Düğünlerdeki Rezalet

İslami bir düğün nasıl olmalıdır ? sorusuna gelince: Bu her zaman ve her yerde sorulan bir sorudur.Hiçbir zaman da kesin ölçülerle cevaplanmış olduğunu sanmıyorum.Çünkü bu soruyu soranlar daima belli kalıp ve ölçülerle klişeleşmiş şekiller istemektedirler. Halbuki,yeryüzünün her coğrafya ve ikliminde yaygın halde bulunan Müslümanlar,bu konuda İslam’a uygun olsa bile,birbirlerinden oldukça farklı adet ve törelere sahiptirler (M. Zeki Duman / Adab-ı Muaşeret / bkz = 88)”

Even şunu kabul ediyoruz ve katılıyoruz ki “Düğün bir neşe ve eğlence vesilesidir.Şu kadar var ki,eğlence tarzının,dinen yasak olmayan söz ve hareketlerle olması gerekir.Fert veya toplum için zararlı kabul edildiğinden İslam’ın haram kıldığı ; içki,kumar,kadın – erkek karışımı dans ve eğlenceler,gayr-i meşru söz ve hareketler,bir Müslümanın neşesinin tezahürü olmamalıdır.Aklın ve dinin hoş göreceği şekli ise bizzat Resulüllah’ın tavsiyeleridir (M. Zeki Duman / Adab-ı Muaşeret / bkz = 89)”.Ve şunu da itiraf ediyoruz ki “Düğünlerde haramla ilişkisi bulunmayacak şekilde eğlenmenin,şarkı ve türkü söylemenin dinen hiçbir mahzuru yoktur (M. Zeki Duman / Adab-ı Muaşeret / bkz = 90)”

Yeter ki “Bu esnada söylecenk şarkıları,eğlendirici, medh ve tebrik edici mahiyette olabileceği gibi,milli his ve duyguları canlı tutacak karakterde olması da mümkündür (M. Zeki Duman / Adab-ı Muaşeret / bkz = 90)”.Ancak bunu dikkate alan ya da bunları uygulayacak kimse yoktur ya da 1.000.000 / 1 ihtimaldir.Evet bu açıklamalardan sonra şöyle bir giriş yapalım:

  • Resulüllah (s.a.v)::Kıskançlık imandandır,gayr-i meşru tarzda kadınlı-erkekli bir arada bulunup oynaşmak nifaktandır / münafıklıktır

Evet :Bir erkeğin ailesinden olan eşinin,kızının, kardeşinin başka erkeklerle beraber oynaştığından yada sizin tabiriniz ile oyunda el ele tutuşmalarından haberdar olmasına rağmen bundan rahatsızlık duymaması,bunu hoş görmesi ve buna göz yummasına ‘Meza denir.Meza’nın tanımını yaparken : Kadın-erkek bir araya gelmek sureti ile sonradan kalkıp birlikte oynaşıp mezileri / suları akana dek oynaşıp öpüşmektir. Orjinaline bağlı kalınmak sureti ile değiştirilmiş ve düzeltilmiş olup ilgili bölüm için (Ebu’l-Leys Semerkandi / Bostanü’i Arifin / bkz:315) nolu sayfaya bakabilirsiniz.Bizim kimsenin eğlencesinde,düğününde gözümüz yok.Ancak yukarıda da belirtildiği üzere dinen haram olmadığı ve Allah’ın koymuş olduğu sınırlar aşılmadığı ve yasaklar delinmediği sürece düğünde ağlayacak halin olmayacağı gibi doğal olarak seviyeli ve adabına uygun bir şekilde eğleneceksin.Ancak bu eğlence nasıl olmalı ,düğünlerde yapılan yanlışlar nelerdir ? Aşağıda daha fazlası açıklanacağı üzere;

İsterseniz önce düğün organizasyonlarında yapılan yanlışlara değinelim ki bunlardan birisi de yapılan israf ve sunulan içecek çeşitleri. Allah rızası için şuraya 50 TL ver diyecek olsan eli cebine gitmez,vermemek için minareyi kılıfa sokar ama düğün salonun 5.000 – 6.000 TL vermekten geri durmaz ve çekinmez.Sonuçta insanlar görecek ve diyecek ki ne güzel düğün oldu,ne harcama yaptı,çok cömert vb bir sürü övgü.Zaten 2-3 saat sürecek bir eğlence için ki zaten eğlenen kişi sen değil başkaları oynayacak,cefasını sen sefasını başkası sürecek,2-3 saat sonra herşey sona erip ay sonunda ödemen gereken yerleri gördüğün zaman yaptığın harcamalardan pişman olacaksın ama iş işten sonra geçecek.Bu noktada şuna dikkat çekmek istiyorum ki bu noktada mutlu ve huzurlu olmak için evlenen çiftler arasında geçimsizlikler dolayısı ile başlayacak huzursuzluklar,kavgalar, sürtüşmeler ve ayrılıklar.Başkasını memnun ederken kendini helak etmenin bir aşaması budur.Tabi ki bu israfın da bir manevi sorumluluğu var ancak o konuyla pek alakadar olmayacağınız (istisnaları tenzih ederim) için o kısıma burada değinmiyorum.

Dakika bir gol bir.Evliliğin ilk adımı hatayla ve günahla başladı.Geliyoruz ikinci adıma gelin olacak hanım kardeşimizin gelinlik giymesine.Evet her genç kızın hayalidir o beyaz gelinlik içinde bulunmak.Bu belki kimisine nasip oluyordur belki de olmuyordur.Olan şükretsin olmayan da haline şükretsin.Unutmasın ki değil o gelinliği giymek evlenmeye bile mecali olmayan,hasta insanlar var. Her neyse…….

Allah’ın kutsal saydığı bu müessese zaten ilk başta hatayla ve günahla başlamıştı ki bunu sürdürüyoruz.Gelin kardeşimiz gelinlik dükkanına gidiyor bir gelinlik seçiyor ki akıllara zarar.Ne sen sor ne de ben anlatayım.Göğüsler fiyasko,belden yukarısı çıplak,aşağısı desen zaten es kaza dikkat etmezse eğer bir merdivenden yukarı çıkacak olsa,yüksek bir yerde duracak olsa veyahut de bir rüzgar esip kaldıracak olsa her şey açıkta.Allah’ın kutsal saydığı müesseseyi gerçekleştiriyor ve peygamber’in sünnetini uyguluyorya kendi kıt aklınca.Gerçi suç o gelin de mi yoksa o gelini yanına yatırıp eş diye koynuna alacak kişide mi bilmiyorum ama neyse.Bu konu çok su götürür.Bunu burada kapatmak istiyorum.Ama şunu da unutmayın ki bu da helak olmanın ikinci adımı.Çünkü günah üzerine kurulan yuvadan Hak katında ne kadar sevap alınabilir orası meçhul.

Şimdi geçiyoruz helak olmanın ve helak etmenin üçüncü aşamasına;Ancak burada düğün sahibi vesile olsa da asıl suçlu az sonra anlatacağımız kaidelerdir;

Evli bir çift ya da bekar fark etmez ; Kendisine ulaşan düğün davetiyesi sonucu,diyor ki davete icabet etmek sünnettir.Evet biz de diyoruz ki bu hadis-i şeriflerde de sabittir ve doğrudur.Ancak bunu belirleyen şartlar,durumlar ve kurallar var. Allah’ın sınırları aşılmadığı yada bu sınırlara yaklaşılmadığı sürece evet sünnettir.Amma gel gör ki o sünnettir diyenler giriyorlar yatak odasına,gardorabında ne kadar kıyafet varsa hepsini indiriyorlar.Hepsini deneyecek ve düğünün en şık hanımı kendisi olacak ya… Her neyse sonunda bir kıyafet buluyor,güzelce bunu üzerine takıyor,geçiyor aynanın karşısına bir saatte orada boyanmadık yer bırakmamak sureti ile makyaj yapıyor daha yetmedi bir de kendine deodorant adı altında tahrik edici ve dikkatleri üzerinde toplayıcı bir parfüm sıkıyor , ondan sonra da alıyor onu kocası takıyor koluna gidiyorlar düğün salonuna.Ama dur daha bitmedi. Düğün salonu erkek-kadın karışık.Kapıdan girer girmez bir koku ,gözler hanım kardeşimizin üzerinde,hanım kardeşimizin üzerinde zaten şıklık adına giydiği kıyafetten eser yok,yarı yada yarıdan daha fazla çıplak,kocasıyla beraber gülümseyerek yada annesiyle-babasıyla her neyse başlıyorlar ilerlemeye.Daha bitmedi dur……… Başlıyor müzik , eğlence, dans.Evet belki herkes kendi karısıyla dans ediyor ama kimin eli kimin cebinde belli değil. İşte bu noktada yüce Allah’ın :’insanlardan kimisi bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak için boş sözleri satın alırlar (Lokman’6)’ ayeti devreye giriyor.Hasan-ı Basri bu konuda ayeti tefsir ederken diyor ki :Bundan kasıt şarkı ve çalgı aletleridir demiştir.İşte bu da helak olmanın ve buna vesile olmanın üçüncü basamağıdır.

Yukarıda anlattıklarım zaten beni pek kaale almaz,anlattıklarımı yada anlatacaklarımı dinlemeyecekleri gibi ilgilenmezlerde.Zaten aslında benim asıl anlatmak isteğim genel olsa da asıl beni ilgilendiren muhafazakar kesimin yaptığı yanlışlar ki bunlardan birisi de;

Düğünümüsz mevlütlü olacak savsatası ile hem kendilerini kandırıyorlar hemde başkalarını kandırmaya yelteniyorlar.Yerseler eğer….

Düğünümüz mevlütlü diyorsunuz iyi hoş,düğüne gidiyorsun Allah razı olsun 10 dk ya okunuyor yada okunmuyor okunsa da doğru düzgün kimse dinlemiyor, 10 dk’dan sonra Kur’an-ı evlerinde rafların üzerine koyup da seneden seneye yüzlerini açtıkları gibi kapatıyorlar nerede bizim şarkıcımız,müziğimiz oynayacaz demeye başlıyorlar.

Ve bu noktada yüce Allah’ın ‘O kimseye ayetlerimiz okunduğu zaman güya iki kulağı sağırmış da bunları işitmemiş gibi büyüklenerek yüz çevirir (Lokman’7)’ ayeti devreye giriyor.Evet az önce okunan Kur’an-ı Kerim’i ya kimse dinlemediği,idrak etmediği ve kendisini ona vermediği gibi,çalan müzikle beraber boş sözlere,oyuna ve eğlenceye dalan kimse pür dikkat kendini ona veriyor.İhlas ve huşu içerisinde dinlemesi gereken Kur’an-ı Kerim yerine çalan müziği dinliyor.Okunan Kur’an-ı duymazlıktan geldiği,ilgilenmediği ve yüzünü çevirdiği gibi çalan müzikle beraber kendisini kaptırıyor ve bununla da çok mutlu olduğunu hissediyor.Okunan Kur’an’dan rahatsız olmasının sebebi ise onu uygulamaması,kendisine ağır gelmesi ve gerçek hayatta tamamen ondan yüz çevirmesi, yararlanmaması ve bu ayetlerle yakından uzaktan bir işinin olmamasıdır.Ne olacak namaz yok,niyaz yok,oruç yok,zina zaten akıllara zarar,gözlerine sahip çıkamıyor ondan sonra Allah’ım beni affet.Evet belki affeder ama şurası da var ki: “İşte Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu kötü zandır ki sizi mahvetti de, o yüzden hüsrana uğrayanlardan oldunuz )Fussilet ‘ 23)”

Şurası da acı bir tablodur ki Allah’ın dinini bir nevi oyuncak haline getiriyorsunuz. Mevlüt diyorsunuz (ki bu sonradan çıkmıştır,sünnet ile alakası yoktur) , Kur’an diyorsunuz,pür dikkat düğün sahibi olarak da davete icabet eden dinleyici olarak da buna önem vermiyorsunuz,ondan sonra Allah Allah derken bir anda şeytanın arkadaşı oluyorsunuz.Nasıl olacak bu iş.Allah size o sizin apaçık düşmanınızdır,sizde onu düşman edinin demedi mi?

Ne acıdır ki bu tablo ”Ve o ayetleri eğlence edinmek için (Lokman’6)” ayetine bir işarettir.Siz Allah’ın ayetlerini bir nevi eğlence konusu yapıp kendi kendinizi kandırıyorsunuz.Bu da helak olmanın dördüncü basamağıdır.

Ayrıca düğün sahibi doğal olarak zaten yarı çıplaklar ile işimiz yok ancak kapalı olduğunu iddia eden hanım kardeşimiz ve onun kocası olacak müstakbel damat adayı bir de bu düğün esnasında gerek kendilerinin gerekse düğüne icabet eden misafirlerin namazlarını kılmamalarına vesile olacağı için al burdan yak misali.Bu da helak olmanın beşinci basamağıdır.

Özetle diyecek olursak; Davete icabet eden misafirler; bu icabetiniz sizi Allah’ın sınırlarını aşmanıza vesile olmayacaksa,Allah’a karşı olan kulluk görevlerinizi yerinize getirmenize engel olmayacaksa ve Allah’ın haram kıldığı ve yasakladığı bir ortama sizi sürüklemeyecekse buna bir itirazımız da sözümüz de yok.Ancak tüm bunların tersi olacaksa eğer ; başkasını razı edeyim derken kendinizi helak etmeyin.Bir defadan bir şey olmaz demeyin.Bir vakit namazı göz göre göre geçirmek onu savsamak ve önemsememeketir ki bunu da yüce Allah Maun süresinde ‘Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki namazlarını ciddiye almazlar‘ buyruğu ile ifade etmiştir.

Gelin ve damat adayına gelince ; Allah’ın kutsal saydığı aile hayatına Allah’ın haram kıldığı ve yasakladığı bir eylemle girmeniz sizin için bir hayır değil tam aksine bir şerdir.Allah bunu ama affeder ama azap eder.Orası ilahi takdirin tecellisidir.

Tüm yukarıda anlatılan yanlışları ifade eden bir söz ile konuyu kapatmak istiyorum:

İbn Mesud yanındakilere diyor ki:Eğer hayatta kalacak olursanız ve doğru bulmayacağınız gibi bunları değiştirmeye de gücünüzün yetmeyeceği şeylerle karşılaşırsanız,kalbinizde bu halden hoşlanmadığınızı ve uygun olmadığını kendinize söyleyin ve bu yapılanları da hoş görmeyin.

(Yazı kişi yada kişilere yönelik yazılmamıştır ve hedef alınmamıştır)

Selam hak edenlerin üzerine olsun