Emr-i Maru’uf Yapacak Kişinin Vasıfları

  • İster camide ister cami dışında yapılan tebliğ görevinin yerine getirilmesinde birtakım kurallara riayet edilmesi gerekir.Bu kurallardan bazılarını ise şöyle sıralayabiliriz;

Öğüt Verecek Kimsenin Dini Konuları İyi Bilmesi Gerekir = Bir şeyi anlatmak isteyen kimsenin,o şeyi usul ve esaslarıyla detaylı olarak çok iyi bilmesi gerekir.Aksi takdirde o şeyi insanlara hakkıyla anlatamaz.Bu sebeple dini tebliğ etmek, anlatmak,öğüt ve nasihatta bulunmak isteyen mümin,tavsiye etmek,anlatmak ve söylemek istediği şeyleri iyi öğrenmelidir.Aksi takdirde yanlış şeyler anlatacağından vebale (günaha) girer.Kaş yapayım derken göz çıkarır.

  • Peygamberimiz (s.a.v):‘Kim bilmeden yanlış bir fetva verirse,bunun günahı fetvayı verene aittir’ buyurmultur.

Öğüt,Allah Rızası İçin Yapılmalı Ve Çıkar Gözetilmemelidir = Bu kurala uymayan kimse,netice elde edemeyecektir.Çünkü insanlar bu kimseye itibar etmeyeceklerdir

Öğüt Verirken Kur’an Ve Sahih Hadisler Esas Alınmalıdır = Kur’an ve hadislerde yeri olmayan fikir ve hükümleri din adına anlatmak büyük bir vebaldir.Kur’an’da olmayan hiçbir şey Kur’anda varmış gibi asla söylenmemeli,uydurma olan,akıl,mantık ve İslam’ın özü ve esası ile bağdaşmayan zayıf hadisler özendirme ve sakındırma amacıyla da olsa anlatılmamalıdır.

  • Bu konuda yüce Allah;’Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü ‘şu helaldir,şu haramdır’ demeyin,sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz.Allah’a karşı yalan uyduranlar ise kurtuluşa eremezler (Nahl’116)’.’Bilmediğin bir şeyin üzerinde durma.Çünkü kulak,göz ve gönül bunların hepsi ondan sorumluıdur (İsra’36)’ şeklinde buyurmaktadır.

Peygamberimiz (s.a.v) ise;

  • ‘Benden hadis nakletmek konusunda dikkatli davranın,şu var ki (benim sözüm olduğunu kesin olarak) bildiğiniz hadisleri rivayet edebilirsiniz.Kim kasten bana yalan isnat ederse cehennemdeki yerine hazır olsun.Ve kim Kur’an hakkında kendi görüşü ile bir şey söylerse cehennemdeki yerine hazır olsun’ ve ‘Kim benim söylemediğim bir şeyi bana atfederek söylerse,cehennemdeki yerine hazır olsun’

Öğüt Verirken Takip Edilen Metod Kur’an’i Olmalıdır = Metodun Kur’an’i olmasından maksat,insanları iyi,doğru ve yararlı şeylere yönlendirmek,bunları yapanları müjdelemek,kötü, haram,yanlış ve günah olan söylem ve eylemlerden sakındırmak,bunları işleyenlerin cezalandırılacağını bildirmektir.Yüce Allah,Peygamberi ve Kur’an’ı müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermiştir.

  • ‘Biz onu (Kur’an’ı) senin lisanında (indirerek) kolaylaştırdık ki,onunla müttaki (iman edip salih amel işleyen,emir ve yasaklara riayete den ve Allah’a karşı gelmekten sakınan müminleri) müjdeleyesin,haktan sapıp batıla meyleden facir,zalim,hakkı kabul etmeyip batılı savunan ve aşırı düşmanlık yapan toplumları uyarasın (Meryem’97)’ anlamındaki ayet bunu ifade etmektedir.

Muhatapların Durumları Daima Göz Önünde Bulundurulmalıdır = İnsanların bilgi,kültür,eğitim ve öğretim,zeka,kavrayış ve anlayış seviyeleri çok farklıdır.Dini nasihatte bulunacak kimselerin,bu durumu göz önünde bulundurmaları,ona göre konuşmaları ve öğüt vermeleri gerekir.Yüce Allah insanların ‘kendi yoluna’ üç şekilde çağırılmasını istemektedir.Hikmet,mev’ize-i hasene ve en iyi mücadele

  • Hikmetle ve güzel öğütle Rabb’inin yoluna (insanları) davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et (Nahl’125)’..

Hikmet ; kelimesi bu ayette yerli yerinde yapmak,isabetli söz söylemek,fesadı defedip maslahat ve menfaati celp etmek,şüpheleri gidermek ve hakkı izah etmek,ilim ve akıl gerçeği ortaya koymak

Mev’iza-i Hasene ; ise,bir kimseye kalbini yumuşatacak,sevap ve cezayı hatırlatacak söz söylemek,öğüt vermek ve ikna edici konuşmak demektir.

İnsanları

  • a-)Entelektüel
  • b-)Aklıselims ahibi olup yaratılış safiyeti bozulmamış duyarlı kimseler
  • c-) Tartışmacı,inat,şüpheci ve inkarcı kimseler şeklinde düşünüp birinciler hikmetle,doyurucu,ikna edici ve bilimsel delillerle,ikinciler güzel öğütle,üçüncüler ise en iyi mücadele ile İslam’a davet edilmelidir.

Öğüt Verirken Anlaşılır Bir Dil Ve Yumuşak Bir Üslup Kullanılmalıdır = Öğüt vermede amaç,emirlerin yapılmasını ve yasaklardan kaçınılmasını sağlamaktır.Bu amacın gerçekleştirilmesi ancak sevdirme ve ve ikna ile mümkün olur.Bu itibarla öğüt vermede yumuşak üslup,tatlı dil ve güler yüz daha etki,li olacaktır.

Yüce Allah ,Peygamberimiz (s.a.v)’e;

(Ey Muhammed!) Sen öğüt ver,çünkü sen ancak öğüt verensin.Onların üzerinde zorlayıcı değilsin (Tekvir’2122)’ buyurmuştur.Bu sebeple öğüt vermede bağırıp çağırma,yüksek sesle,katı ve sert konuşma yanlış bir yöntemdir.Aksine öğüt vermede yumuşak ve tatlı bir üslup kullanılmalıdır.Bu yüce Allah’ın emridir.

  • ‘Yürüyüşünde tabii ol.Sesini kıs.Çünkü seslerin en çirkini,eşeklerin sesidir (Lokman’19)’ buyuran yüce Allah,Harun ve Musa (a.s)’a;

‘Firavun’a gidin.Çünkü o,azdı.Ona yumuşak söz söyleyin,belki öğüt alır veya korkar (Taha’43-44) emrini vermiştir.

Peygamberimiz (s.a.v)’e ise;

  • (Ey Peygamberim!) Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşakd avrandın.Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın (insanlar) çevrenden dağılıp giderlerdi (Al’i İmran’159)’ buyurmuştur.

Verilen öğüdün iyi anlaşılabilmesi için,konuşma acele edilmeden,yavaş yavaş ve tane tane yapılmalıdır.Bazı ifadeler tekrarlanmalıdır.Sahabeden Enes (r.a),Peygamberimiz’in (s.a.v);

‘Hz Peygamber,bir söz söylediği zaman,sözünün anlaşılması için o sözü üç defa tekrarlardı’ demiştir.

Öğüte Verenin Davranışları İle Söylediklerine Ters Düşmemelidir = Kendisi uygulayamasa bile İslam’ın bütün hükümlerini insanlara anlatmak her müminin görevidir.Ancak öğüt veren kimse,söylediklerine kendisi de uymalıdır.

‘Siz kitabı okuduğunuz halde,insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz (Bakara’44) buyuran yüce Allah, Kur’an da insanları Allah’a çağıran kimsenin sözünün güzel olması için,kişinin Müslüman olması ve salih amel işlemesi gerektiğini bildirmiştir.İnsanın davranış haline getirdiği şeyleri başkasına söylemesi sözün tesirini artıran bir faktördür.Yüce Allah Şura süresinin 15. ayetinde Peygamberimiz’e (s.a.v);

‘(İnsanları İslam’a) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ buyurmuştur. Hitap,Peygamberimiz’in şahsında bütün müminleredir.Yapılan öğütten netice elde edebilmek için,usul ve esaslara riayet edilmesi,bu görevin en güzel biçimde yapılması gerekir.Peygamberimiz’in (s.a.v);

‘Allah her şeyde ihsanı (o şeyi en güzel biçimde yapmayı) yazmış (gerekli kılmış)tır’ sözü bunu ifade etmektedir

Öğüt Bıktırıcı,Zorlaştırıcı Ve Nefret Ettirici Olmamalıdır = Yaptığı vaazları uzatmayan ve insanları usandırmamak için uygun zaman kollayan Peygamberimiz (s.a.v):

‘Kolaylaştırın zorlaştırmayın,müjdeleyin,nefret ettirmeyin’ sözleriyle bu gerçeğe işaret etmiştir.

Öğüt Verirken Kişiler Değil Kötü İnanç,Söylem,Eylem Ve Davranışlar Hedef Alınmalıdır = Öğüt veren kimse insanları eleştirmeyi değil,onların İslam konusunda bilgilenmelerini,İslam’ı sevmelerini ve Allah’ın istediği tarzda bir müslüman olabilmelerini hedeflemelidir.Eleştiri yapılacaksa kişiler değil batıl inanç,kötü amel ve davranışlar hedef alınmalıdır.Yüce Allah Kur’an’da:mümin ve müttaki’ ve ‘muhsinleri’ övmüş,buna mukabil ‘müşrik’,’kafir’ ve ‘münafıkları’ yermiş ve onların niteliklerini anlatmıştır.

Kur’an da tanrılık iddia eden Firavun,servet ve makamına güvenerek büyüklenip ilahi vahyi kabul etmeyen ve peygambere karşı çıkan kafir Haman ve Karun,Peygamber düşmanı müşrik Ebu Leheb ve karısı,insanları haktan saptıran Samiri gibi az sayıda isim zikredilerek kişiler kınanmış ve eleştirilmiş,fakat çoğunlukla fert ve toplumların nitelikleri ve davranışları ön plana çıkarılmıştır.Bu itibarla öğüt veren kimse,kişileri değil batıl inançları ve kötü davranışları ele alıp değerlendirmelidir.

  • Öğüt vermede Allah,Peygamber,Kur’an,İslam ve Müslümanlara cephe alınmasına sebep olabilecek yaklaşım ve ifadelerden sakınılmalıdır.

‘(Müşriklerin) Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah’a (dinine ve peygamberine) sövmesinler (En’am’108) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.

Yüce Allah ‘öğüdün müminlere fayda vereceğini’ açık seçik bir şekilde bildirmektedir.’Öğüdün müminlere fayda vermesi’ onların ibadet ve itaate devam etmelerini,haram,isyan ve günahlardan sakınmalarını sağlamasına,gaflete düşmelerine engel olmasına,imanlarının kuvvetlenmesine,bilmediklerini öğrenmelerine ve kalplerinin yumuşamasına sebep olmasıdır

  • Kur’an bir öğüttür,dileyen öğüt alır,dileyen yüz çevirir.

‘Hayır,o (Kur’an) bir öğüttür,dileyen ondan öğüt alır (Abese’11-12)’ buyuran yüce Allah,Kur’an’da,akıllı ‘Allah’tan korkan’ ve ‘O’na yönelen’ insanların öğüt alacaklarını,bedbaht olan kimselerin ise öğüt almaktan kaçınacaklarını bildirmiştir.

  • Sonuç olarak

İnsanlar,hayra ve şere,iyiye ve kötüye,doğruya ve yanlışa,hakka ve batıla,imana ve küfre,itaate ve isyana,ihlasa ve riyaya kabiliyetli olarak yaratılmışlardır. İnsanlar,doğuştan şerli,kötü,kafir, münafık,asi ve riyakar değillerdir.İnsanların hayra,iyiye,doğruya, hakka,imana,itaate ve ihlasa yönelmeleri ancak bu yönde eğitim ve öğretim görmeleri,edep ve terbiye almaları,vaaz ve nasihat dinlemeleri ve Allah’ın lutfü ve hidayeti ile mümkün olur.Bu itibarla insanların eğitim ve öğretime,öğüt ve nasihata ihtiyaçları vardır.Hiçbir insan bundan müstağni değildir.Ayrıca iyiliği emretmek ve teşvik etmek,kötülüğü emnetmek ve önlemek her müminin görevidir.Peygamberler ve kutsal kitapların gönderilme gayeleri de insanları hakka çağırıp onları batıldan uzaklaştırmak,yeryüzünde zulmü önleyip adaleti ve takvayı hakim kılmaktır.



Kaynak= İsmail Karagöz / Kur’an’dan Öğütler / bkz:14….19