Kuran Yurdu

Emr-i Maruf Nehy-i Münker Kavramı

    Resulüllah (s.a.v): Kıyamet gününde ilk önce üç kişinin hesabı görülür.

    Birincisi şehit olan adamdır. Adam getirilir ve ona Allah’ın verdiği nimetleri sayılır. O da bu nimetleri ikrar eder. Kendisine “Peki bu nimetlerle ne yaptın” diye sorulur. Adam “Senin yolunda savaştım ve öldürüldüm” der. Adama “Yalan söyledin, sana kahraman denilmesi için savaştın ve öldürüldün ve sana öyle söylendi de ” denilir. Sonra da yüzüstü sürülerek cehenneme atılması emredilir.

    Birisi de ilim öğrenip, öğreten ve Kur’an okuyandır. Bu adam da getirilir ve ona verilen nimetler anılır. O da bunu ikrar eder. Sonra “Bu nimetlerle ne yaptın” diye sorulur.  Adam da “Senin için ilim öğrendim ve öğrettim ve Kur’an okudum” der. Adama “Yalan söyledin, ilmi öğrendin ki sana alim denilsin,denildi. Kur’an okudun ki sana kari denilsin, denildi”. Sonra da yüzüstü sürünerek cehenneme atılması emredilir.

    Bir diğeri de Allah’ın kendisine bol mal verdiği kimsedir. Adam getirilir, ona Allah’ın verdiği nimetler anlatılır. O da bunları ikrar eder. Sonra da “Peki bu nimetlerle ne yaptın” diye sorulur. Adam “Senin sevdiğin yollarda harcadım. Senin rızan için bunu yaptım” der. Adama “Yalan söyledin, bunu cömert desinler diye yaptın denilir. Sonra da yüzüstü sürülüp cehenneme atılması emredilir

    İyiliği emredip kötülükten sakındıran iki sınıf insan vardır.

    Alim ve

    Cahil.

    Şeytan alimi iki yoldan saptırıp aldatır. Birinci yol bunu söyleyerek anılmasını istemek ve yaptığıyla övünüp sevinmek. İkinci yol ise nefsi için öfkelenmek. Bu başlangıçta olabileceği gibi sonradan da olabilir. İyiliği emrederken hakaretle karşılaşır da nefsi için düşmanlık yapmaya başlar.

    İyiliği emreden kimse eğer cahil ise onunla daha rahat oynar ve bu kimsenin işleri bozması ıslah etmesinden daha kolaydır. Çünkü belki de caiz olan bir şeyden nehyediyor veya kardeşinin tevilini kırıyor ve o konuda bazı mezheplere tabi oluyor olabilir. Belki de kapıyı kırıp duvara tırmanmakta ve kötülükte olanı dövüp  ona iftira etmektedir. Kendisine bir şey dediklerinde zoruna gider ve kızgınlığı nefsi için olur. Belki de Allah’ın gizlenmesini emrettiği bir şeyi açığa çıkarır.

    Şeytan kötülükten nehyeden birine, nehyettiği kişiye sövmesini hatta sonra yaptıklarını bir başkasına anlatmasını hoş gösterip onu aldatır. Nehyettiği kişiye lanetler yağdırır. Karşısındaki kişi tövbe etse bile bunu yapmaktan kaçınmaz. Belki de kötülük işleyen pişman olup tövbe ettiğinden dolayı ondan daha hayırlıdır. O ise kibrinden dolayı daha alçaktır ve Müslümanların avretini açanlar sınıfına girer. Çünkü onun bu günahını sadece o bilmektedir. Müslümanlarına ayıbını mümkün olduğu kadar gizlemek ise vaciptir.

    Haricen Not= Velhasıl kelam diyecek sözüm şudur. Kaş yapayım derken göz çıkartanlardan olmayın yada olmayalım. Kuru kuruya da emr-i maruh,nehy-i münker yapmayalım. Yukarıda belirtildiği üzere caiz olan bir şeyi hiç bir bilgiye ilme dayanmaksızın günahtır dersin bu sefer verdiğin fetvanın günahı boynuna vebal olabileceği gibi, fetva verdiğinin kişinin günahı kendisine yazılacağı gibi hiçbir şey eksilmeden aynı günah senin içinde yazılır. Bu nedenledir ki oradan buradan,kulaktan dolma laflarla,başkasının görüşlerine, yalan-yanlış söylemelerine göre hayatımıza yöne vermeyip de kendi çabamızla kaynak eserlerden, sağlam alimlerden ilim öğrenelim. Yoksa başkasının eğer senin hayatına yöne vermesine müsaade edecek olursan kim bilir belki de o kişiyle beraber sende cehenneme girersin.Hayatına yön verecek bir örnek arıyorsan Peygamber Efendimiz (s.a.v),al ve ashabı yeterlidir sanırım.



    Kaynak:İbn’ul-Cevzi / Telbis’u İblis / bkz:222-226

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.