Kuran Yurdu

Ehl-i Sünnet Akidesi Ve Delilleri

    Ehl-i Sünneti güzel itikad sahibi olmada muvaffak eyleyen,onları hidayet ve feraset yoluna yoluna ileten,akidede şüpheye düşmekten ve geriye dönmekten koruyan Allah’a hamd olsun.Böylece Ehl-i Sünnet’in kendisini başlangıcı olmayan kadim,sonu olmayan devamlı,hiçbir şekilde diğer varlıklara benzemeyen ve irfanı ile ne mükemmellikle ne de hayalle idrak edilemeyen bir varlık olarak tanımalarını sağlayan Allah’a hamd olsun.Onlar ne teşbihi savundular,ne tatile meylettiler ne de naklin ve aklin hükmünden ayrıldılar

    Bir ve benzeri bulunmaktan münezzeh olanın hamdiyle O’na hamd eder,şüphelerden uzak olarak O’nu birler,peygamberlerinin sonuncusu ve seçtiklerinin en değerlisine,onun ashabına,bağlılarına , eşlerine ve taraftarlarına selam ve salat ederim.

    Ehl-i Sünnet’in itikadı şudur

    Yüce Allah mevcuttur.Bir olup ortağı yoktur.Tek olup bir benzeri yoktur.Samed olup zıddı yoktur.Eşsiz olup dengi yoktur.Kadim olup öncesi yoktur.Ezeli olup başlangıcı yoktur.Varlığı devamlı olup sonu yoktur.Bir cisim değildir.Ne ölçüde,ne de bölünmede cisimlere benzemez.O bir cevher olmadığı gibi cevhere mahal de değildir.O bir araz olmadığı gibi arazlara da mahal de değildir.Hiçbir varlığa benzemez.Hiçbir varlık da O’na benzemez.O’nun benzeri gibi birşey de yoktur.O,kendi buyurmuş olduğu şekilde ve dilemiş olduğu anlamda,temas ve hulül etmekten münezzeh olarak Arş‘a istiva etmiştir.Arş onu taşımaz bilakis Arş ve onu taşıyan melekler O’nun latif kudreti sayesinde taşınırlar ve onun elinde mağlupturlar

    O hiçbir şeye hulül etmediği gibi,hiçbir şey de O’na hulül etmez.Sonradan olma şeyler O’na mahal olmadığı gibi arazlar da O’na ilişmez.Asla değişikliğe uğramaz.Görünür olup müminler tarafından cennette görülecektir.Diri ve kudret sahibi olup asla aciz düşmez.Ne uyuklar ne de uyur

    Bütün bilinenleri bilir.Yerde ve gökte zerre kadar bir şey O’nun bilgisinden hariç değildir.Açığı da gizliyi de bilir.Gönülden geçenleri,düşüncelerin hareketlerini ve özlerde saklı olanları ezeli olarak taşıdığı kadim ilim sıfatıyla bilir.

    O bütün varlıkları idare eden ve bütün olayları çekip çevirendir.Herşey O’nun kazası,kaderi,hükmü ve dilemesiyle olur.O herşeyi işiten ve görendir.Saklı bile olsa işitmesinden hiçbir ses kurtulamaz.Ne kadar küçük bile osla gözle görülebilen hiçbir şey O’nun görmesinden kaçamaz.O,kadim bir kelamla konuşandır.

    O’nun kelamı “Allah’ın kelamını işitip dinleyinceye kadar (1)” kavlinden doalyı işitir.Bütün mahlükatı ve onların yaptıklarını O yaratmıştır.Onların rızıklarını ve ecellerini O belirlemiştir.Hak etme ve gerekli olma hükmü değil,vaadinin ve kereminin hükmü uyarınca itaatkar kullarını ödüllendirir.Çünkü hiçbir fiili yapması O’na vacip değildir.O’nun hiçbir şekilde haksızlık etmesi düşünülemez. O Hz Muhammed (s.a.v)’i bütün insanlara peygamber olarak göndermiş ve kabul etmiş oldukları hariç olmak üzere onun şeriatıyla diğer bütün şeriatları hükümsüz kılmıştır.

    O’nu diğer peygamberlerden üstün kılmıştır.Kulun,onun emrettiğini yapması ve ölümden sonrası için vaat ettiği Münker ve Nekir’in sorgusu,kabir azabı,amellerin tartılması,hesaba çekilmek,sırat,Havz ve şefaate dair hususların tasdik etmesi vaciptir.Ayrıca kulun Hz Ebu Bekir’in,sonra Hz Ömer,Hz Osman ve Hz Ali’nin (r.a) üstünlüklerine inanması ve bütün sahabeye iyi zan beslemesi gerekir.İşte Ehl-i Sünnet İtikadi bunlardan oluşur.

    • Ehl-i Sünnet İtikadının Delilleri

    Mahlukatın nasıl meydana geldiğini düşünüp irdeleyen ve onların mükemmel düzenine bakan kişi,onları var eden bir mucit ve tasarlayan bir tasarımcı olmaksızın meydana gelmeyeceklerini kesin olarak anlar.Çünkü sonradan meydana çıkmış olan her şey meydana gelirken bir vasıtaya muhtaçtır.Evren de sonradan meydana gelmiştir ve bir var edene muhtaçtır.Eğer yaratıcı sonradan meydana gelmiş bir varlık olsaydı bir var edene ihtiyaç duyardı.Bu da yaratıcının kadim olduğunu ve yok olmasının imkansız olduğunu gösterir.Çünkü yoklukta tıpkı varlık gibi bir sebebe muhtaçtır.Kadim olduğu sabit olan bir şeyin yok olması ise mümkün değildir.O bir cevher de değildir.Çünkü her cevher kendi kaplamış olduğu mekana mahsustur,oraya özeldir.Cevher o mekanda sakin veya hareket halindedir.

    Hareket veya hareketsizlik hadis olan iki durumdur ve hadis olan şeyler ise bir başka hadisten uzak duramaz.O bir cisim de değildir.Çünkü cisim parçalardan mürekkeptir.Cevher olması batıl olunca cisim olması da batıl olur.O bir araz da değildir.Çünkü araz cisme hulül edip yerleşen şeydir ve cisimlerden önce var olduğu halde nasıl olur da onlara yerleşir.O halde hiç bir şey O’na benzemez.O’da hiçbir şeye benzemez.O hayat sıfatıyla nitelenir.Çünkü O’nun Alim ve Kadir olduğu daha önce sabit olduğuna göre,zorunlu olarak hayat sahibi olduğu da kesinleşmiş olur.Kur’an bize O’nun sıfatlarını haber vermiştir,oraya bakılsın.



    Kaynak = İbnü’l-CevziMinhacü’l-Hasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin — C:1 — bkz = 86-89

    (1- Tevbe 6) ; (

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.