Eğitim Ve Terbiye Yoluyla Huyların Değiştirilmesi

Tembelliği kanıksamış ve eğitimi zor gören insanlardan biri huyların değişmesinin asla düşünülemeyeceğini zannetmiş ve bu iddiasını desteklemek için şu iki delili ileri sürmüştür:

1- Dış görünüş (halk) zahirin sureti olduğu gibi,huy da batının suretidir.Nasıl ki çirkin birisini güzel hale getirmek örneğinde olduğu gibi,dış görünüşü değiştirmek mümkün değilse, iç görünüşünü temsil eden huyları değiştirmek de mümkün değildir

2- Gazap ve şehvet mizacın ve tabiatın gereği olup tabiatı değiştirmek mümkün değildir.

Bunların cevabı şu: Huylar değişme kabul etmeseydi,öğüt ve nasihatlerin bir anlamı olmazdı.Oysa Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur :

Huyların değişmesi nasıl inkar edilebilir? Bizler avlanmış olan vahşi bir hayvanın evcil hale geldiğini,av köpeğinin yakaladığı avı yemediğini,ata güzel yürüme ve verilen komutları anlama yeteneğinin kazandırıldığını gördüğümüz halde üstelik…

Bu konudaki anlaşılamayan noktaları açıklamak üzere şöyle diyoruz : Mükemmel olarak yaratılan şeyin değişmesi mümkün değildir ve değişmez.Eksik olarak var olan ve içine mükemmel olma kuvveti yerleştirilmiş olan şey mükemmel olabilme şartını bulursa eksiğini tamamlaması mümkün olur.Çünkü bilindiği üzere hurma çekirdeği bir hurma ağacı değildir.Ancak hurma çekirdeği,terbiye görmesi şartıyla hurma ağacı olmasını mümkün kılacak bir potansiyelle yaratılmıştır.Bir hurma çekirdeği bunun için hazırlanmış olması halinde değişme kabul edebiliyorsa,huylar daha çok kabul eder ve değişebilir.

Biz burada gazap ve şehvetin terbiye edilip eğitilmesiyle onların tesirlerinin tamamen ortadan kaldırılmasını kastetmiyoruz.Çünkü bunu yapmak mümkün değildir.Bizim burada kastettiğimiz şey,eğitmek suretiyle onları itidal haline sevketmektir ve bu da mümkündür.İşte bundan dolayı şeriat böyle emretmiştir.Ancak eğitime tabi tutulanların bir kısmı kısa zamanda istenen şekli alırken,bir kısmı için bu oldukça zor ve zahmetli olmaktadır.Bu konuda

İnsanların birbirinden farklı olmalarının iki sebebi vardır

1- Fıtratın özünde var olan içgüdü kuvveti ve var olma müddetinin uzun olması.Bu hususta hallerin en zoru ve değişime en çok direneni şehvettir.Çünkü şehvet insanda ilk önce var olan içgüdüdür.Çünkü şehvet çocuğun fıtratında yeretılmış haldedir.Gazap ise ondan bir müddet sonra yaratılır

2- Huy bazen güzel olduğuna inanılarak kendi güdüsü gereği çok sık yapılan amelle pekişir ve yerini sağlamlaştırır.Eğitim ve riyazete devam edilerek ve doğruyu göstererek alışkanlık haline gelen huyun yoğun bir sis bulutu dağılıp gider.

Kişinin mizacında olan şeyin asla değişmeyeceği düşüncesinde olan kişinin bu hayaline gelince,daha önce söylediğimiz üzere bizim kastımız söz konusu sıfatları bütünüyle yok etmek değildir.Arzu ve istek zaruri bir faydayı temin etmek için kişinin mizacında yaratılmışken bunu nasıl söyleyebiliriz? Yeme isteği kesilecek olsa insan ölür,cinsel istek ortadan kalka ortadan kalkacak olsa nesil tükenir,gazap bütünüyle yok olsa insan kendisini ölüme götürecek şeylere karşı savunma yapamaz.Arzu ve isteğin aslı devam ettiği sürece kişiyi bu isteğe ulaştıran mal sevgisi de devam eder.

Eğitim ve riyazetten kasıt,istek ve arzuyu ifrat ile tefrit arasında yer alan itidal haline getirmektir.Aynı şekilde gazaptan yapması istenen şey de kişiyi koruması,aşırı uçlarda yer alan tehevvür ve korkaklıktan uzak olmasıdır.Yüce Allah şöyle buyurmuştur : ‘Kafirlere karşı çetin…’ .Burada geçen çetin olma sıfatı gazaptan doğar.Gazap tamamen işlevsiz kalacak olsa kafirlerle cihat etmek imkansız hale gelirdi.

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuşken gazabın kökten ortadan kaldırılması nasıl amaçlanabilir : ‘Ben ancak bir insanım ve insanın gazaplandığı gibi  ben de gazaplanabilirim’.Yüce Allah’da ‘öfkesi olmayanlar‘ değil ‘öfkelerini yutanlar (Al’i İmran 134)‘ buyurmuştur

Eğitim ve riyazetten amaçlanan şeyin,itidal halini elde etmek olduğunu gösteren delillerden biri de şudur : Cömertlik,kişide bulunması istenen bir huydur ve aşırı uçları oluşturan israf ile cimrilik arasında bulunur.Yüce Allah,cömertlik ederken itidal halinde bulunanları şöyle övmüştür : ‘Harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler,ikisi arasında orta bir yol tutarlar (Furkan 67)‘.Aynı şekilde,yeme isteğinde de istenen şey mutedil olması,oburluk ve çok az yemek derecesinde olmamalıdır.Yüce Allah bu hususta şöyle buyurmuştur : ‘Yiyin için fakat israf etmeyin (A’raf 31)’.Fakat müridine doğruyu gösteren şeyhin,onun gazap ve arzuya meylettiğini gördüğünde müridi orta yola çekmek için genel olarak gazabı ve arzuyu aşırı bir şekilde kınaması güzel bir davranış olur



Kaynak : İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: I / bkz : 596-597

Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.