Kuran Yurdu

Duhan Süresi Abdülkadir Geylani Tefsiri

    Duhan Süresi Geylani Tefsiri



    Kitab-ı mübine yemin olsun (1) Apaçık olan kitabın hak olduğuna yemin olsun.O kitap,Kur’an-ı Azim’dir.Onun hiçbir yerine batıl bulaşmamıştır.O Hakim ve Alim olan Allah tarafından indirilmiştir.Biz onu mübarek bir gecede indirdik.Biz uyarıyoruz (3)

    Biz yüce ve büyük olan kerem makamımızdan o kitabı sana,hayrı ve bereketi çok olan bir gecede indirmeye başladık ve senin işinin büyüklüğünü,vazifenin büyüklüğünü teyit etmiş olduk.O gece Kadir gecesi veya Berat gecesidir.Bir o kitabı indirirken,bütün hükümleri,nasihatları , ibretleri,örnekleri , kıssaları,tarihleri , marifetlere ve hakikatlere dikkat çeken sembol ve işaretleri içinde bulunduran bir kitap olarak indirdik.Biz o kitapta indirmiş olduğumuz emir ve yasaklarla,korkutan vaatlerle ilahi adalet yolundan ayrılanları,apaçık gösterilen yoldan sapanları korkutuyoruz.Biz o kitabı sana böyle bir gecede indirdik,zira ;

    Bütün işler,yerli yerince,o gecede belirlenip ayrılır (4) Ey peygamberlerin en mükemmeli,sen o yücelik makamını elde ettiğin zaman,tamamen ilahi hakikatlerle meydana gelecek olan bütün işler teferruatıyla senin yanında belirlenip ayrılır.Bunun içindir ki sana verilen bu kitapta zikredilmiş olanlar,bizim emirlerimizdir.Sapasağlam olarak bizim tarafımızdan,kamil ilmimizin ve kudretimizin,sonsuz hikmetlerimizin gereği olarak indirilmiştir ki sana hidayet olsun,bütün kullarımıza yol göstersin ve böylece onlar sana tabi olsunlar.

    Biz her zaman peygamberler gönderdik (5).Biz her daim peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.İnsanlar bozulup da kendilerine zarar verdikleri zaman,onlara yapacakları işleri anlatan ve açıklayan kitapları peygamberlerle gönderdik.Peygamber gönderilmesi ve kitap indirilmesi işi Senin Rabbinin bir rahmetidir.Çünkü o semi ve alimdir (6)

    Ey peygamberlerin en mükemmeli,bu senin Rabbinin,kulları arasında bozgunculuk ortaya çıktığı zaman yapageldiği bir merhametidir.Zira o Allah,kullarının kendi kabiliyetlerine göre,kendisine yalvarmalarını en iyi duyandır,ihtiyaçlarını ve niyetlerini en iyi bilendir.

    Allah kullarına nasıl merhamet etmez! Onların ahvalini nasıl düzeltmez! Halbuki o Allah’ın bizzat kendisi Eğer kuşku duymadan inanmak isterseniz,o Allah göklerin,yerlerin ve bu ikisi arasında kalan her şeyin Rabbidir (7) Yani Allah her şeyin Rabbidir ve her şeyi tek başına ve hiçbir şeye ihtiyaç duymadan yaratmıştır.Şayet siz marifet ve yakin erbabı iseniz Allah’ı böyle tanıyınız ve buna göre saygı duyunuz Ondan başka ilah yoktur.O diriltir,o öldürür.Hem sizin Rabbinizdir,hem de sizin atalarınızın Rabbidir (8)

    Ondan başka ne bir ilah vardır,ne de bir varlık vardır.O tek başınadır ve ortaklarının olmasından kesinlikle münezzehtir.O istediği her şeyi gölgesini uzatarak var eder,dilediği şeyleri de gölgesine çekerek yok eder.Çünkü o hem sizin Rabbinizdir hem de atalarınızın Rabbidir.Ondan başka sizi besleyen başka birisi yoktur.Eğer Allah’ın bütün kulları onun tek ve bir oluşunun delillerini düşünseler,onun Tanrı olduğuna dair,Rab olduğuna dair işaretlere bakmış olsalar onun zatının birliğini yakinen görür ve anlarlar.

    Bilakis onlar şüphe içinde oynaşıyorlar (9).Onların büyük bir kısmı gaflet içinde,zan ve cehalet vadilerinde,kendi bozuk düşünceleri gereğince eğleniyorlar,oyalanıyorlar.Gökyüzünü kara dumanların kapladığı günü gözetle (10).Ey peygamberlerin en mükemmeli,onlar küfürlerinde ve şirklerinde ısrar edip devam ederlerse,gökyüzünü kara dumanların kapladığı gün onların başlarına gelecek olan büyük belayı bekle ve gör O duman insanları kaplayacak ; bu ne şiddetli azap diyecekler (11).O duman insanların üzerine çökecek,onlar felaketi anlayacaklar ve bu ne acı azaptır diyecekler.Hemen Allah’a yalvarışmaya başlayacaklar ve şöyle diyecekler :

    Ey rabbimiz,üzerimizdeki azabı kaldır.Çünkü biz iman edeceğiz (12).Ey Rabbimiz,lütfun ve kereminle üzerimizdeki azabı kaldırırsan senin birliğine inanacağız,kitabını ve peygamberlerini kabul edeceğiz.

    Şöyle bir olay vardır:

    Kureyşliler peygamberle alay etmede,onu ve zayıf müminleri aşağılamada ileri gidince Hz Peygamber (s.a.v) onlara beddua etti Ey Allah’ım,Hz Yusuf’un rüya tabir ederken söylediği yedi senelik kıtlığa bu kafirleri de düçar ederek bana yardım et’ dedi.Allah peygamberin duasını kabul etti v onları kıtlık ve yoklukla cezalandırdı.Öyle bir hale düştüler ki ölüleri ve leşleri yediler.Pek çokları helak oldular,öldüler. O vakit üzerlerine kara dumanlar çöktü.Birbirlerinin sesini duyuyorlardı fakat yüzlerini göremiyorlardı. Bağrışarak,çağrışarak şöyle diyorlardı :

    ‘İşte şiddetli azap bu.Ey Rabbimiz,üzerimizdeki azabı kaldır.Çünkü biz iman edeceğiz’. Onlar bu halde iken Ebu Süfyan Resulüllah’a geldi ve şöyle dedi : Sen sıla-i rahimi emretmiştin.Kavmin fakirlik ve yoksulluktan kırılıyor.Bunun üzerine Hz Peygamber (s.a.v) Allah’a dua etti,Allah’da Kureyşlileri beladan kurtardı.Bütün bunlara rağmen verdikleri sözlerini tutmadılar.

    Şu zakkum ağacı (43).ki gaflet ve dalalet sahipleri için hazırlanmıştır.Günahkarların yemeğidir (44).Boğazına kadar günaha ve suça saplanmış olanların yemekleridir.Onlar Ebu Cehil ve onun gibi asilik edenler,sapıklıklarında inat edenlerdir.Yağ tortusu gibi midelerde kaynar (45).Bu ağaç yakma ve acı verme hususunda erimiş altın madeni veya yağ tortusu gibidir.O kadar çok sıcaktır ki midede kaynamaya devam eder.Tıpkı kaynar suyun fokurdaması gibi (46).Kaynayan suyun fokurdaması gibi cehennem ehlinin midelerinde kaynayacaktır

    Hz Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur : Ey İnsanlar! Allah’tan hakkıyla korkunuz.Eğer o zakkumdan bir damlası yeryüzüne damlamış olsaydı,dünyadakilerin yiyip içtikleri şeyleri sonsuza kadar zehir gibi acı bir hale getirirdi.Acaba devamlı yiyip içtiği zakkum olanların,başka bir yiyecekleri olmayanların hali nasıl olur? Onlar bu azaba müstahak görülmüşlerdir.Bu korkunç azap neticesinde bağırsakları parça parça olur.Cehennem ehlinin azap çekmeleri ile görevli zebanilere,Allah tarafından şöyle denir :

    Tutun da itekleyin onu ateşin ortasına (47).O günahkarı yakalayın ve ateşin ortasına fırlatın.Sonra,tepesinden kaynar azap sularını dökün (48).Tıpkı midesindeki gibi kaynar azap sularını başından aşağıya dökün ki o korkunç azap içinde iyice boğlsun.Onların tepelerinden kaynar suları boşaltırken,onları aşağılamak ve kınamak için şöyle söyleyiniz:

    Şimdi azabı tat bakalım.Hani sen üstündün,seçkindin (49).Ey zorba,en inkarcı kişi.Şimdi azabın tadına bak bakalım.Kendi iddiana göre sen güçlüydün,azaba engel olabilirdin.Bu vadide yaşayanlar arasında en kuvvetli olan idin.Azap iyice şiddetlenince onları daha da aşağılamak için şöyle söyleyiniz:

    İşte bu sizin şüpheyle baktığınız şeydir (50).Sizin şu an tatmakta olduğunuz azap,dünyada iken şüpheyle,baktığınız ve inanmadığınız şeydir.Allah bundan sonra,kendi sünnetinin gereği olarak inanan ve korkan müminlerin ahrette gidecekleri yerleri ve varacakları makamları açıkladı ve şöyle buyurdu:Müttaki olanlar emin bir yerde olacaklardır (51)

    Allah’ın haramlarından her zaman ve her halde sakınanlar dünyadan ayrıldıkları zamane min bir makama gideceklerdir.Onların gidecekleri yer güvenlidir,her türlü değişime karşı korunmuştur.Gaflet ve dalalet yanlışlarına kapılmalara karşı korunaklıdır.Netice olarak onlar :

    Cennet bahçlerinde ve pınar başlarında olacaklardır (52).Onlar ilme’l-yakin,ayne’l-yakin ve hakka’l-yakin bahçelerinde ve çeşit çeşit marifet,hakikat,küşuf ve şühud pınarlarının şırıltıları arasında olacaklardır.Ruhani lezzetleri tadarak refah ve zevk içinde olurlar iken; İnce atlastan ve zarif ipekten yapılmış giysilerle karşı karşıya oturacaklardır (53)

    Onlar Allah’a yakınlaşma ve erişme derecelerinin en yücesi olan keşf ve şühud erbabının giydiği elbiselerden giyeceklerdir.Bu elbiseler marifetlerin ve hakikatlerin ince ve kalın kumaşlarından yapılmıştır.Sonunda öyle bir yerde bulunurlar ki birbirlerini karşılıklı olarak severler,birbirlerine aynı özlemi duyarlar ve beraber olurlar Bunlar olurken onları güzel cennet kızları ile evlendiririz (54)

    Böylece onlar için,dünya hayatından ayrıldıktan sonra işin hakikati ortaya çıkmış olur.Bu yakınlaşma,ulaşma , vecd ve huzurlu olmanın yanında onları cennet hurileri ile evlendiririz.Dünya hayatlarında iken Rablerinin huzuruna çıkabilmek için edindikleri güzel amellerin,güzel ahlakın,güzel hasletlerin sonucu olarak onları ödüllendiririz.

    Orada her yemişten korkusuzca isteyebilirler (55).Oraya yerleşince,eşlerinin hoşlarına gidecek her türlü meyveden,yani kendi istidatlarına uygun meyveler veren ilme’l-yakin,ayne’l-yakin ve hakka’l-yakin ağacının meyvelerinden korkusuzca alabilirler.Şeytanın dünyada yaptığı gibi yapmasından,allayıp pullamasından korkmadan o meyvelerden yiyebilirler.Kısaca onlar Rablerinin katında ezeli ve ebedi hayatlarını yaşamaktadırlar.Allah’ın bakasınca da öyle kalmaya devam edeceklerdir.Şöyle ki ;

    Dünyada tattıkları ilk ölüm dışında orada bir daha ölüm tatmazlar.Rableri  onları cehennem azabından da korur (56).Ruhani lezzetlerden alıkoyan ölümün acısını,dünyadan ayrılırken tattıkları ilk ölümden başka tatmayacaklardır.Tattıkları bu ilk ölüm onları nasut aleminin gereklerinden ve varlık aleminin gereklerinden ayrılmıştır.Neticeten,onlar vücud fezasına varıp da lahut alemine ulaştıktan sonra Rableri onları,dünyada yapılanların cezası olan cehennem azabından koruyacaktır.

    Onlara her ne verilmiş ise;Senin Rabbinin bir lütfudur.İşte bu büyük kurtuluştur (57)

    Ey peygamberlerin en mükemmeli,bunlar senin Rabbinin bir lütfudur.Rabbin onları lütfunun ve cömertliğinin gereği olarak vermiştir.Onlar hak ettikleri için veya itaatlerinin gereği olduğu için değil.Allah’ın muttaki kullarına müjdelediği şey işte bu büyük bir lütuftur.Bundan daha büyük ve daha yüce bir kazanım yoktur.



    Kaynak : Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: V / bkz : 260-274

    Okuduğunuz Makaleyi Paylaşmak İster Misiniz?
    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.