Evlatlarınızın Hayırsız Olmasının Sebepleri

Her anne-baba ister ki yaşlandığım zaman bana bakacak,beni kollayıp gözetecek,bana kol-kanat gerecek bir evladım olsun.Ama evlat isterken evladın hayırlısını değilde evlat olsunda nasıl olursa olsun misali.Geçmiş bölümlerde bu konu üzerinde yapılacak dua ve diğer vesailer üzerinde durmuştuk.Ancak uyumayıp uyutan,giymeyip giydiren anne ve babalar gün geliyor ki hayır bekledikleri göz nuru evlatlarından vefasızlıkla karşılık buluyorlar,hayırsız oluyorlar.Bu tabi ki istinai durumlardan sadece birisidir.Demiştikya kişinin çocuğu anne ve babanın cennete girmesi içinde vesile olabilir,cehenneme girmesi içinde vesile olabilir.

İşte “Kişinin kaçacağı gün kardeşinden,annesinden ve babasından,eşinden ve çocuklarından (Abese Süresi’34…36)”.Yani onları görecek ama onlardan kaçıp uzaklaşacak,çünkü dehşet pek büyük,vaziyet oldukça ağır olacaktır.İkrime dedi ki:Erkek karısı ile karşılaşacak,ona: Ey kadın,ben sana nasıl bir koca idim diyecek,o çok iyi kocaydın diyecek ve elinden geldiğince ondan hayırlı bir şekilde özgüyle söz edecek.Kocası ona:Bugün senden belki gördüğüm bu halden kurtulurum ümidiyle bana bağışlayacağın tek bir hasene istiyorum diyecek.o kocasına:hiçbirşey veremem, çünkü bende senin korktuğunun aynısından korkuyorum.(devamla) dedi ki:Adam çocuğu ile karşılaşacak,ona asılacak.Yavrum ben sana nasıl babalık ettim diyecek,ondan iyi bir şekilde övgüyle söz edecek.Babasın ona:Ben bugün belki içinde olduğumu gördüğün bu halden kurtulurum ümidiyle senin hasenatından zerre ağırlığı kadar bir şeye ihtiyacım var diyecek,çocuk babasına: Babacığım ne kadar az bir şey istedin,fakat senin korktuğun aynı şeyden ben de korkuyorum,sana hiçbirşey verecek gücüm yok diyecek (1)”,

Oysa Resulüllah (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:”Bakara süresini öğrenin.Çünkü onu almak bereket,terketmek pişmanlıktır.Sihirbazlar ona karşı hiçbirşey yapamazlar.Allah Resulü (s.a.v) bunu söyledikten sonra bir süre sustuktan sonra şöyle buyurdu:Bakara ve Al’i İmran sürelerini öğrenin.Zira bunlar kıyamet gününde sahipleri için iki bulut -yahut iki gölgelik veyahut saf saf dizilmiş iki kuş- sürüsü gibi gelerek dostlarını gölgelendirecekler.Kur’an’ın dostı kıyamet gününde kabirden çıktığında,Kur’an rengi soluk adam şeklinde onunla karşılaşacak ve beni tanıyor musun diye soracak.Adams eni tanımıyorum deyince Kur’an:Ben,seni öğle sıcaklıklarında susuz, gecelerde uykusuz bırakan dostun Kur’an’ım.Şüphesiz ticaretle uğraşan herkes ticaretinin meyvesini bekler.Sen ise bütün ticaretlerinin ardından (beklenen kazançtan daha fazlasını alacaksın).O zaman onun sağ eline,sahip olma -istediği gibi kullanma- (yetkisi),sol eline ebedilik verilir.Başına da vakar tacı konulur.Onun anne-babasına kıymeti dünyayla biçilemeyecek iki takım elbise giydirilir.Onlar:Bunlar bize niye giydirildi derler.Onlara:Çocuğunuz Kur’an-ı öğrendiğinden, Kur’an’la amel ettiğinden dolayı denilir.Sonra ona (yani Kur’an’ın dostuna):oku ve cennetin katlarında ve saraylarında yüksel denilir.Artık o ister çabuk,ister yavaş yavaş okusun,okuduğu sürece yukarı çıkmaya devam eder (2)”.İşte size anlatmak istediğim, kişinin çocuğu anne ve babasının cennete girmesine de cehenneme girmesine de vesile olur derken kasdettiğim buydu.

Nitekim bir hadis-i şeriflerinde Resulüllah (s.a.v):İnsanoğlu öldüğü zaman kendisine sevab getirecek amelleri kesilir,yalnızca üç şeyden dolayı ameli kesilmez (ki bunlardan biri de) kendisine dua edecek salih evlat çocuk yetiştirmektir buyurmaktadır ki yetiştireceğiniz çocuğun faydalı birer evlat olmasını istiyorsanız eğer anlayacağı dilden ona Allah’ın kitabını ve Resulü’nün sünnetini anlatmalısınız. Ashab-ı Kiram’ın yaşam tarzını ve İslam alimlerinin görüş ve beyanlarını,ilgili kıssaları anlatmalısınız.Aksine çocuğun kafası eğer dünyevi şeylerle dolacak olursa bu sefer dolu olana birşey sığdırmaz ya imkansız yada çok zor olduğundan dolayı ebedi hayatını ilgilendirecek konulara ve mevzulara kafasında yer kalmayacaktır.Aklı kestikten sonra kafasındaki gereksiz bilgileri boşaltmak imkansız olmasada çok zor olduğundan dolayı çocuk daha ilk kelimeyi söyleyeceği zaman anne de baba de diye telkinde bulunacağına Allah de diye telkinde bulunacak olsanız daha sağlıklı ve kalıcı olur.Ancak ne acıdır ki;

Demiştikya ağacın ne kadar sağlam ve sarsılmaz olduğu ancak köklerinden anlaşılır.Siz anne ve babalar başınızı olur olmaz kadın programlarından,pembe dizilerden,televizyon başında geçirmekten,kahveden eve gelmekten,gelsenizde on parmağıyla on marifet şeklinde kumanda kullanmayı bildikleri için ya maçtan yada diğer gereksiz şeylerden vakit bulamadıkları için kök çürük olduğu gibi bu kökten meydana gelen ağacın (gövdeninde) yıkılması,sarsılması hiç zor olmayacaktır Belkide tam aksine kendiliğinden olacaktır.

İşte bu yüzden diyorum ki internete,televizyona,radyoya,müziğe,kendi sosyal yaşantınıza ayırdığınız vaktin üçte birini kendinize,üçtü birini çocuğunuza,üçte birinide ailenize ayıracak olsaydınız ne mahkeme koridorları bu kadar dolu olurdu,ne yetiştirdiğiniz evlatlar bu kadar seviyesiz ve karaktersiz bir durumda bulunurdu.

Ancak şurasıda bir gerçektir ki anne-baba elinden gelen tüm çabayı göstermesine rağmen,gerekli bilgileri aşılamasına yada aşılamak istemesine rağmen;evladınız kötü bir arkadaş çevresinde bulunduğundan dolayı vereceği cevap “…kendisini imana dâvet eden anne ve babasına: “Öf be! (Yetti artık)! Benden önce nice nesiller ölüp de geri dönmediği halde, siz beni mezarımdan dirilip çıkarılmakla mı korkutuyorsunuz!” derken, onlar: Allah’a sığınıp yalvararak oğullarına: “Yazık ediyorsun kendine!” derler, “imana gel, Allah’ın vâdi elbette gerçektir.” O ise yine de: “Bu âhiret inancı eskilerin masallarından başka bir şey değildir (3)”diyerek karşılık verecektir ki bundan dolayıda suçlu anne-baba değil çocuğun ta kendisidir.Nitekim yüce Allah “Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur; kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermediğimiz hiçbir halkı cezalandırmayız (4)” şeklinde buyurmaktadır.

(1-İbn Kesir / Tefsiru’l Ku’an’il Azim / C:11 / bkz:564);(2-İbn Kesir / Tefsiru’l Ku’an’il Azim / C:1 / bkz:194);(3-Ahkaf Süresi’17);(4-İsra Süresi’15)