Etkili Vaaz Nasıl Verilmelidir

1- Salih, Dürüst ve İyi Biri Olmalıdır: Eğer böyle biri değilse, akıl sahipleri etrafından dağılıp giderler, kaçarlar. Beyinsizler de bu vasıflara sahip olmayanların ardından koştura koştura giderler. İşte dünya bu sebepten dolayı bozulur. Yani salih, dürüst ve iyi birisi olmayanın söylediklerinin halk üzerinde bir etkisi olmaz ve görülmez.

2- İleri Derecede Takva Sahibi Olmalıdır: Kendisince doğru görmediği bir ifadeyi ve hadisi konuşmayı halka yapmamalı, söylememeli ve anlatmamalıdır. Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Kim, bir hadis rivayet eder de, o hadisin yalan/uydurma olduğunu görür/bilirse, o da yalancılardan biridir

3- Sohbette Bulunurken, Fazlaca Uzatmamalı, İnsanları Bıktırmamalı: Çünkü böyle bir durumda verdiği ilmin/bilginin bereketi kalmaz, yok olur gider.

4- Mütevazi, Alçakgönüllü ve Yumuşak Huylu Olmalıdır: Büyüklenen ve kibirli olan biri olmamalı, katı yürekli, kaba saba biri konumunda bulunmamalıdır. Çünkü alçakgönüllülük ve yumuşak huylu olmak, Resulüllah (s.a.v)’in ahlakındandır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

Sen onlara sırf Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi (1)

5- Namazın, Orucun ve Sadaka Vermenin Faziletlerinden Söz Etmek: Şayet vaaz veren kişi namaz kılmanın, oruç tutmanın ve sadaka vermenin faziletlerinden söz etmek ve bunun da etkili olmasını istiyorsa, bunun ilk şartı öncelikli olarak buna kendisinin başlamasıdır. Zaten bunu da yüce Allah şu şekilde beyan etmekte, açıklamakta ve uyarıda bulunmaktadır:

İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız? (2)

Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? (3)

Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum (4)

6- Müctehid İmamların Fıkıhla İlgili görüşlerini Bilmeli: Davetçinin ya da vaizin, tefsirini ve hadislerle haberlerin yorumlarını bilen ve ayrıca müctehid imamların fıkıhla ilgili görüşlerini de bilen biri olmalıdır. Hz Ali’den yapılan bir rivayete göre, adamın birisinin halka bir şeyler anlatıp durduğunu, kıssacılık yaptığını görür. Bunun üzerine, bu adama şöyle sorar;

Sen nasih ve mensuh ilmini biliyor musunu? Yani Kur’an ve hadislerle ilgili hükümleri yürürlükte olanlarla, hükümleri yürürlülükten kaldırılanların bilgisine sahip misin? Hz Ali’nin bu sorusu üzerine adam: Hayır, bilmiyorum diye cevap verince Hz ali: Öyleyse hem kendin helak oldun ve hem de başkasını helaka götürdün dedi der.

7- Konuşurken İnsanları Dikkatle İncelemeli: Yani konuşurken hep bir kişinin yüzüne bakıp durmamalı veya hep bir tarafa bakıp, bakışlarını bir grup üzerinde yoğunlaştırıp durmamalıdır. Davetçi ya da vaiz olan kimse, orada bulunanların hepsini etki altında tutabilecek bir şekilde hareket etmesini bilmelidir. Nitekim Habib bin Ebu Sabit’in şöyle dediği rivayet edilir:

Sünnet gereği konuşmacı, hep bir kimseye bakıp durmamalıdır. Aksine hepsini etkisi altına alabilecek bir şekilde hareket etmelidir

8- Tamahkar Olmamalıdır: Çünkü tamahkarlık, insanı küçük düşürür, insanın yüzündeki yüz akını yok eder, insanı alçaltır, utanma duygusunu köreltir, ilmin kıymetini düşürür. Ancak, alim ya da vaiz olan kişiye, o istemeden bir hediye sunsalar, bu durumda verilen hediyeyi kabul etmesinde herhangi bir sakınca yoktur

9-Dinleyiciler Kendisini Korku ile Umut Arasında Hissetmelidir: Vaizin ya da davetçinin meclisinde korku ile umut arada varlığını hissettirmelidir. Hep korkutmayı içeren konuşmalar yapmaktan kaçınmalı veya bütün konuşmalarını umut üzerinde de odaklandırıp durmamalıdır. Çünkü, böyle tek taraflı konular üzerinde durmaktan menedilmiştir.

Şayet hatip ya da davetçi, sohbetçi konumundaki kişi, herhangi bir toplantı esnasında konuşmasını uzatacaksa ya da konuşma uzayacak gibiyse, bu durumda arada halkı neşelendirecek, uyanıklığını sağlayacak güldürücü ve düşündürücü espriler yapması yerinde bir hareket olur. Çünkü böyle yapması halinde dinleyicilerin daha dikkatlice konuşulanları izlemleri sağlanmış olur

Hz Ömer hakkında şöyle anlatılır:

Kendisi herhangi bir mecliste konuşunca, halkı Ahiret’e özendirici, Ahiret’i arzulayıcı konuşmalar yapar. Onları dünyadan uzaklaştıran, dünyaya saplanıp kalmaktan kurtarıcı ifadelerde bulunurdu. Fakat toplantıdakilerden tembellik gösterdiklerini, uyuştuklarını görünce, hemen sözü değiştirir, dünyaya yönelir, ekinlerden, yapı ve binalardan, duvar ustalıklarından söz eder, böylece uyanmalarını ve dikkatlerini toplamalarını sağlardı. Onların yeniden pür dikkat dinlemeye başladıklarını görünce, hemen Ahiret hayatıyla ilgili konuya tekrar geri dönerdi

Kaynak: Ebu’l-Leys Semerkandi / Bostanü’l Arifin / bkz: 48-51

(1- Al-i İmran 159) (2- Bakara 44) (3- Saff 2) (4- Hud 88)

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.