Emr-i Mar’uf Nehy-i Münker’in Fazileti Ve Tehlikeleri

İnsanlara iyiliği tavsiye edip,kötülükten alıkoymak çok güzeldir ancak bunun etkili olması içinde sözünle özünün bir olması gerekir. Aksine bunun etkili olması pek fazla beklenemez.Her ne kadar söylediğin doğru olsa da muhatap olduğun kişi ilk başta seni gösterecektir ve o kadar kolaysa ve önemliyse sen neden yapmıyorsun diye yanıt verecek ve sende öylece sessizce cevapsız kalacaksın.

  • Hz Ali’nin dediği gibi:Etkileyen olmazsa duyulanın faydası olmaz

Bu babda Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki:Miraç gecesi dudakları ve dilleri ateşten makaslarla kesilen insanların yanından geçtim.Bunlar kimdir ey Cebrail diye sorunca:Bunlar ümmetinin insanlara iyiliği emredip kendilerini unutan hatipleridir cevabını verdi.

İşte bu yüzdendir ki “Zeccc şöyle demiştir:İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kitap ehli ve münafıklar insanlara oruç ve namazı emrediyor,kendileri ise insanlara emrettikleri bu şeyleri yapmıyorlardı.Bu yüzden Allah (c.c) onları yerdi ve’Sizler Kitab’ı (Tevrat’ı) okuduğunuz halde,insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz (Bakara’44)’ buyurmuştur.Onun için kim bir iyilik tavsiye ediyorsa onu yapmada herkesten gayretli ve hızlı olsun (1)” şeklinde buyurmaktadır.Evet “Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır (2)”.

Ancak bu işin ehli olan kişiler tarafından yapılması daha münasip ve doğru olsa da asıl gerçek olan şusudur ki; Görmüş olduğun kötülüğe bir şekilde engel olman gerekir ve en azından engel olurken,engel olmak istediğin masiyet sende bulunmasın ki karşındaki kişi seni de aynı suçu işlediğinden dolayı zan altında bırakmasın.Dediğimiz gibi kötülüğü gördüğün zaman bir şekilde ehli olman ve olmaman kaydı aranmaksızın o kötülüğe bir şekilde engel olman gerekir.

Nitekim bu konuda;”Resulüllah (s.a.v)Sakın sizden herhangi bir kimse Allah’ın emri hakkında bir şeyler söylemesi gerektiğini gördüğü halde kendisini küçük görüp de onu söylememezlik etmesin.O takdirde Allah:Bu hususta seni söz söylemekten alıkoyan ne oldu buyuracak.O kişi:Rabbim insanlardan korktum deyince Allah (c.c)’da ona:Ben kendisinden korkulmaya en layık olanım buyuracak (3)”.Yine aynı şekilde Huzeyfe (r.a)’a yaşayan ölünün kim olduğu sorulunca:Kötülüğü ne eliyle,ne diliyle ne de kalbiyle inkar etmeyen (karşı çıkmayan) kimsedir cevabını verdi.

  • “İbn Mesud diyor ki:Eğer hayatta kalacak olursanız -yahut sizden hayatta kalacak olanlar- doğru bulmayacağınız işler göreceksiniz ve onları değiştirecek imkanınız olmayacak.Allah’ın sizden birinizin kalbinden bu halden hoşlanmadığını bilmesi o kimseye yeter.

“İbn Mes’ud (r.a):Ey peygamber kafirlere ve münafıklara karşı cihat et Tevbe’73) ayeti hakkında şöyle der:Eliyle cihat etsin,ona gücü yetmezse diliyle,ona gücü yetmezse kalbiyle,ona da gücü yetmezse yüz asmak suretiyle cihat etsin.İbn Abbas (r.a) der ki:Allah (c.c) ona kafirlere karşı kılıçla,münafıklara karşı dili ile cihat etmeyi emretti ve onlara yumuşak davranmayı kaldırdı (4)”

Ancak şurası da bir gerçektir ki;görmüş olduğun bir kötülüğe engel olmaya çalışırken birisi sana sen önce kendine bak diyecek olursa;buna en güzel cevaplardan birisi yine İbn Mesud’un (r.a) buyurduğu gibi:Allah katında günahların en büyüğü;bir kimseye Allah’tan kork denildiği zaman,sen kendine bak denilmesidir.Buraya kasdettiğimiz ehli olmadığı halde kötülüğe engel olmaya çalışan kişi ile ilgili idi ki;bundan sonra açıklayacağımız kısım ise ehli olanları ilgilendiren bir durumdur;

İyiliği emrederken;Bir ev inşa edeyim derken bir kasabayı imha etmeyin.Yani yapmaya çalışırken yıkıma sebep olmayın.Yani demek istiyorum ki bu görevi yerine getirirken kendini yükseltirken başkalarını küçük görmeyeceksin,düşürmeyeceksin.Çünkü kendi halini karşındakinden daha iyi bildiğin halde;belki öncesinde sen ondan daha kötü durumda idin de Allah sana hidayet nasip etti de öğrendiğin ilim sayesinde hem kendini düzelttin hem de başkalarına yardımcı olmaya vesile oldun.Bu görevi yaparken kendini büyük görme şöyle dursun;tam aksine karşındaki kişiyle aynı seviyede duracaksın.Aksine kendini büyük görürsen kibre kapılacağından dolayı şeytanın maskarası olman pekte uzak değildir.

“İbn Abbas (r.a)’a birisi geldi ve aralarında şu konuşma geçti:

  • Ey İbn Abbas!
  • Ben iyiliği emredip kötülükten sakındırmak istiyorum
  • İbn Abbas:
  • Bu dereceye ulaştın mı?
  • Soran:
  • Öyle umuyorum
  • İbn Abbas:
  • Eğer Allah’ın (c.c) kitabında şu üç ayetle rezil rüsva olmaktan korkmuyorsan bu söylediğini yap
  • Soran :
  • Onlar neler?
  • İbn Abbas:
  • ‘Sizler Kitab’ı (Tevrat’ı) okuduğunuz halde,insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyormusunuz (Bakara’44)’ ayetidir.Sen bunu sağlamlaştırdın mı?
  • Soran:
  • Hayır,peki diğer ayet ?
  • İbn Abbas:
  • Allah’ın (c.c)’Ey iman edenler!Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
  • Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz,Allah katında büyük bir nefretle karşılanır (Saff’2-3)’ buyruğudur.Bunu da tam uyguladın mı?
  • Soran:
  • Hayır,diğer,?
  • İbn Abbas:

Salih kul Şuayb’ın kavmine söylediği şu sözdür:’Size yasak ettiğim şeylerin aksini yaparak size aykırı davranmak istemiyorum (Hud’88)’.Bu ayeti de sağlamlaştırdın mı?
Soran hayır cevabını verince

  • İbn Abbas:
  • Öyleyse kendinden başla cevabını vermiştir (5)”

Yine aynı şekilde “Şuayb: “Ey halkım!” dedi, “ya ben Rabbimden gelen açık delile dayanıyorsam ve O, kendi katından bana güzel bir nasip lütfetmişse? O’na nankörlük etmem doğru olur mu? Hem ben sizi birtakım şeylerden menederek kendim onları işlemek istemiyorum ki! İstediğim tek şey, gücüm yettiğince ortamı düzeltmektir. Muvaffak olmam sadece Allah’ın yardımı ile olur. Onun için ben de yalnız O’na dayanıyorum, O’na yöneliyorum (6)”

Resulüllah (s.a.v):Her kime ilimden bildiği bir şey sorulur,o da bunu gizlerse kıyamet günü ağzına ateşten bir gem vurulur ve bir başka hadis-i şeriflerinde ise:Bid’atler zuhur ettiği zaman,ilim sahipleri susarsa Allah’ın laneti üzerlerine olsun şeklinde buyurarak bu işe ehil olduğu halde bu görevi yapmaktan beri duranları tenkit etmekte ve uyarmaktadır.Aksine Sadi Şirazi’nin dediği gibi:Toprağın altındaki gönlü diri olan ölü,üstündeki gönlü ölü yaşayan bir bilginden daha iyidir muhatabına dahil olan kişilerden olur.

Yine bu konu hakkında fakih;

“Ebu’l Leys Semerkandi diyor ki;

İyiliği emredip kötülükten vazgeçirecek olan kişi de şu özelliklerin bulunması gerekir;
Bilgili olmalıdır.Çünkü cahil olan kimse bunu usulüne uygun olarak yapamaz
Bunu yaparken Allah’ın rızasını ve dini yüceltmeyi amaç edinmelidir.

İyiliği emrettiği kimselere yumuşak ve sevecen davranmalı,onlaa karşı sert ve kaba olmamalıdır.Nitekim Allah (c.c) Hz Musa ve Harun’u Firavun’a gönderirken ‘Ona yumuşak söz söyleyin (Taha’44)’ buyurmuştur

Çok sabırlı ve vakarlı olmalıdır.Zira Allah (c.c) Lokman kıssasını anlatırken şöyle buyurmuştur:’İyiliği emret,kötülükten vazgeçirmeye çalış,başına gelenlere sabret (Lokman’77)’ (7)”.

Yüce Allah Hz İsa (a.s)’a vahyetti ki:Önce nefsine öğüt ver! Eğer öğüdünü tutarsa o zaman insanlara öğüt ver.Aksi halde benden utan.

“Resulüllah (s.a.v) buyuruyor ki;Kıyamet günü bir alim getirilir ve cehenneme atılır.Barsakları parçalanır ve eşeğin değirmende dönmesi gibi döndürülür ve cehennem ehline göstermek için dolaştırılır.Ona sana ne oldu diye sorulduğunda:İyiliği emrediyor ama kendim yapmıyordum,kötülükten nehyediyor ama kendim yapıyordum der (8)”

İnsanlara karşı iyiliği tavsiye etmekten ve kötülükten nehyetme görevinden uzak durulacak olursa eğer;bu altta misal verileceği üzere herkesin helak olmasına sebep olur ve işte bu yüzdendir ki;

“Resulüllah (s.a.v)Allah’ın koymuş olduğu sınırların yanında duran,onları aşan ve onlar hakkında hileye başvuran kimseler bir gemide yolculuk eden insanlara benzer.Onlardan bir kısmı geminin en alt,en zorlu ve en kötü katında;bir kısmı da en üst katında yolculuk yapmaktadır.Geminin alt katında olanlar su almak istediklerinde üst kattan geçmekte ve oradakilere eziyet vermektedirler.Derler ki,payımıza düşen en alt katta bir delik açsak da oradan su alsak ve böylece üst kattakilere eziyet vermesek! Üst kattakiler onları ve yapmak istedikleri şeyşi haline bırakırlarsa hep birlikte helak olurlar.Onların ellerinden tutarlarsa hep birlikte kurtulurlar (9)” buyurmaktadır.

Yani cahili kendi haline bırakırsan,başkasının işlediği günahtan banane diyecek olursan bunun vebali büyük olduğu gibi aynı zaman da toplum da büyük bir fitne zuhur edecektir ve ahlaki dejenerasyon alıp başını gidecektir.Kaldı ki insanların ekseriyeti şu anda bu durumdadır.Çünkü iyiliği emredip kötülükten nehyetme görevinin yapılmamasının sebebi;herkes te aynı masiyetin yani aynı suçun ve günahın bulunmasından dolayıdır.Çünkü Sadi Şirazi’nin dediği gibi:Sadi Şirazi’nin dediği gibi:’İki kurt birbirine düştüğü zaman,koyun aralarından rahat geçer’.Yani siz böyle İslam’dan uzak yaşayacak olursanız,Allah’ın,Allah Resulü’nün dediklerine emir ve tavsiyelerine riayet etmeyecek olursanız eğer,sizin düşmanlarınız aranıza girecek ve sizin ortak bağınız olan La ilahe illallah sözünü unutturacak ve ortalığı önü alınmaz bir fitne alacaktır ki şu anda yapılanların ve olanların belki de tek sebebi budur.

Evet !

“Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz.Fesat ortaya çıktı,ancak onu değiştirecek bir reddeden,onu engelleyip sakınacak bir kimse yok. Bununla mı kutsal yurdunuzda Allah’a komşu olacak,O’nun en kıymetli dostları olacaksınız? Heyhat! Allah,cenneti için kandırılmaz! O’na itaat edilmeden rızası kazanılmaz.Allah,iyiliği emredip onu terkedenlere,kötülüğü yasaklayıp onunla amel edenlere lanet etsin…!!! (10)”

“İsrailoğullarından küfre sapanlar hem Davud’un, hem de Meryem oğlu Îsâ’nın lisanı ile lânetlendiler. Bunun sebebi onların isyan etmeleri ve taşkınlık edip haddi aşmaları idi (11)”.Oysa “Onlar kötülük yaptıkları zaman, birbirlerini kötülükten vazgeçirmeye çalışmazlardı. Ne çirkin davranıştı bu tutumları! (12)”.”Din adamları ve âlimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri (fiiller) ne kötüdür! (13)”.”Yoksa, Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır (14)”

Ve unutmayın ki;

“Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil), birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkor ve cimrilik ederler. Onlar Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu! Çünkü münafıklar fâsıkların kendileridir.Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir! Onlar için devamlı bir azap vardır (15)”

Yarın Rabbinin huzuruna çıkıp ta Rabbin sorduğu zaman neden bu kötülüğü gördüğün halde bu kötülüğe bildiğin halde engel olmadın diye sorduğu zaman;Nuh (a.s) gibi diyebilecek misiniz ki;

“Ya Rabbî!” dedi Nûh, “ben milletimi gece gündüz dine dâvet ettim.Ama benim dâvetim, onların sadece daha çok uzaklaşmalarına yol açtı.Her ne zaman, onları bağışlaman için çağırdıysam, onlar parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar. Esvaplarıyla örtündüler, direttiler ve çok kibirlendiler (16)” diyebilecek ve bir mazeret öne sürebilecek misin?

İşte bu yüzdendir ki Yüce Allah başka bir ayet-i celile de “Hani onlardan bir cemaat:

“Allah’ın yerle bir edeceği veya şiddetli bir felaket göndereceği şu gürûha ne diye boşuna öğüt verip duruyorsunuz?” demişti. O salih kişiler de: “Rabbinize mazeret arzedebilmek için! Bir de ne bilirsiniz, olur ki Allah’a karşı gelmekten nihayet sakınırlar ümidiyle öğüt veriyoruz” diye cevap verdiler (17)”

Ve unutmayın ki “Resulüllah (s.a.v):Kim bir hidayete çağıracak olursa,o hidayete uyanların ecirlerinin bir misli ecir de ona verilir ve bu hal onların ecirlerinden herhangi bir şeyi eksiltmez.Kim de bir sapıklığa çağıracak olursa,ona da o sapıklığa uyanların günahlarının bir misli anen verilir ve bu hal onların günahlarından bir şey eksiltmez (18)” şeklinde buyurmaktadır.

Artık dileyen iyiyi dileyen kötüyü seçsin.Özgürsün ama başıboş değilsin ve unutmayın ki “Hepiniz dönüp dolaşıp Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. O da yaptıklarınızı size bir bir bildirecek, karşılığını verecektir (19)”

“Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan yüz çeviriyorlar? Ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?”Arslanlardan kaçar gibi (20)”. “Yemin olsun, Biz, ders alınsın diye Kur’ân’ın anlaşılmasını kolaylaştırdık. Haydi var mı düşünen ve ibret alan? (21)”.Ancak “Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim? (22)”. “Ben sizi kurtuluşa dâvet ederken, siz tutup beni ateşe çağırıyorsunuz! (23)”.”Allah yoluna çağıran, makbul ve güzel işler işleyen ve “Ben müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel söz söyleyen kim olabilir? (24)”.”Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz (25)”

Ancak her türlü uyarı ve ikaza rağmen işlemiş olduğu günahtan ve hatadan dönmeyen,ısrarla devam eden ve bu yaptığının da kendince doğru olduğunu sananlara “Her türlü mûcize de önlerine gelse, gayet acı azabı görmedikçe iman etmezler (26)”.Hatta ve “Hatta o kâfirlere gökten bir kapı açsak, onlar da yukarı yükselip çıksalar (27)” bile “Galiba gözlerimiz bağlandı, belki de büyüye tutulduk! (25)” diyerek inkar yolunu tercih edeceklerdir.



(1-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:1 / bkz:319);(2-Al’i İmran Süresi’188);(3-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:8 / bkz:578);(4-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:5 / bkz:222);(5-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:1 / bkz:323);(6-Hud Süresi’88);(7-Ebu’l Leys Semerkandi / Tenbihü’l Gafilin / bkz:123);(8-El-Muhasbi / Er-Riaye / bkz:531);(9-İbnü’l Cevzi / Minacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C:1 / bkz:514);(10-eş-Şerif er-Rad / Nehcü’l Belağa / bkz:138);(11-Maide Süresi’78);(12-Maide Süresi’79);(13-Maide Süresi’63);(14-Tevbe Süresi’16);(15-Tevbe Süresi’67-68);(16-Nuh Süresi’5…7);(17-A’raf’164);(18-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:6 / bkz:196);(19-Maide Süresi’105);(20-Müddessir Süresi’49…51);(21-Kamer Süresi’32);(22-Zuhruf Süresi’5);(23-Mü’min Süresi’41);(24-Fussilet Süresi’33);(25-Secde Süresi’22);(26-Yunus Süresi’97);(27-Hicr Süresi’14);(25-Hicr Süresi’15)

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.