Kuran Yurdu

El Fethu’r-Rabbani Geylani Sözleri 37.Bölüm

    • 319-) Yazık Sana !

    Allah’a ve O’nun güzel kullarına karşı gelip dururken Allah’a teslim olduğunu iddia ediyorsun.Sen bu iddianda yalan söyledin.İslam kelimesi gönülden teslim olmak demek olan ‘istislam’ kelimesinden türemiştir.Dolayısıyla Allah’ın kaza ve kaderine gönülden teslim olmak,tasarruflarına rıza göstermek, Kur’an’ın ve Sünnet’in sınırlarını korumak gerekir.Ancak böyle yaptığın zaman senin Müslümanlığın sağlam olur.Uzak geleceğe dair planlar kurmanın (tül-i emel) uğursuzluğundan doalyı sen günah işliyor ve Allah’a karşı geliyorsun.Tül-i emeli bıraktığın anda sana iyilik gelecektir.Kurtuluş istiyorsan buna tutun..

    320-) Müslüman,kader ne getirdi ise onu kader elinden alır,kaderine razı olur,bunun yanında dinin emir ve yasaklarına da uyar,onları yapmaktan da hoşnut olur.Onun nefsi,heva ve hevesi,doğası ve şeytanı yoktur.Demek istediğim şu ki kullar yardım görmüştür.Yoksa onların bütün yönlerden yok olduklarını söylemek istemiyorum.Çünkü peygamberlik dönemi geçtikten sorna içimizde masum (günah işlemekten korunan) kimse kalmamıştır.Bu kimsenin,nefsi huzur bulmuş,heva ve hevesi yenik düşmüş,doğası sönmüş,şeytanı da yorgun düşmüştür.Onunla uğraşmaktan eline bir şey geçmez. Peşinde dolaşır durur da onu bulamaz.Tevekkül de sebebe bağlanmak yoktur.Tevhidde zararın ve faydanın Allah dışında herhangi bir kimseden kaynaklandığını düşünmek yoktur.Sen bütünüyle benlikten,heva ve hevesten,alışkanlıktan ibaret kalmışsın.Senin tevekkülünde ve tevhidinde işin yok.Önce acı gelir,ardından tatlı gelir.Sonra kırılma,sonra da onarılma gerçekleşir,ardından ölüm ve son olarak da hiç bitmeyen bir hayat gelir.Önce boyun eğilir,yücelik ondan sonra gelir.Zenginlik fakirlikten sonra gelir.Önce yokluk vardır,onu Allah’la var olmak takip eder,seninle değil

    321-) Nesin ancak,nefsinden,heva ve hevesinden,tabiatından ve bütün insanlardan uzaklaştığın zaman sağlık bulur.İnsanlara bağlanıp kalma.Çünkü Rabbinden başka hiç kimse sana ne yarar verebilir,ne zarar ne de rızık.Daima Ona kulluk içinde ol,emir ve yasakları çerçevesinde hareket et.Böyle yaparsan insanların en zengini ve en yücesi olursun ve Hz Adem’e benzersin.

    322-) Senin kalbin ölmüş ve sen kalbi ölmüş olanlarla arkadaşlık ediyorsun.Gel seçkin,bedel (ebdal) ve diri olan kullarla arkadaşlık et.Sen kabirsin,kendin gibi başka bir kabrin yanına gidiyorsun.Ölüsün,kendin gibi bir ölünün yanına gidiyorsun,sen kötürümsün,sana yolunu senin gibi bir kötürüm gösteriyor,sen körsün ,yolunu kendin gibi bir körden soruyorsun.

    323-) Günah işlediğin zaman sıkıntılar gelip üzerinden geçer.Tevbe eder Rabbinden bağışlanma diler,Allah’ın yardımını istersen sıkıntılar senin üzerine değil,çevrendekilere iner.Mutlaka bir sıkıntı ile karşılaşacaksın.Dolayısıyla Allah’tan o sıkıntı ile birlikte sana sabır ve rıza vermesini de iste ki aranızdaki ilişki zedelenmesin ve bu tırmalama,kalbi değil,kalıbı;içi değil dışı;dini değil malı etkilesin.İşte o zaman sıkıntı ceza olmaktan çıkıp nimete dönüşür.

    324-) A Münafık !

    Allah’a ve Peygamberine gerçek anlamda,işin özüyle değil de lafla tabi olmakla yetindin.Bu koca bir yalandır.İçin de böyle dışında.Belli ki sen dünyada da ahirette de alçak kalacaksın.Günahkar ve yalancı kimseler alçağın ta kendisidir.

    325-) Akıllı olun !

    Siz hiçbir şey değilsiniz.Çoğunuz her çağranın ve hayvan güdenin peşine düşüyor.Çoğunuzun söylediği sözler kalpten değil,dilden geliyor.Münafık diliyle ve başıyla konuşur,doğru sözlü kimse ise kalbiyle ve sırrıyla konuşur.Kalbi Rabbinin kapısında,sırrı ise içeridedir.Eve girinceye kadar nida etmeye devam eder.Allah’a yemin ederim ki sen bütün hallerinle yalancısın.Allah’ın kapısına giden yolu da bilmiyorsun.Sen körsün.Onun yoluna nereden kılavuzluk edeceksin? Başkasını nasıl yönlendireceksin? Seni heva ve hevesin,doğan,nefsine uymayı ve dünya ve önderlik tutkun ve arzuların kör etmiş.Organlarının işlemiş olduğu günahlar henüz kalbine vurmamışken bana gel.Yoksa günahlarında ısrar edersin de bu ısrar seni inkarcılığa kadar götürür.Allah’ın sözünü ancak gerçek anlamda O’na kul olan kimse dinleyebilir..

    326-) Ortaya koyduğun bir iş yoksa eğer,konuşacak sözün de yok demektir.

    327-) Onlardan kimisi hem kalbiyle hem diliyle çok bilgilidir.Kimisi de kalbiyle bilgilidir ama dili tutuktur.Münafığın ise dili bilgi doludur ama kalbi boştur.Onun bütün bilgisi dilindedir.Bundan dolayı Peygamberimiz (s.a.v):’Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey dili laf yapan münafıktır’ buyurmuştur.

    328-) Birisi bir köle satın aldı,bu köle dindar ve iyi kimselerdendi.

    Efendi ona;

    • Ey köle ! Ne yemek istersin?

    Köle;

    • Sen ne yedirirsen diye cevap verdi.

    Efendi;

    • Peki ne giyersin? diye sordu.

    Köle;

    • Sen ne giydirirsen diye cevap verdi

    Efendi;

    • Peki evimin neresinde oturmak istersin? diye sordu

    Köle;

    • Sen nereye oturtursan diye cevap verdi

    Efendi;

    • Peki hangi işler yapmaktan hoşlanırsın? dedi

    Köle;

    • Sen ne emredersen diye karşılık verince

    Efendi ağladı ve ‘Ah keşke senin bana davrandığın gibi,ben de Rabbime davranabilseydim’ dedi.

    • Bunun üzerine köle;

    Efendim! Kölenin efendisine karşı herhangi bir dilek ve tercih hakkı olabilir mi hiç ? dedi

    • Efendi bunun üzerine;

    Allah rızası için hürsün,seni azat ediyorum.Ama benim evimde oturmanı istiyorum ki sana canımla ve malımla hizmet edeyim dedi



    Kaynak= Abdülkadir Geylani / el-Fethu’r-Rabbani / bkz:274….283

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.