Dünya Malı İle Meşgul Olup Ahiretini unutan İnsanın durumu

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki: Ahirette dünya;sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer.Dikkat etsin,o parmağıyla denizden neyi geri getirebilir? Dünya malına dalanların,dünya malı ile uğraşıp ahireti unutmaları ve bu nedenle büyük zarar görmelerinin diğer bir benzeri de şudur;

Dünya malına dalan kimselerin,gafletlerini sefere çıkaran bir gemi misaliyle anlatabiliriz.Gemi bir sahile uğrar.Geminin kaptanı yolculara dışarı çıkıp ihtiyaçlarını giderebileceklerini söyler.Yalnız geç kalmamaları için sıkı sıkıya tenbihte bulunur.Yolcular iner,ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra gemiye dönerler.Fakat bir kısmı gemiye çabuk döndüklerinden en iyi yerleri kaparlar.Bir bölümü de sahilin yeşilliğine ve güzel manzarasına,kuşların sesine hayran kalır.Sahilin ağaçları,taşı,toprağı ve madenleri üzerinde düşünceye dalarlar.

Daha sonra akıllarına geminin kalkacağı gelir,gemiye doğru koşarlar.Ancak geç kaldıkları için geminin en kötü yerinde,ayakaltında kalırlar.Diğer bir bölümü de sahilin çeşitli ve kıymetli taşlarından kendini alamaz,bu taşlardan alabildiği kadarını aldıktan sonra,gemiye dönerler.

Fakat gemide yer kalmadığı için,ancak sıkışık bir durumda gemiye girebilirler.Getirdiği eşyaları ve kıymetli taşları gemiye sokamaz.Aldığı taşlar boynunda asılı kalır,ağırlığını taşıyamaz.Atmak isterse de atmaz.Çünkü bu yük,boynunda asılı kalmıştır.Pişman olmaya başlar.Fakat pişmanlığı fayda vermez.Diğer bir kısmı da sahilin güzelliğine öyle dalar ki,gemiyi de,geminin kalkacağını da unutur. Hatta geminin kalkış düdüğünü bile duymaz.

Sahilin meyvelerini yemek,güzel kokularını koklamakla vakit geçirir.Böyle önüne çıkan dikenler ayağına batar,elbiselerini yırtar.Yoluna çeşitli engeller çıkar,korkunç sesler duyar.Sonunda geminin hareketini duyunca yükü ile beraber gemiye yetişebilmek için koşar.Fakat gemide yer kalmadığı için giremez,sahilde kalır,nihayet helak olur.

Bir bölümü de geminin kalkışını hiç duymaz.Gemi kalkar.Sahilde kalanların bir bölümü yırtıcı hayvanlara yem olur,bir kısmı da sürüne sürüne ölür.Dünyaya sığamaz,topladığı çiçeklerin rengi solar,onların kokusu burnuna pis ve nahoş gelir,bu da ona işkence vermeye başlar.

Onlardan kurtulmak için onları denize atar.Gemiye en son varan ne kadar sıkışık olsa da gideceği yere vardıktan sonra rahata kavuşur.Zamanında gemiye binen ise yolda çok rahat eder,huzur içinde memleketine kavuşur.

İşte dünya ehlinin durumu budur.Dünyanın aldatıcı ve peşin görüşüne, manzaralarına kapılıp,nereden gelip nereye gideceğinden habersiz gafillerin durumu budur.

Dünyanın bitki,süs,altın ve gümüşleriyle kibirlenip bunları topladığı için kendini akıllı zannetmek çok çirkindir.Çünkü ölürken bu topladıklarından hiçbirini yanına alamayacak,hepsi kendisi için bir azap olur.

Bugün bile (yani dünyada iken) topladığı şeylerin kaybolma tehlikesi vardır,hayatında bile onların sıkıntısı ile uğraşır.Daha akıllı davranmak bunların hangisidir? İşte insanların durumu budur.



Kaynak= İmam Gazali / el-İhya / C:3 / bkz:629-630