bir (insan sanır mı ki:) dünyada (başıboş bırakılacaktır.) hiç bir şey ile mükellef bulunmayacaktır. Yâhut kabrinde terk edilecek, bir daha hayata kavuşturulmayacaktır. O gâfil insan, hiç yaratılışın başlangıcını, hayatın gâyesini düşünmez mi?. Allah’ın kudreti ile öldükten sonra sonra tekrar hayata kavuşacağını hiç aklına getirmez mi? (18)”

Allah’ın selamı hak edenlerin üzerine olsun….!!!



(1-Nur Süresi’32);(2-A’raf Süresi’186);(3-Rum Süresi’21);(4-Nisa Süresi’23);(5-Maide Süresi’5);(6-Bakara Süresi’221);(7-Bakara Süresi’228);(8-Bakara Süresi’234);(9-Furkan Süresi’20);(10-Hud Süreis’92);(11-A’raf Süresi’51);(12-Secde Süresi’14);(13-İnsan Süresi’29);(14-Kaf Süresi’37);(15-Müddessir Süresi’15);(16-Tahrim Süresi’6);(17-Casiye Süresi’23);(18-Kıyame Süresi’36)